24 Temmuz Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Abdi İpekçi Öldürülmeseydi Eğer!..

Abdi İpekçi Öldürülmeseydi Eğer!..

Abdi İpekçi

Az mı gazeteci öldürüldü Hasan Tahsin’den bu yana! Özellikle de son 30- 40  yılda, nice aydınlara kıyıldı! Dün Muammer Aksoy, bugün Abdi İpekçi kalleşçe, haince katledildiler.
Daha dün gibiydi. Tam 36 yıl geçmiş ABDİ İPEKÇİ öldürüleli. O günlerde doğanlar,  yolun yarısına vardılar ve nice aydın ölümlerine tanık oldular geçen bu 36 yılda…
Hangi meslek bu denli şehit verdi? Bir savaşta ölenler kadar ölü verdi Türk Basını!..
Tarih 1 Şubat 1979’da… 7 şiddetinde bir sarsıntı oldu İstanbul’da. Önce Türkiye’ye, sonra dünyaya dalga dalga yayıldı.
Evler, insanların üzerine yıkılmadı belki de… Can almadı… Sanayi siteleri çökmedi, yollar yarılmadı, köprüler göçmedi… Binlerce insan ölmedi, sakat kalmadı… Ama tüm bunlara eşdeğer bir isim, Milliyet’teki "Başköşe” sinden, ansızın yok oluverdi.
ABDİ İPEKÇİ yoktu artık! 1 Şubat 79’ un soğuk bir kış günü; gazeteciliğin ipek kadar yumuşak, kılıç kadar keskin bir kalemi daha susturuldu! Kan, kara mı çamura mı bulanmıştı bilemiyorum. Yalnız, vurulduğu yerde keskin bir kan kokusu karışmıştı havaya!
Tetiği çeken belliydi de bu kuklaların iplerinin kimlerin elinde olduğu  gizemini hâlâ koruyor.
Bu canice “ölüm emri”ni verenlerin amaçları neydi peki? Ülke dengesini bozmak mıydı amaçlanan… Kimi birimler arasındaki hesaplaşmaya, güç kavgasına, iktidar çekişmesine ivme kazandırmak ve tarafları birbirlerine kırdırmak için miydi? Neydi bu gözü dönmüş katillerin hedefleri?
Bunca aydın, neden ve niçin öldürülmüştü?
12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için miydi yoksa?.. Ya da Susurluk’tan sonra sıkça duymaya alıştığımız, ama bir türlü içimize sindiremediğimiz,    

"Türkiye kahraman katilleriyle gurur duyabilsin" diye mi?
Vatan için kurşun sıkanların da tetiği çekenlerin de kahramanlıkları belgelenip tescillensin diye mi yoksa bu kanlı saldırılar?
Gelecek kuşaklara tüm “fail-i meçhuller” gibi bir tehdit oluştursun da ağızlar konuşmasın, kalemler yazmasın ve toplumun her kesimi “üç maymunları” oynasınlar diye mi sıkılır böylesi kör kurşunlar?
Bütün bunlar o gün bugün; "bir devlet sırrı" olarak kalsın ve "Devlet hukukunun" ırzına geçilsin diye mi yoksa?
Yanıtsız kalmış sorular, sorular… Ortalıkta dolaşan bir sürü kanlı katil ve onların oluşturduğu başıbozuk çete bozuntuları. 
Devlet, devlet olup da hakkından bir türlü, neden gelemez bunların, anlaşılır gibi değil!.. Abdi İpekçi, tıpkı Uğur Mumcu gibi başlı başına bir okuldu. Biri Cumhuriyet, diğeri Milliyet okulunun başöğretmenleriydiler.
Bugün, yazılarını beğeniyle okuduğumuz değerli genç gazeteci dostlarımız; bu iki okulun, bu iki yetenekli hocanın tezgâhından geçmiş, yetenekli gazetecilerdi. Onlar; başta Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğerleri Silivri toplama kampının tutsağı oldular.
Bu iki değerli hoca, eğer bugün yaşıyor olsaydı, hiç şüphe yok ki, Silivri zindanlarında tutsak olacaklardı.
Çıkar ilişkilerine âlet olmadan gazetecilik yapmayı, sırf "doğru"nun peşinden koşmayı, muhakemeli kovalamayı, insana, insan onuruna saygı duymayı onlardan öğrendi bugünün bir çok yetenekli gazetecisi..

Ali Kaya

Papparaziler mi? Onlar zaten bu okulun dışında kalanlar… Onlar mahalle mekteplerinde(!), sokak aralarında, dedikodu ortamında (Yetişmeden) yetişenler… Onları okullu saymıyoruz. Hatta, alaylı bile..
“İpekçi okulu”nda yetişenler, tıpkı “Mumcu okulu”nda yetişenler gibi her türlü baskıya, şiddete, haksızlığa karşı çıkmayı… İnsanı, “insan” yapan değerleri yüceltmeyi… Olaylara bakmayı, görmeyi, yorumlamayı, olasılıklar içinde doğru seçim yapmayı ondan öğrenmişlerdir.
Abdi İpekçi bugün yaşıyor olsaydı; "Rayting" hesaplarıyla düzeysiz çekişmelerin inanılmaz hafifliğine nasıl bakacaktı acaba? Sanırım en ağır eleştirilerle gidecekti olayların üzerine.
İpekçi yaşıyor olsaydı eğer; medyamızdaki yozlaşmayı, paparazzileşmeyi nasıl değerlendirirdi dersiniz? "Okur -ya da izleyici- öyle istiyor” dayanılmaz hafifliğiyle; baldır bacak, şeytan, fal, kısmet, geyik muhabbetleriyle sürdürülen sansasyon ve reyting yarışına  nasıl meydan okurdu?.. Başında bulunduğu gazetenin bu hallere düşmesine izin verir miydi bugün yaşıyor olsaydı…
Yaşıyor olsaydı eğer;  düşünce ve yazma özgürlüğü her geçen gün daha da kısıtlanan gazetecilerin “yazdıkları” nedeniyle mahkemelerde ve mahpus damlarında nasıl süründüklerini, yaşıyor ve görüyor olsaydı nasıl değerlendirirdi acaba?..
Düşünce özgürlüğü kısıtlandıkça, tele vole kültürümüz (!) yaygınlaşıyor. Tele vole kültürümüz yüceldikçe (!) de düşünce özgürlüğümüz kısıtlanıyor.
Medyamızda ve çevremizde yalancılık, düzeysizlik, yozluk, düşmanlık, iki yüzlülük, baskı, dengesizlik, sorumsuzluk ve çağdışılık çoğaldıkça; İpekçilerin, Mumcuların değerlerini daha iyi anlıyor insan.                    

İlgili Aramalar: Ali Kaya Abdi İpekçi Öldürülmeseydi Eğer, Abdi İpekçi Öldürülmeseydi Eğer, Bir Gazetecinin Ölümü, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir