26 Eylül Salı 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Kurban Eden Az Çok Bilir de Kurban Olan Nerden Bilsin, Neye Kurban Gittiğini

Kurban Eden Az Çok Bilir de Kurban Olan Nerden Bilsin, Neye Kurban Gittiğini

Ali Kaya

İlk insan korktuğu her doğa olayının bir Tanrı olduğunu düşünmüş ve nedenini bilmediği bu olayların gazabından(!) korunmak için adaklar adamış, kurbanlar kesmiş.
Çok tanrılı bu dinlerden, tek tanrılı dinlere geçildiğinde de sürmüş bu gelenek. İnsanoğlunun; kendisini ve ailesini kötülüklerden koruması için Tanrısına bir yalvarışıdır kurban etme geleneği. İlk insan topluluğundan günümüze bu hep böyle süregelmiştir. Tanrıya; “bak, ben veriyorum; sen de ver” anlamındadır.
“sen tanrımızsın, güçlüsün… biz âciz kulların senin önünde diz çöküp yalvarıyoruz. Bize acı! Kötülüklerden koru. Yuvamızın bereketini arttır. Çocuklarımızı, anamızı, babamızı bize bağışla.” der İnsanoğlu ve en sevdiği bir şeyi kurban olarak adar yüce Tanrısına.
Tek tanrılı dinlerde önce insanı kurban etme girişimiyle başlamış bu gelenek… Söylenceye ve kutsal kitabın yazdığına göre Hz. İbrahim, oğlunu kurban etmek istemiş Tanrı’ya… Sonra gökyüzünden süzülerek gelen iki melek, oğlunu bağışlayıp onun yerine bir koç getirerek bu koçu kurban etmesini sağlamışlar Hz. İbrahim’in. İşte o günden bu güne sürüp gelmiş bu kurban etme geleneği. Oğul askerden sağ-salim dönerse, çocuk sınıfını geçerse, evin kızına iyi bir kısmet çıkarsa, kapı önüne yeni bir araba çekilirse, ya da kiradan kurtulup bir ev sahibi olunursa -Hele hele o ev kendilerininse- mutlaka kan akıtılır bu yapının temeline. En azından bir horoz kesilip dağıtılır komşulara. Yalnız gramına dokunulmaz bu adağın. Kendi ailesinden hiç kimse, kesilen hayvanın etinden yemeyecektir yani…
Horoz” dedim de Zekeriya Beyaz Hoca’nın bir televizyon programında bu tür adaklar için; “Horoz kesilebilir.” demesi aklıma geldi. Kıyameti kopardı dinci kesim. “Vay efendim, sen ne biçim hocasın, tavuk bile kurban edilir dedin.” diye veryansın edereK Beyaz Hoca’yı topa tutmuşlardı. Neredeyse bir kaşık suda boğacaklardı adamcağızı. Oysa Zekeriya Beyaz Hoca, bunu çok iyi niyetle söylemişti…
Anacığım sağken daha önce ölen babamı, rüyasında gördüğü gecenin sabahında: “Babanız benden hayır istiyor, a oğlum…” derdi. Çocuklar için bakkaldan ya şeker aldırırdı bize, ya da pişi-börek, lokma türünden bir şey yapar; hem komşulara gönderir; hem de sokakta oynayan çocuklara dağıtırdı.    
Öteden beri ölenin arkasından okunan yemekli mevlitler de hep bu türden uygulamalardı zaten. Olanın, olmayana katkı koyması ve sosyal dayanışmaya örnek olması açısından düşünüldüğünde, güzel şeylerdir bunlar!.. Üstelik işin içinde ne kurban vardır, ne de onun yürek kadıran kanı…
Sözün özü:
Ahh! Keşke işin gösterişine kapılmadan, ortalığı kan gölüne döndürmeden, sağlığa uygun ortamda yapılabilse bu işler de kuzucuklar analarından doğduklarına bin pişman olmasalar! Ve bir de şu “kurban”dan sonraki post kavgaları olmasa!.. Bazı din bezirgânları, kurbanın arka bahçesinden beslenip semirmeseler ve daha sonra memleketin başına çorap örmeseler, bela olmasalar da iyi ve yararlı yerlere gitse o kurban derileri…
İlk başta söylediğimiz sözü, son söz olarak bir kez daha yineleyelim:
Kurban eden az çok bilir “neden kurban kestiğini” de…
Kurban olan zavallı hayvancıklar. nerden bilsin “neye kurban gittiğini!..
Gönlünüzce bir bayram geçirmeniz dileğiyle, iyi dinlenceler herkese!..

İlgili Aramalar: Ali Kaya, Kurban Eden Az Çok Bilir de Kurban Olan Nerden Bilsin Neye Kurban Gittiğini, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort