19 Ocak Perşembe 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mert Tutucu / Turgut Uyar Şiir Ödülü Site Yazarımız Mert Tutucu’ya Verildi

Turgut Uyar Şiir Ödülü Site Yazarımız Mert Tutucu’ya Verildi

Mert Tutucu

“ÖMRÜM BİR KARADUT’UN KAR GÖRME HEYECANIYLA GEÇTİ”
Yıllar sonra dönüp de baktığınızda eğitim hayatınıza, lisede genelde iz bırakan hocaları saydığınızda edebiyat öğretmeni ya en sevdiğinizdir ya da pek sevmediğinizdir. Ortası yok çünkü. Türkiye’de bir edebiyat öğretmeninin mesleki hazzı fen lisesindekiler için ygs/lys ortalaması mı, meslek liseleri için dilekçe yazdırabilme yeteneği mi yoksa okulda, açılışlarda grand-tuvalet halde yapılan sunuculuk yetkinliği midir? Bunun yorumu edebiyat öğretmenlerine kalmış. Ama her alanda olduğu gibi edebiyat öğretiminde de (ki böyle bir şey ne kadar yapılabilir orası da şüpheli) büyük sıkıntılar var. Ne zordur şiiri sevdirmeye çalışmak? Ne zordur insanın, romanın içine girebilmesini sağlamak… Ama bir kere başarabildiniz mi, öğretmenlik hayatınızda bir öğrenciye bile sevdirebildiniz mi edebiyatı, o zaman yaptığınız işin, tutkunun hazzını doyasıya yaşayabiliyorsunuz. Öğretmenliğimin ilk yıllarında karşıma çıkan bir öğrencimin, kendi ayakları üzerinde durarak çok genç yaşta Turgut Uyar gibi bir şairin adına düzenlenen şiir yarışmasında birinci olması (küçük bir katkım olduysa ne mutlu) edebiyat öğretmeni olarak mesleği sevme anlamında önemli bir kazanım oldu benim için. Bu yazıyı okuyacak edebiyat öğretmenleri dostlar ya da farklı branştaki hocalarım varsa paylaşmak istediğiniz bir yaşanmışlığınız yazmanız yeterli. Artık sözü Mert’e bırakmak lazım.
—Mert, seni tanımayanlar için, yazarı olduğun www.edebiyatyuvasi.com adlı sitede farklı bir biyografi yazmışsın zaten de bu röportajı okuyanlar için bir kez daha tanıtır mısın kendini. Mert kimdir in midir cin midir?
Çok ilginç bir yaşam hikayem var; mesela beni annem doğurmuş. Şaka bir yana, şairim ve boş zamanlarımda öğrencilikle meşgul olan yirmi bir yaşında bir insanım. Yani hobi olarak yaptığım şey edebiyat öğrencisi olmak. Bunun yanında kısa film senaryoları yazıyorum. “Meteliğim yok ama yağmurum var” ve bir de tabi ki her şair gibi bir sevdiğim var pek muteber “ismini söyleyemem edebiyat tarihçisi bulsun”
—Mert, seni tanıdığımdan beri şiirle içli dışlısın. Şiirli günlerin nasıl geçiyor?
Bana göre her şiir yazıldığı an eskir. Erdem Bayazıt’ın çok güzel bir sözü var “Şiir diye bir ömür tüketerek yazdıklarım iki saatte okunuyor, bundan ucuz ne olabilir, havadan başka?”. Ben de elimde olsa her gün şiir yazacağım. Günün şiirini yazmak, o damarı yakalamak önemli benim için. Tabi ki bu da kendini tekrar etme tehlikesi doğuruyor. Yani yaşamım şiirle ilgili bu paradoks içinde geçiyor. Gündelik olaylara da şiirle yaklaşan bir insanım. Mesela bir haber okuduğumda Cahit Zarifoğlu yaşasa ne derdi, Cemal Süreya olsa ne hissederdi diye bakarım. Başka türlüsü zor benim için. Siyaset, ekonomi, fizik, matematik bunlar sanattan arta kalan tortu. Sanatı çıkarın çöp kalır geriye.
—Niye şiir? Yani öykü, roman değil de şiir?
Bu benim elimde olan bir şey değil. Yani seçme hakkı verilmedi bana. Şair olunmaz çünkü şair doğulur. Çalışarak olunmayacak iki şey vardır dünyada biri peygamberlik diğeri şairlik. İnsan çalışarak Veli de olur, meczup da olur, yazar da, yönetmen de olur. Ama çalışarak şair oldum diyen kişi mühendistir. Ben bu yüzden kendimi bir edebiyat mühendisi değil bir sanatçı olarak görüyorum. Fakat yine şair olmayı mı seçerdin diye sorarsanız evet yine şair olmayı seçerdim. Çünkü bana göre şiir hakikate daha yakın. Vahiy ile şaire gelen ilham arasında çok yakın bir bağ olduğunu düşünüyorum.
—Wolkswagen niye turuncu?
Turuncu bana göre arada kaynamış bir renk. Sorsanız herkesin sevdiği renk kırmızıdır, siyahtır, mavidir. Turuncu ortanca çocuk gibi bir şey. Kimse farkına varmaz. Kaybeden, başarısız, buruk, içine kapalı bir renktir turuncu bana göre. Volkswagen’in turuncu olmasına gelirsek, şu anda hatırlayamadığım bir film ya da dizide görmüştüm böyle bir araba ve çok hoşuma gitmişti. Bir gün turuncu bir Volkswagen alıp (üzerinde barış işaretleri ve çiçekler süslemeleri olan) sevdiğim kadınla Avrupa turuna çıkmak istiyorum. Avrupa’da Ortadoğulu Müslüman bir hippi. Neden olmasın?
—Sence karadut ne zaman kar görecek?
Bence karadut kar görmesin. O heyecan onu güzel ve özel kılıyor. Ayrıca karadut karı görmek istiyor da bakalım kar karadutu görmek istiyor mu?

—Jenerikte akan ama kimsenin okumadığı şiirler yazmaya devam mı?
Şairler jenerikte akan ve kimsenin görmediği adamlardır zaten. Şiirlerimizde bunu anlatacak doğal olarak. Mesela Sezai Karakoç. Hangi muhafazakar seçmen onun şiirlerini okumuş ya da konuşmalarını dinlemiştir? Gülben Ergen’in kitabının çok satanlar listesinde olduğu şu ortamda Sezai Karakoç neden ilgi görmez? Jenerikte de böyledir. Film biter, herkes Gülben Ergenin ismini görür. Peki ışıkçı?
—Hiç gül koklamayanlarla aran nasıl?
Çünkü; Fatih’in kokladığı gül, Mustafa Kemal’in Ülkü’ye uzattığı gül, Muhammed peygamberin sevdiği gül, bülbülün âşık olduğu gül aynı güldür. Kişiler ölür, gül kalır. Hep birlikte gülü savunalım. (Mert Tutucu)
Hiç gül koklamayan adamlara gül uzatırım ben yine de. Belki bahçeden yoksun bir bozkırda, çorak bir arazide büyümüştür. Onu yargılayamam. Fakat maksadı gülü parçalamaksa o vakit bir tür zalim ve mazlum konumuna geçeriz ki imanım ve vicdanım hep mazlumdan yana olmayı emreder. Şöyle söyleyeyim defterinin arasında gül kurutan bir başkanımız olduğunda bu ülke kurtulacak.
—Herkesin beslendiği can suyu şairler vardır. Senin can suların kimler?

Mert Tutucu Şair

Benim düşünce hayatımı dönüştüren ve değiştiren kişi Sezai Karakoç’tur kesinlikle. Duygudaşım ise Turgut Uyar’dır. Onun dışında, Cahit Zarifoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Arkadaş Zekai Özger, Nilgün Marmara ve İlhan Berk dışında ikinci yenicilerden çok beslenirim. Sohrap Sepehri’nin ise bende ayrı bir yeri vardır her zaman.
—Biraz da ödülden bahsedelim… Süreci özetler misin?
15 Aralık 2014 – 31 Mart 2015 arasındaydı katılım tarihi. “Ömrüm Bir Karadut’un Kar Görme Heyecanıyla Geçti” adlı dosyayla katıldım yarışmaya. 1 Haziran’da da sonuçlar açıklanacaktı fakat yoğun katılımdan dolayı Haziran’ın üçüncü haftasına ertelendi. Kim bilir kaç kez girmişimdir yarışma sayfasına acaba önce açıklanır mı diye? Yarışma sonuçlarının açıklanmasının ertelendiğini okuyunca “beni birinci seçecekler neyi düşünüyorlar ki” diye şakalaşmıştım çevremdekilerle. Gerçek oldu. Çok ayrı, hiç tatmadığım bir sevinçti. Hala düşündükçe sevinçten karnıma ağrılar giriyor.
—Takip ettiğin kırk yaş altı şairlerden kimler iz bırakır sence?
Mustafa Akar’ın şiirleri mükemmel. Güven Adıgüzel’i çok beğeniyorum. 1992’de 22 yaşındayken intihar eden Kaan İnce bana göre hala fark edilemedi. Edebiyatımız için büyük bir kayıp bence fakat ne olursa olsun bir gün anlaşılacağını düşünüyorum.
—Okuldaki edebiyat dersleri ile hayalindeki dersler arasında ne gibi farklar var?
Edebiyat derslerinin matematik dersinden bir farkı yok. Siz Dali’ye ressamların tarih boyunca hangi fırçaları kullandığını anlatırsanız delirir, bıyıklarını yolar. Edebiyat, müzik, resim, sinema, tiyatro, gibi bölümlerin derslerini sanatçılar vermeli. Hala Sinekli Bakkal’ı, Ömer Seyfettin’i öneren öğretmenler var. Bunun adı insanı salak yerine koymaktır. Sen çocuğa hala Sinekli Bakkal’ı okutursan kusura bakma ama çocuk da seni salak yerine koyar. Sana saygı duymaz ki duymasın da zaten. Birçok öğrencinin düşünce ve hayal gücü yeteneği okullardaki öğretmenlerin ve yöneticilerin akıl almayacağı düzeyde. Fakat bu özellikler köreltiliyor.
—Şiir günleri, şiir okumaları veya toplantılarını takip edebiliyor musun?
Öyle toplantılar kaldı mı?
—Sosyal medya şiir için yeni bir yol mu yoksa şiiri basitleştiren bir meta haline getiren öğütücü mü?
Sosyal Medya’nın körelttiği şeyler var. Doğrudur. Diğer taraftan sosyal medya şiir için kullanılmayacaksa ne için kullanılacak? Şahsen yemek resimleri, plaj resimleri görmek yerine genç bir şairin şiirlerini paylaşmasını tercih ederim.

Tunay DEVRİM

 

İlgili Aramalar: Turgut Uyar Şiir Ödülü, Turgut Uyar Şiir Ödülü 1.cisi, Turgut Uyar Şiir Ödülü Kime Verildi, Turgut Uyar Şiir Ödülü 2015

İlginizi Çekebilir

Göstericilere Küfretmek mi? Yeni Bir Yol Bulmak mı?

Kobane’nin hiç aşık olmamış, hiç şiir okumamış, hiç çiçeğe dokunmamış, çocukluğunu hiç yaşamamış insanlar tarafından …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir