29 Mayıs Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Erhan Tığlı / Eşeğin Kabahati

Eşeğin Kabahati

Kartpostal Eşek Resimleri

Önce şu haberi bir okuyalım bakalım:
“Turgutlu Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, uyurken yakalanan bekçiyi cezalandırdı.” Cezası neymiş biliyor musunuz? “Motosiklet yerine eşeğe binerek devriye gezme cezası…”
Eşeğin üstünde gazetecilere poz veren bekçi, “Hata yaptım, cezamı çekiyorum” diyor! Görevini ihmal eden bekçi ama cezayı çeken zavallı eşek… Böyle ceza mı olur? Eşeğin suçu ne? Atasözümüze göre “Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.” Kendisi efendi olması gerekirken başına efendi geçiren, o efendiye kayıtsız şartsız itaat eden kişiler de buradaki eşek gibidirler. Ne kadar ah vah etseler boşunadır…
Geçenlerde de Milaslılar bir yürüyüş yaptılar. Pınarcık köylüleri, iki hafta önce eşek soyunun haklarını savunmak için Ankara’ya gitmişler. Nedeni de şu: Anadolu eşeğinin nesli tükeniyormuş. Resmi kurumlarca tanınmadıkları için diğer kaybolma tehlikesi bulunan çiftlik hayvanlarına verilen teşviklerden yararlanamıyorlarmış…
Dört ayaklı eşekler azalsa da iki ayaklılar çoğalıyor. İnanmazsanız çevreyi kirleten, doğayı mahveden, erdem ve özveri nedir bilmeyen eşeklere bakın bir kere.
            Kimin yazdığı belli olmayan “Eşekname” başlıklı bir şiirde şu taşlama yapılıyor:
            “İki kadife yaprak ve upuzun kulaklar
            İçlerinde dünyanın binbir sırrını saklar
            Dolaşır çayırlarda, yaslanır çimenlere
            Bir musiki üstadı tıkır tıkır ayaklar
            Onundur adaların hoppa süvarileri

Erhan Tığlı

            Yaz gecesi sardı mı çamlıkları sıcaklar
            Sırmalı semerinden uzanıp iki yana
            Sarar o ince beli beyaz esmer bacaklar
            Gözleri düşünceli, başı daima eğik
            Neler düşündüğünü fısıldamaz dudaklar
            Ara sıra şeytana uyup da anırınca
            Sırtında tepesinde hemen kamçılar şaklar
            İnsana eşek diyen cahillere sormalı
            Acep kimin lehine aramızdaki farklar?
            Bence hayatı sorup ondan öğrenmelidir
            Şu akıllı yaratık dediğimiz ahmaklar.”
Söz eşekten, eşeklikten açılmışken bu konuda birkaç fıkra anlatalım. Eşek fıkraları ve öyküleri pek boldur. Ben “Arkadaşım Eşek” (Eğitim yayınları) adlı kitabımda epeyce eşek fıkrası, öyküsü anlattım. O yüzden hepsine yer vermiyorum. Ders verici olanlardan söz edeceğim. Bektaşi eşeğine binmiş gidiyormuş. Bir arkadaşı onun eşeği olmadığını bildiği için, muzip bir gülüşle “Biraderin mi?” diye sormuş. Sorudaki iğnelemeyi anlayan Bektaşi şöyle demiş; “Hayır. Pederin!” Böylece eşek üzerinden karşılıklı taş atmışlar birbirlerine…
Eşeği düğüne çağırırlar. Eşek hemen semerini, kolanını aramaya başlar.
“Orada semeri, kolanı ne yapacaksın?” diye sorarlar.
Eşek acı bir gülüşle, “Beni düğüne boşuna çağırmazlar. Muhakkak bir şey taşıtacaklardır” der. Eşek düğün sahiplerinin niyetini anlamış ama politik düğüncülerin niyetini anlamayan iki ayaklı eşekler çoktur bu dünyada!
Hoca eşeğinin ipi elinde giderken iki hırsızdan biri Hocayı lafa tutmuş, diğeri eşeğin yularını kendi başına geçirip eşeği bir arkadaşına teslim etmiş. İş tamam olunca birinci hırsız Hocaya veda edip gitmiş. Hoca evine gelince eşeğinin yerinde bir adam görüp şaşırmış. “Sen nereden çıktın, hani benim eşeğim?” diye sormuş. Adam boynunu bükerek;
“Ben insandım ama öyle bir suç işledim ki Allah beni eşek yaptı. Ancak çok değerli bir kişiye hizmet edersen seni tekrar insan haline getiririm, dedi. Sizin gibi yüce bir kişinin hizmetine gık demeden koştuğum için eşeklikten kurtuldum” diye konuşmuş.
Hoca bu söze inanmış ve adamı salıvermiş. Bir süre sonra kendine yeni bir eşek almaya çarşıya gittiğinde orada eşeğini görmüş. Hemen kulağın eğilerek: 
“Gene ne eşeklik yaptın da buralara düştün, sen eşeklik yapmadan duramaz mısın?” diye sormuş.
Çevreyi sorumsuzca kirletenlere, eşek şakası yaparak herkesi rahatsız edenlere bakıyorum da bu soru geliyor aklıma nedense…
Yaşlı bir Bektaşi babası çarşıdan geçerken herkes kendisiyle alay edermiş. Bektaşi bir gün dayanamamış ve yüksekçe bir yere çıkarak avazı çıktığı kadar “Eşekler!” diye bağırmış.
Çarşı esnafı ne var ne oluyor diye oraya koşmuşlar. Bektaşi toplananlara bakarak “Amma da çokmuşsunuz ha!” demiş ve çekip gitmiş. Ne dersiniz, haklı mı?


İlgili Aramalar: Erhan Tığlı, Eşeğin Kabahati, Tığlı Yazarlarımız, Erhan Tığlı Edebiyat Yuvası, Erhan Tığlı yazıları, Erhan Tığlı yazılarını oku, Erhan Tığlı oku, Erhan Tığlı kitapları

İlginizi Çekebilir

Büyük Adam Olmanın Sırrı

Bizim köyde üniversiteye gidip yüksek tahsil yapan ilk kişiydim ben. Okulumu bitirip köyüme geri dönerken …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir