16 Ekim Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Gençtik, Güzeldik!

Gençtik, Güzeldik!

HAZİRAN OLAYLARINDA YİTİRDİĞİMİZ GENÇLERİN ANISINA 

Bataklıkta biten nilüferler gibiydik
Umutla çiçeklenip
                   Solmayı bekledik!
Ya da
Dağ eteklerinde, kırlarda
Kendiliğinden biten yaban otları gibi
Sevgisiz ve ilgisiz büyüdük…
 
Renkli çiçekler açtık, taze güzel
Ve beklenmedik…
Oysa
Anamız, Babamız, hatta ülkemiz
Umutlarını bize bağlamışlardı
“Oğul balı, gül dalı’ydık onlar için.
 
Bizden yana olumlu bir şey yapılmadı pek…
Yalnız;
Çıkarcılığın, ikiyüzlülüğün, bencilliğin
Şekilciliğin, göstermelik yurtseverliğin,
Sahte ahlakçılığın ve çağdışı eğitimin
Kavram karmaşıklığının
Kokuşmuş ortamında yeşerdik;
Kırık bir dal gibi!..
 
Gözlerimizi açtığımız bu dünyayı beğenmemiştik!  
Önümüzdeki örnekleri de…
Anlamadan, sevmesini bilmeden
Hazırlamasını beceremeden,
Yaşadıkları çağı kavrayamadan
Ve iyi örnek olamadan,
Yetiştirmeye çalıştılar bizi…
 
Haklı olduğumuz kadar, haksızdılar
Çağdaş görünümlü olsalar da
Çağdışıydılar…
 
Güzelliğimize varamadılar
Bir türlü anlayamadılar bizi…
 
Bu yüzden sevilemedik,
Sevemedik biz de onları…
                 “Kuşaklar arası çatışma” dedi uzmanları buna
 
Babalar oğullarıyla, analar kızlarıyla
Çelişkili yaşadılar hep…
Kalıp dışıydılar, kalıba sığdırmaya çalıştılar.
Yadırgadılar bizi!
Barıştan, güzelliklerden yanaydık,
Savaşın ve kavganın içine çekildik!…
 
Delice güzeldik oysa
Çirkin gördüler bizi…
 
Beceriksizliklerinin, kokuşmuşluklarının
Çapsızlıklarının yaya kalışlarının ceremesini
Bizlere ödettiler hep…
Alışılagelmişin ötesine çıkamayışlarının hesabını
Bizlerden sordular nedense…
Kendi kısır, ürünsüz siyasi kavgalarının hesabını da
Bizlere ödettiler…
 
Kaç kuşak harcandı bu uğurda;

Ali Kaya

47, 68, 72 ve 80’li yılların kuşakları
Bir ülkeyi kurtarmak (!) için harcandı hep…
 
Kimimiz darağacına gittik,
Kimimiz demir parmaklıklar arkasına…
Kimimiz bir kör kurşuna hedef oldu.
Potansiyel suçlu bulunduk her devirde.
 
Onlardan daha da ötelerdeydik oysaki!
Erişememenin suçlu olmanın ezikliği
Ve
Nefret edilen kişisel kusurlarını başkalarında aramanın
Bilinçaltı mızıkçılığıyla
Yüklendiler üstümüze…
Ezercesine, yitirircesine
Bilmek ve anlamak istemeden!
 
Adımız verilirken de
Hiçbir şey sorulmadı bizlere.
Nasıl uygun görülmüşse
Öyle konulmuştu adımız.
Özgür’dü, Özgün’dü, Özge’ydi
Evrim’di, Devrim’di, Sevgi’ydi
Barış’tı, Saygın’dı adlarımız.
                  Adımızla uyum içindeydi davranışlarımız…
 
Serdar, Serkan, Serhat,
Savaş, Hakan, Hıncal, Öcal
Denildi kimimize.
Kabullenmesek de eh,
Öyle yazılmıştı künyemize
Özümüze uymasa da
Öyle konulmuştu adımız.
                  Adımızla çelişkiler içindeydi davranışlarımız!..
 
Başı kasklı, eli coplu, üniformalı
Seçilmiş ve eğitilmiş akranlarımızı saldılar üstümüze.
Onlarda silah,
Bizde kurşun kalem…
Onlarda kalkan,
Bizde karanfil, kitap…
Kötü sözlerine bile
Şarkılarla, türkülerle karşı koyduk…
 
500 kişiydik önce,
1500 çelik yelekleriyle geldiler alanlara
Bizler çoğaldıkça, onlar on kat arttılar
Tomalarıyla, zehirli su sıktılar üzerimize
Hiç acımadılar bize.
                   Kalkanlarının arkasına saklanıp
Coplarıyla saldırdılar,
Zehirli su sıktılar tomalardan
Öldürücü gazla soluğumuzu kestiler
Gaz fişekleriyle kaç yiğit
Gözünden, kulağından oldu,
Beyni parçalandı, kan aktı kaldırımlara
Şehit düştü Abdocanlar, Ali İsmailler, Berkin Elvanlar
Ve daha niceleri…
 
Ucu demirli potinleriyle;
Neremize denk gelirse vurdular
Hayâlarımıza, kafamıza, yüzümüze
Saçlarımızdan tutup sürüklediler
Bilinmeyen bir yerlere götürmek için,
Onar, yirmişer tıktılar arabalara…
 
Köpeklerin sesine karışıp
Bastırılmaya çalışıldı çığlıklarımız!
İri siyah bir köpeğin keskin dişleri arasındaydı,
Paçalarımız, yenlerimiz…
 
Babamız, ağabeyimiz yaşındaydı bizi dövenler
Ağaçlara kıydılar,
Acımasızca saldırdılar, engellediler,
                   Bu düzenin kirli çarklarına ortak olanlar.
 
 
Kin ve kan birleşmişti
Adını bilmem hangi tarihi büyükten alan
Bu meydanda.
 
Hemen aynı yaşlardaydık bizi dövenlerle
20–25 yaşın delikanlılığına yakışmıyordu yaşananlar
Onlar coplu, makineli, gazlı tomalı
Biz tükenmez kalem ve karanfillerle, kitaplarla
Alanlardaydık…
 
25000 polis, 50 tomayla gelmişlerdi üzerimize!
                   Birkaç bine yakındı sayılarımız…
 
Şimdi bu yerlerden geriye
Beş on yerde kan
Üç beş tek ayakkabı, çanta…
Ve sağa sola dağılmış kitaplarımızla
Defterlerimiz kaldı…
Bir de bugüne dek görülmemiş bir şey:
Kırık bir cop…
 
Ertesi gün, çöpçülerin süpürgesine takılan
Üç beş tutam uzun saç;
Sarı, siyah ya da kumral…
 
Bir yerlerden bakıyoruz şimdi sizlere…
Acıyarak, acı duyarak, kaygılı, kırgın!
Ama umutsuz değiliz ve
Dudaklarımızda
ATATÜRK’ ün BURSA SÖYLEVİ     

İlgili Aramalar: Ali Kaya, Gençtik Güzeldik, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort