17 Ekim Salı 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / 24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü

Öğretmenler Günü Atatürk

      En değerli yatırım nedir sizce?
      Bacalarından dumanların yükseldiği, harıl harıl çalışan fabrikalar kurmak mı?
      Ülkeyi baştan sona demiryollarıyla, asfaltlanmış duble yollarla donatmak mı?
      Parkları bahçeleriyle, şehrin siluetini bozan gökdelenlerin yükseldiği şehirler kurmak mı?
      Su dolu barajları ve sulama kanallarıyla verimli topraklarında traktör sesleriyle uyanmak mı her sabah?
      Hayır hayır… Bunların hiç biri bir ülkenin geleceğini garanti altına alan yatırımlar değildir.
       En değerli yatırım “İNSANA YAPILAN YATIRIMDIR.”
       Dünyanın her yerinde tüm uygarlıkların yaratıcısı insandır çünkü… O insanın çağın koşullarına göre iyi yetiştirilmesi gerekmektedir. Gelecekte kuracağımız mutlu ve güzel bir dünya onun avuçlarında yeşerecektir çünkü…
      Bugün tüm özel ve devlet okullarında, üniversitelerde yapılan bunca pahalı yatırım, gelecekte ülkemizi ve dünyayı yönetecek olan çocuklarımızın daha iyi yetişmeleri içindir. Yarınlarda gözümüz arkada kalmasın, geleceğimiz kararmasın diyedir…
     Günümüzden dört bin yıl önce bir Çinli ozanın; "YÜZ YIL SONRASINI DÜŞÜNÜYORSAN, İNSANI EĞİT" Sözünde belirttiği gibi geleceğe yapılan böyle bir yatırımla onlardan yüz kez ürün almak içindir.
      Yurt geneline dağılmış en yaygın örgütüyle geleceğe ışık tutan öğretmenlerimizi, 30 yıl bu işe gönül vermiş bir öğretmen olarak böylesi anlamlı bir günde sevgiyle selamlıyorum.
       Öğretmenler; aydın bir kitle olarak bugün ülkenin toplumsal yaşamında, gelişmesinde, ilerlemesinde ve gelecek kuşakların yetişmesinde önemli bir işlevle yükümlüdürler.
       Kırk bin köy, bunca kasaba, il ve ilçede üstlendikleri sorumluluğu gereği gibi yerine getirememenin ezikliği ile mutsuzdur eğitim çalışanlarımız. Onların kendi sorunları, toplumun ve ülkenin sorunlarıyla birleşerek dağ gibi önlerine yığılıyor bugün. Altından kalkılamaz duruma geliyor ve Türkiye sorunları olarak geri yansıyor. Yeterince okuyamıyor, yeterince beslenemiyor ve yeterince sosyal aktivitelerin içinde olamıyor yurdumun öğretmeni.
       Aldıkları maaş; ev kirası, yol giderleri, çoluk çocuğun masraflarına yetmiyor. Bu nedenle pazar yerlerinde yüzü kızararak işportaya düşüyor bu meslek! Hep gelecek ayın maaşı üzerinden harcama yapmak zorunda kalıyor. Bir sonraki aylıkları, visa kart belasıyla daha şimdiden haczedilmiş durumda. Yalnız öğretmenler mi? Tüm çalışanlar, çalışamayanlar, iş arayıp da bulamayanlar aynı darboğazın içindeler. Ne edeceğini bilemez duruma getirilmiş toplum, patlama noktasına gelmiş. Sokaklara dökülüp zil takıp oynamadıkları eksik sadece!
“Buna neden olanların gözü kör olsun demiyorum. Kör olmadan görsünler ”diyorum sadece… 
       Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yoksulluk koşullarında bile bugünkünden çok daha az mutsuzdu öğretmenlerimiz. Protokolde en ön sıralarda yer alıyorlardı. Esnafın kara listesinde değil, en itibarlı müşterileri arasındaydılar.
      Atatürk’ün; ülke geleceğini politikacılara, sanayicilere, bankacılara değil de öğretmenlere emanet edişinin bir anlamı yok mu sizce de?
      Peki, ne oldu da dünün o saygın mesleği böylesine erozyona uğradı bugün. Atatürk’ten sonra gelen politikacıların değer yargıları, ne acıdır ki işi bu noktaya getirdi!
      Her kamu görevinin, her özel mesleğin ayrı bir yeri ve önemi var elbette, ama tüm meslek gruplarına insan yetiştirmesi bakımından, öğretmenliğin çok daha büyük önemi vardır.
      O nedenle öğretmenliği çok, ama çok önemsiyorum. Onun sıradan bir iş olmadığını düşünüyorum. Ne güzel söylemiş ozan İsmail Karaahmetoğlu "ÖĞRETMENİM" şiirinde: 
"ANAM EKMMEK VERİR / SEN HÜRRİYET… /  EL  ADAM  TUTAR  /  SEN FİKİR. /
KRAL GÖLGE ARAR / SEN GÜNEŞ / EVLİ  EV, /  SEN ÜRPERTİ İSTERSİN /
PARMAKLAR KALKAR / UCUNDA ÖZGÜRLÜK ARARSIN  /  TARİHİMDE,
CUMHURİYETİMDE   / İÇİMDE SEN VARSIN ÖĞRETMENİM   / SEN VARSIN…"
       İşte, böylesi öğretmenlerimizin avuçlarında yeşerecektir yeniden kurtuluşun destanı.
       Herkesin bir doktoru, avukatı olmayabilir, fakat öğretmeni olmayan bir insan gösterebilir misiniz bana? KÖYDE MEZARI OLAN TEK AYDININ ÖĞRETMEN OLDUĞU gözardı edilebilir mi?
       Toplumun her kesiminde olduğu gibi bugün öğretmenlerimiz de mutsuzdurlar.
      Oysa öğretmen insan sevgisini, vatan aşkını, ulusal birlik ve bütünlük anlayışını yoğuran; kendine güvenmeyi, ulusuyla övünmeyi, geçmişiyle ve geleceğiyle ülkesinden gurur duymayı aşılayan… Üstün yetenekli ve nitelikli insan yetiştirmeye çalışan bir MİMAR olarak tanımlanırdı eskiden.  
      Şimdilerdeyse; devletin değil, hükumetin memuru durumuna getirilerek kişilik kaybına uğratılmıştır. Atatürk ilke ve devrimlerini benimseyememiş, çağın gerisine düşmüş, kafasını örümcek bağlamış bir öğretmenden çağdaş, kişilikli nesiller yetiştirmeleri beklenebilir mi?
      Görünümüyle çağdaş, kafası ve gönlüyle Atatürkçü, aydın öğretmenlerimizle ulaşabiliriz aydınlık güzel günlere. Yoksa karanlığın içinde debelenir dururuz.
      Geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklarımızı ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlerimizin çok iyi yetiştirilmesi ve sık sık hizmet içi eğitimden geçirilerek bilgi donanımlarının yenilenmesi, yeniliklerden haberdar edilmesi gerekmektedir.

Ali Kaya

      Öğretmenlerimize “Toplu sözleşmeli, grevli sendikal haklar” tanınamadı hâlâ… Çıkartılan "toplu görüşmeli" sendika yasası işlevsiz, etkisiz; adeta yasak savar gibi çıkartıldı. Bu durumu içine sindiremeyerek başkaldıran, eylemlerde öncülük eden kimi sendikalı öğretmenler kışta kıyamette sürgün edilerek cezalandırıldı.
      Can güvenliği sağlanamadığı için Güneydoğuda terör yüzünden 200‘e yakın öğretmenimiz canından oldu. Bu yüzden ve başka olumsuz nedenler yüzünden birçok değerli öğretmen devletten istifa ederek, özel okullara ya da dershanelere geçiş yaptı. Başlarındaki yöneticilerin seçiminde bile söz sahibi yapılamadı öğretmenlerimiz. İşinin ehli olmayan, liyakattan uzak yandaş kişiler, tepeden inme Müdür olarak atandılar okullara…  Meslekten olmayan kişilerin atanmasıyla yozlaştırıldı bu meslek,
     Örgütleri TÖB-DER dağıtılarak, mal varlığı 12 Eylül zorbalarınca gasp edildi. İLK-SEN’nin içi boşaltılarak yandaşlara peşkeş çekildi. Hesabı bile sorulmadı. "Verdiysem ben verdim" dedi, çıktı işin içinden eski barajlar kralı.
      Bunca sorunlarına "çözüm" yerine, hâlâ nutuk çekmeye devam ederek lafla peynir gemisini yürütmeye çalışıyor kendilerini her şeyin üstünde gören yetkili yetkisizler…
      Okullarımızda bunca öğretmen açığı yadsınamaz bir gerçekken; elinde “öğretmenlik” diplomasıyla on binlerce öğretmen adayı yıllardır atanmayı beklemektedir. İşsiz güçsüz, hâlâ babasından harçlık bekleyen bu gençler bunalım içinde bocalayıp dururken, onların yerine; imamlar öğretmenlik yapmaktadırlar benim laik ülkemin okullarında.
     Üstelik son günlerde yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları o yeni buluşları(!) KPSS’de de başarılı olmuş onca öğretmen adayına, atanmaları için çile çektirilmesi hangi insafa, etiğe ve eğitim anlayışına sığmaktadır? “Kendileri benzeri hangi sınavlardan geçerek yükselivermişlerdir acaba oturdukları o koltuklara” diye de sormadan edemiyor insan…

İlgili Aramalar: Ali Kaya 24 Kasım Öğretmenler Günü, 24 Kasım Öğretmenler Günü, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort