24 Mart Cuma 2017
Ana Sayfa / Misafir Kalemler / Faruk Öğüş / Çikolata ve Tavşan

Çikolata ve Tavşan

Çikolata ve Tavşan

Ramazan bayramı yaklaşıyordu. Bayramlık alış veriş için çarşıya çıkmak gerekiyordu. Ankara’ da Yenimahalle’den kalkan Ulus dolmuşuna ailecek bindiler. Ulus ve Samanpazarı’ nı dolaşıp bayram alışverişi yapacaklardı. Anne, küçük bebeğini kucağına almış, baba da dört beş yaşlarındaki oğlunu iki bacağının arasına alarak dolmuşa yerleştiler. Yaşlı Ankaralılar bilir. Akköprüye gelene kadar oduncular vardı. Büyük daire testerelerle ağaçları keserler ve üst üste yığarak satışa hazır hale getirirlerdi. Bunları seyrederek Ulusa geldiler.
Etraf çok kalabalıktı Kimi aşağı, kimi yukarı doğru gidip gelen bir yığın insan seli. Meydana ulaştıklarında bir seyyar satıcı önündeki kalabalığa avaz avaz bağırıyordu. ”Jakotin, pireye, bite, tahtakurusuna.. Hepsini yok eder. Soba küreğine bu tableti koyacak ve kenarından çakmakla yakacaksın. Camları kapatın ve evden çıkın. Dumanını solumayın. Birkaç saat sonra evi havalandırın. “Var mı Jakotin almak isteyen” Az ötede başka bir kalabalık toplanmış bir satıcı da tıraş bıçağı satıyor. İlgi çekmek için Japon harikası bebek, yürüyen bebek diye bağırıyor. Gerçekten de yürüyor. Bebeğin ayağını, işaret parmağı ile birkaç tur çevirip kuruyor sonra da düz bir zemine bırakıyor. Bebek gerçekten yürüyor. İlgi had safhada iken yürümeyi birden durdurup Almanya’nın Germanyasın’dan gelen, Solingen çeliği jiletin tanıtımı başlıyor. Küçük çocuk, oyuncak bebeğin tekrar yürütülmesini beklerken  “Oğlum, hadi gidiyoruz. Haydi”
Atatürk heykelinin yanından geçip Samanpazarına doğru giderken ilgi çekici bir yer daha var. Bir mağaza, vitrine bir palyaço koymuş. Sandalyede oturan bu palyaço yukarıdan gelen incecik iplerle vücudunun her tarafını oynatıyor. Ağzını burnunu gözlerini kollarını ayaklarını oynattığı gibi arada bir başını sağa sola da çeviriyor. “Oğlum yürüsene! Anne biraz daha duralım ne olur. Hadi ama geç kalacağız.” Bu şekilde kalabalığın arasından gide gide Saman Pazarı yokuşunun en sonunda, büyük bir şekerci dükkânına geldiler.
Badem şekerleri, çikolatalar, renk renk akide şekerleri, kurabiyeler, ayçörekleri ve sütlü tatlıların bulunduğu dükkânda, küçük çocuk hayran hayran etrafa bakınırken vitrinde bir şey ilgisini çekti. Camın üzerinde küçük bir tavşan vardı. Hem de çikolatadan. Çocuk hemen heyecanla  “Baba bak, çikolata tavşan!” Çocuk, alalım baba bile demeden, “O yenmez” dedi babası. Çocuğun tavşanı gösterirken gösterdiği hayranlık ve taşkınlığı bir anda sönmüştü. O sırada yaşlı şekerci amca, alınan şekerleri tartmakla meşgulken. Bir yandan da kulağı onlarda, olanları izliyordu. Tartım ve paketleme işi bitince vitrine doğru yürüdü ve çikolata tavşanı aldığı gibi beyaz bir kâğıda özenle sarmaya başladı. Bu işlem olurken baba, öne atılıp “Beyefendi lütfen onu yerine koyunuz.” Dediyse de şekerci amca “Bu benden çocuğa bayram hediyesidir” diyerek ambalaj yapmaya devam etti. Nihayet bitirip paketi çocuğa verdi. “Teşekkür et oğlum”, dedi babası. Çocuk bir yandan babasına bakıyor bir yandan da amcaya teşekkür ediyordu. Babasının yüzü gergindi, acaba dışarıda kızar mıydı? Çocuk bir an bunları düşündü ama elinde çok değerli bir hazine vardı. Aman kızarsa kızsın diye düşündü. Tekrar geldikleri yoldan evin yolunu tuttular. Ne kadar da çok yol vardı. Bitmek bilmiyordu bir türlü. Bir ayakkabı mağazası, vitrinine belki bir metre boyunda bir erkek ayakkabısı koymuştu. Her çarşıya çıkışlarında ona hayretle bakardı. Annesi o ayakkabının Atatürk e ait olduğunu söylemişti. Çocuk ne ayakkabıya ne de her zaman durup baktığı palyaçoya baktı. Çabucak eve ulaşmak istiyordu. Nihayet eve geldiler. Tüm işler bitirildikten sonra sıra çikolata tavşana gelmişti. Bir tepsi içinde tavşanı kesmeye ve yemeye başladılar. Kulakları, burnu, kafası, kuyruğu derken tavşan çabucak bitiverdi. En son dökülen kırıntılarını da yediler. 
Aradan yıllar geçti. O küçük çocuk büyüdü 67 yaşına geldi ama Saman Pazarı’nın en sonunda bulunan Şekerci Meliha Turhan’ ı hiç unutmadı. Ne zaman bir şekerci dükkânına girse Çikolata Tavşanı vererek, onu sevindiren şekerci amcayı rahmet ve şükranla hatırlar. Allah Rahmet Eylesin.  
M. Faruk ÖĞÜŞ

İlgili Aramalar: Faruk Öğüş Çikolata ve Tavşan, M. Faruk Öğüş, Çikolata ve Tavşan, Faruk Öğüş Kimdir, Faruk Öğüş Yazıları, Faruk Öğüş Yazar, Faruk Öğüş Denemeleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir