Ana Sayfa / Röportajlar / Praksis Müzik Grubuyla Röportaj

Praksis Müzik Grubuyla Röportaj

Praksis
Praksis grubu kimdir, müzik dışında ne iş yapar,okullu mudur alaylı mı?
Praksis; içinde alaylıların da, okulluların da olduğu bir müzik kolektifidir. Okullu veya alaylı olmanın da bir önemi yoktur bizim için. Mesele müzik yapanın, müzik ve toplumsal mücadele arasında kurduğu bağdır esasen. Çünkü Soma’ da ölen madenciler için müzik yaparken göz altına alınmanın bilgisini mevcut müzik okulları veremez bunu biliyoruz. Aynı zamanda var olan bir müzikal tarihi, teoriyi, icrayı anlamanın, okumanın gerekliliğini de yadsımaz Praksis. Çocuklarla ilgili çalışmalar da yapar (çocuk şarkıları albümü, konser, yoksul mahallerde çocuk koroları v.b); bütün toplumsal mücadelelere, ekoloji mücadelelerine  en iyi bildiği şeyle ,yani müzikle omuz da atar.” Dünyayı anlamak değil değiştirmektir”  der asıl mesele. Değiştirmenin yollarını müzikte arar.
Praksis isminden gelen anlamıyla düşünürsek neye ulaşmayı, nasıl bir sonuca varmayı amaçlıyor?
Turgut Uyar’ ın dizelerindeki gibi aslında mesele. “Açlık Çoğunluktadır “ der ya üstad. Hem de dünyanın her yerinde. O halde biz bu kurulu düzeni yıkmalıyız. Ee yıkmalıyız da bunu böyle yıllardır yaptığımız gibi “rakı masası” tartışmalarıyla yapamayacağımız da aşikar. Kavgayı hayatın bütün alanlarına yaymanın kendi pratiklerimiz ölçüsünde yollarını aramalıyız. Bunun için de herkes en iyi bildiği işi, en iyi kullandığı silahlarla yapmalı diye düşünüyoruz. Özetle; ulaşmak istediğimiz şey savaşın, sömürünün, sınırın, sınıfın, kadın cinayetlerinin, doğa talanının v.s. olmadığı bir dünya. Ulaşmak istediğimiz yer için verilen mücadelenin kendisidir bizim için ulaşmak istediğimiz yer bugün için aslında.
Marx ‘Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir’ der. Siz bunu müziğinizle yapmaya çalışıyorsunuzdur zaten de başka neler yapmalı?
Son zamanlarda kendi aramızda tartıştığımız bir durum bu  aslında. Bir süredir “ barış için imza atar mısınız, doğa için imzacı olur musunuz” gibi şeylerle karşılaşıyoruz. Bu durum gerçekten anlaşılmaz bizim için. İşçiler grev yapar imza atmaz ya hani daha iyi çalışma koşullarına ulaşmak için  ya da öğrenciler parasız eğitim olanaklarını kendi öz mücadeleleriyle örgütlemeye çalışırlar imza yerine, Havva ana dozerlerin önüne geçer imza atmak yerine yaylasını korumak için, ya da faşizmden bir imzayla kurtulmanız mümkün değildir. Kavganın öznesi olmak esastır bizim için.

 

Gezi direnişi esnasında “Topluluğu  diri tutmak” la suçlandığınız için  Mersin’de yargılandınız. Çalgılarınızla mahkemedeydiniz. Ne oldu o süreçte?
Savcılık iddianamesi aslında tam olarak: “Gitar çalarak topluluğu dinamik tutmak; davul çalarak kitleyi motive etmek”ti. İlk bakışta birileri şaka yapıyor sanırım diye düşünebileceğiniz türden  bir suçlama. Elbette şaka değil. Geçmişte üniversite mücadelesinin içindeyken “ideolojik halay çekmek” soruşturmaları da aldığımızdan çok  garipsemedik  aslında bu durumu. “Doğru bir yoldayız”  o halde diye düşündük bu yargılama sürecinde. Duruşma salonuna çalgılarımızla gittik ve suçu tekrar işleyebileceğimizi de söyledik ama mahkeme heyeti bu talebimizi kabul etmedi. Sonuç olarak onlar işini yapacak biz de yolumuza bakacağız .
“Bu kör dehliz sonsuz bir labirent” dünyada kısaca” 8m2 ve 10 yıl “ kimin şizofren olduğunu şaşırtıyor bize. Kemal Gömi için söylediğiniz “Labirent” şarkısı hangi süreçlerden sonra ortaya çıktı?
Kemal Gömi özelinde olmasa da devrimci tutsakların içerdeki koşullarından az çok haberdar olan bireyleriz. İçeri alınmayan kitaplar, görüş günleri yaşanan sıkıntılar, tedavi  hakkının gasp edilmesi, hücre cezaları gibi ilk elden akla gelen yığınla sorun yaşıyor tutsaklar. Kemal Gömi ‘nin hikayesini ise bir arkadaşımızdan duyduk. 10 yıldır 8 m2’lik bir hücrede tutuluyor. Şizofren. Neden hapishanede olduğunu bile bilemeyecek durumda. O dönem “Kemal Gömi’ye özgürlük” diye bir kampanya başlamıştı. Biz de Kemal Gömi özelinde bütün hasta, devrimci  tutsakların hikayesini anlatmak istedik. Şarkının sözlerini onun yazdığı mektuptan aldık. Aslında doğrudan bir hasta tutsağın dilinden yazılan bir şarkıdır Labirent.
“Mahsus Mahal” i yeniden yorumladınız. Praksis, Ruhi Su için ne söyler?
Gezi döneminde çalıp söylemeye başladık Mahsus Mahal’i. Elbette egemenlere karşı bugünün mücadele koşulları  değiştiği için Mahsus Mahal’in sözleri de değişmek durumunda kaldı.”Artar eksilmeyiz zindanlarında” bugüne “Artar eksilmeyiz biber gazınla,F16’ınla olarak taşındı. Ruhi Su bizim için önemli bir ozan ve devrimci bir müzisyendir. Çünkü; yaşamı bugünden ibaret saymaz. Geçmişle gelecek arasında bir bağ kurmaktır derdi. Çünkü tarih bize bunu anlatır. Çünkü tarih bizim için sınıfların tarihidir ve Ruhi Su bize bunu anlatır bütün varlığıyla. Kumhan Irmağı Gezi’dir artık; Karaburun Kobane olmuştur bugün.
“YAŞASIN SINIFIN VE SINIRIN OLMADIĞI BİR DÜNYA!” diyen Praksis, Birleşik Kıbrıs Konseri verdi. Kıbrıs’ta okuyan biri olarak merak ediyorum, sizce gerçekten Birleşik Kıbrıs adada en iyi çözüm mü?
Elbette bu sorunun  yanıtını orada yaşayan halklar verecektir. Sonuç olarak orada özel bir durum var. Sözde bir ülke var orada. Bu işgal ekonomik ve askeri düzeyde etkisini göstermekte. Kumarhane ve turizm ekonomisine mahkum edilmiş ,T.C işgali altında yaşayan bir halk.
Tiyatrolar için yaptığınız müziklerden bahseder misiniz?
İzmir Yenikapı Tiyatrosu, Duvara Karşı Tiyatro, Tiyatro Terminal gibi dost toplulukların oyunları için müzikler yaptık. Bu saydığımız ekiplerle her daim dayanışma içindeyiz.
“ÜÇ BEŞ AĞAÇ KERVANI” nın yolculuğu nasıl gidiyor?
Yaz aylarında çıktığımız yaklaşık bir aylık bir ekoloji mücadeleleri turu 3/5 Ağaç Kervanı. Var olan  ekoloji mücadelelerine müzik, tiyatro, pandomim  gibi sanat disiplinleriyle destek olmak, bir omuz atmak temel hedefimiz Aynı zamanda sanatçıların kendi öz eylemliliği olarak görüyoruz  kervanı. Bu yıl Ağustos ve Eylül ayları arasında ikincisini gerçekleştirdik.Bir yılın sonunda egemenlerin doğa karşısındaki savaşının katmerlenerek devam ettiğine  tanık olduk. Yeşil yol, Cerattepe, Üçüncü köprü, taş  ocakları, maden ocakları, nükleer santraller… Değişen  bir şey yok yani ekoloji cephesinde. Yolculuğun yarısında “Saray”ın kirli savaşı başlayınca biz de bu yılki kervanı  ertelemek zorunda kaldık . Sarayın savaşına karşı halkların barış talebinin yanında şarkılarımızı söylemek  için kendi  siperlerimize geri döndük  sonrasında.

 

Şu şairin şiirini bestelemek isterdik dediğiniz şairler var mı?
Bir çok şairden beslendik bugüne kadar. Adnan Yücel, Nazım  Hikmet, Bertolt Brecht, Turgut Uyar, Ece Ayhan gibi  şairlerin şiirlerini besteledik. En son  Ece Ayhan’ın “ Meçhul Öğrenci Anıtı” isimli şiirini  besteledik. Devlet eliyle katledilen bütün  çocuklara, kardeşlerimize  adadık şarkıyı. Yakında internet ortamında paylaşacağız.
Fanta, Travego, Algida festival şarkıcı ve gruplarına bir çift sözünüz var mı?
Müziğin ve genelde sanatın, piyasanın belirlediği sınırlarda kalmasından yana değiliz. Bırakın bu festival müzisyenlerini, kendimiz için de var elbette sözümüz. Açıkçası biz de bir şekilde sol sosyalist örgütlerin, sendikaların örgütlediği etkinliklerde var olmayı değerli bulmakla birlikte, sanatçıların asıl işinin yaptıkları sanatı bir eyleme dönüştürmek olduğunu düşünüyoruz. Savaşa karşı barış, işgale karşı özgürlük, sömürüye karşı eşitlik söylemi geliştirmek için birilerinin davetine ihtiyacı yoktur sanatçının. Yoksa Yavuz Bingöl olur çıkarsınızJ

 

Bir dinleyiciniz “Ya şu çarpık eğitim sistemini anlatan bir şarkı yapsanıza” dese yapar mıydınız? (Bir arkadaş soruyor da)
KPSS mezara diye bir şarkı  yaptık. “İsyana Gerek Var” şarkımız da da 12 Eylül darbesinin yarattığı ucubeden, yani YÖK’ten ve ondan  kurtulma yollarından bahsederiz.
Orda bir savaş var
Ölen insanlar var
 Gel sen de haykır
 Barışa gerek var

 

Diyor, Praksis. Barışa en fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, “eğer bir ağaç gölgesi para ediyorsa ayakta durmalı, nerde varsa bir su birikintisi oraya yapalım bir hidroelektrik santral, nerede varsa güzel bir deniz kıyısı oraya yapalım bir nükleer santral “ diyenlere neler söylemek istersiniz.
Bu sorunun cevabını  Samistal  Yaylası’nda Havva Ana verdi “devlet benum” diyerek. Daha evvel sermaye ve devlet işbirliğinde talan edilmeye çalışılan Gerze’nin güzel insanları da verdi bu sorunun cevabını. Boğazpınar’ın çocukları da… Yani devlet ve onun sermaye grupları halkı ve onlarının yaşam hakkını gasp etmeye devam ettiği sürece barış çok romantik bir talep olacaktır bizim için. Gerçek barış için işgalin olduğu her yerde işgalcilere karşı  savaşmak şarttır.
Bir söyleşinizde beslendiğiniz kaynaklar arasında Grup Yorum, Siya Siyabend , Ruhi Su gibi isimleri saymışsınız. Yenileri  eklendi mi acaba?
Bu saydıklarınız,  buraya Bandista ‘da dahil bizim beslendiğimiz gruplar ve müzisyenler. Bugün açısından bu ülkede kendini sınıf mücadelesi ekseninde veya muhalif olarak tanımlayan birçok müzisyen veya grup olduğu bilgisine de sahibiz. Biz  ortak bir mücadelenin her alanda olduğu gibi müzik te de kaçınılmaz olduğu inancındayız. ”Yenileri eklendi mi?” sorusunun karşılığı  ne kadar çoğaldık ve ortak bir düşün peşinden koşmanın yollarını ve yöntemlerini aradık olabilir bizim için bu saatten sonra.
Son soru, Bir şarkınızda “ BADEM” kelimesi çokça geçiyor. “ Badem” veya “Bademlerle” ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Çaldığımız her yerde söylüyoruz. Geçmişte başka başka iktidarlar vardı. Bugünün “badem”i geçmişin “demir kıratı”ydı sonuçta. Ve değişen bir şey  yok o zamanlardan bugüne. Hala faili meçhuller var, hala açlıktan ölen insanlar var, hala asgari ücret asgari bir yaşam seviyesinin altında. Yani iktidarlar değişse de emekçiler, öğrenciler, işsizler, kadınlar için değişen bir şey yok ortada. Gerçek bir halk iktidarı kurana kadar da bu gerçek değişmeyecek .

SİTEMİZDEKİ DİĞER RÖPORTAJLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

Praksis, Praksis Müzik Grubu, Praksis Mahsus Mahal, Praksis Röportaj, Praksis Kimdir, Praksis Hakkında Bilgi, Praksis Şarkıları, Praksisin Anlamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir