27 Temmuz Perşembe 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / 24 Temmuz 1923… Lozan’da Devletin Tapusunu Aldığımız Gündür

24 Temmuz 1923… Lozan’da Devletin Tapusunu Aldığımız Gündür

Ali Kaya

Bugünkü sınırlarımız ve kazanılmış haklarımız, Lozan’da ne istediğini iyi bilen Türk heyetinin kararlı tutumu sayesinde elde edilmiştir. Batı’nın o tek dişi kalmış canavarları isteklerini koparamadıkları için öfkeli ve kızgındırlar… Süngüleri düşmüştür ve burunlarından solumaktadırlar. Özellikle de İngiliz heyetinin başındaki Lord Curzon, isteklerini bir türlü kabul etmeyen Türk Heyetine karşı büyük bir öfke içindedir. Ozanın: “Kılıçlar girdi kına, kalemler çıktı kından” dediği yerdir şimdi Lozan… Kendilerinden olmayanlara tepeden bakma gafletindeki bu emperyalist güçler; dört yıl süren bir Kurtuluş Savaşını kazanarak gelmiş Türk Heyetini oyuna getirerek isteklerini kabul ettirebilme aymazlığındadırlar. Yeniden yaşam bulan “Hasta Adam” ayağa kalkmanın gayreti içindedir. Haklı bir galibiyetin tarafı olarak onurla, gururla karşılarında oturmaktadır.

İsmet Paşa, cephede kazandıklarını masa başında kaybetmek istemediğinden, emperyalistlere karşı kararlılıkla direnmektedir. Bu toplanıp dağılmalar, yeniden toplanmalar bunun içindir. Sonunda İsmet Paşa “Biz bu savaşın galip tarafıyız, sonuç bizim istediğimiz gibi olacaktır” diyerek yumruğunu masaya vurur. Karşı masanın mağrur şefi İngiliz Dışişleri Bakanı LORD CURZON öfkeyle, sesini daha da yükselterek âdeta kin kusmaktadır. İsmet Paşa’yla şu konuşma geçer aralarında:

—Paşa paşa! İsteklerimizin hiç birini kabul etmiyor, evet demiyorsun… Onların hepsini şimdilik cebime koyuyorum. Ülken savaştan harabeye döndü. Yeniden imar etmeniz çok güç. Sende para yok. Para bir bende var, bir de bu yanımdakinde… Bunu iyi bilesin… Lordun, “yanımda oturan” dediği kişi, Lozan Konferansında gözlemci sıfatıyla bulunan, Amerikalı diplomat Mr. GREV’dir.

Lord Curzon sözlerini şöyle sürdürür:

—Paşa! Başaramayacaksınız… Dönüp dolaşıp para için, yine bize geleceksiniz. Şimdi cebime koyduklarımı o zaman çıkarıp birer birer önüne koyacağım ve hepsini size ödeteceğim. Burnunuzdan fitil fitil getireceğim!

Batılı emperyalistler; Lozan galibi, Cumhuriyet’in kurucuları Gazi Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın sağlıklarında, bu ülkenin çatısından bir çivi bile sökememiş, bir tek çakıl taşı bile alamamışlardı. Cumhuriyeti kuran kadrodan hiç kimse, hiç bir zaman Batı’ya avuç açmamış; İMF adıyla bilinen emperyalizmin tefeci tuzağına düşmemişti. Bugün ulaştığımız şu noktada, içine düştüğümüz bunalımın boyutunu kimsenin bilmediği böylesine zor günlerde, ister istemez LORD CURZON geliyor insanın aklına… Cumhuriyet’in o ilk yıllarında bin bir güçlükle kurulan KİT’leri ve bugüne değin devleti ayakta tutan ve büyük bir istihdam sağlayan Cumhuriyet’in kazanımlarını yok pahasına ona buna, kendi yandaşlarına öldüm fiyatına peşkeş çekerken… Hatta her şey bir yana, haberleşmenin gizli kalması gerekirken; TELEKOM gibi önemli bir kuruluşu Araplara öldüm fiyatına satarken de sadece bu yaptıklarının bile “vatan hainliğiyle eş değer” olduğunu ve bir gün mutlaka Yüce Divan’da yargılanmaları gerektiğini düşünüyorum. İflas etmiş bir babanın elindeki mallarını satılığa çıkarması gibi devletin elinde “Atasından” kalan ne varsa, tümünü gözden çıkarması; kuşkularımızın da ötesinde, korkularımızdır!

Çocuklarımızın yarınlarını harcamaktır bu… Günü kurtarmaktır ve bile bile, göz göre göre “benden sonrası tufan” dır. Devleti küçültmekse amacınız; alın USİAD’ın raporunu okuyun: “Gelişmiş ülkelerde devletin ekonomik ağırlığı % 47 olduğu halde, Türkiye’de bu oran % 23,3 olarak gözlenmiştir” diyor Ulusal Sanayi ve İşadamları Derneği. IMF’ye, AB’ye, G 8’lere avuç açıp, günü kurtarmaya çalışanlar… Yılda 50–60 milyar dolarlık yolsuzluk, 45–50 milyar dolar iç borç, 110 milyar dolarlık dış borçla çocuklarımızın yarınlarını ipotek altına alırken; LORD CURZON’un dediği noktaya mı geliyoruz ne? Bu durum karşısında ne denir peki? “Küçül Küçül De Lord Curzon’un Cebine Gir” İlahi Devlet Baba…

İlgili Aramalar: Ali Kaya, 24 Temmuz 1923… Lozan’da Devletin Tapusunu Aldığımız Gündür, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Gençtik, Güzeldik!

HAZİRAN OLAYLARINDA YİTİRDİĞİMİZ GENÇLERİN ANISINA  Bataklıkta biten nilüferler gibiydik Umutla çiçeklenip                    Solmayı bekledik! Ya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir