18 Ocak Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Trakya Günlüğü / Sitemiz yazarı Tunay Devrim’in Birgün Kitap Eki’nin 150. Özel Sayısında Yayınlanan Yazısı

Sitemiz yazarı Tunay Devrim’in Birgün Kitap Eki’nin 150. Özel Sayısında Yayınlanan Yazısı

OLGUCU ELEŞTİRİNİN İZİNDE 

Eleştirinin
tarihine göz attığımızda iki temel eğilimden söz edilebilir. Bunların ilki
biçim ve öz bakımından çağın ya da eleştirmenin bağlı bulunduğu akımın
gerektirdiği kurallara göre yapılan “kuralcı eleştiri” diğeri ise kuralcı
eleştirinin ötesinde yapıt ile ortaya çıktığı toplum arasındaki bağıntıları
araştıran, yazara ve topluma dönük derin çözümlemeler ortaya koyan  “olgucu eleştiri”dir.
Türkiye’de
halen eleştirinin varlık sorunu yaşadığı bir gerçek! En azından bu konu
nihayetlenmiş bir tartışma değil. Akademik çevrelerde kuralları daha belirgin
bir çizgide ilerleyen eleştirinin son çeyrek yüzyılda farklı arayışlar ve
çizgiler izleyen eleştirmenlerce gelişimi ve yeniden üretimi bir süreç olarak
devam ediyor. Türkiye’de yeni arayışların peşinde olan eleştirmenlerden biri de
Semih Gümüş’tür. Onu doğrudan yukarıda kategorilendirilmiş eleştiri
anlayışlarından birinde tanımlamak yerine, Adalet Ağaoğlu’nun Romantik Bir
Viyana Yazı romanı üzerine yazdığı Yazının ve Tarihin Bilinci adlı eleştiri
kitabında yer alan -bilerek ya da bilmeyerek- olgucu eleştiri yönteminin ayak
izlerini tespit etmeye çalışacağız. Yirmi yıl önce yazdığı bu kitaptaki
yaklaşımından farklı olarak, yazar son yıllarda kolay okunabilen alanlarda
yoğunlaşmış olsa da Gümüş’ün kitaplarında, eleştirinin farklı ton ve
üsluplarına rastlamaktayız.

Olgucu
eleştiri anlayışına göre eleştirmen için artık geçmiş yöntemleri uygulamak
değil, değişen koşullara göre yeniden “bulgulamak” önemlidir. Semih Gümüş de
Yazının ve Tarihin Bilinci adlı kitabını, Adalet Ağaoğlu’nun Romantik Bir
Viyana Yazı isimli romanının gizlerini bulgulamak üzere çıktığı bir yolculuğun
sonu olarak okuyucusuna tanıtır. Çünkü Gümüş’e göre bugün edebiyatımızı
anlamayan, yazar ve yapıtı topun ağzında gören eski eleştiriye karşı gücünü
yaratıcı düşünceden almayan eleştirinin anlamı da olmayacaktır.

Olgucu eleştirinin
temel yönelimleri ile “Yazının ve Tarihin Bilinci”nin Kesişim Noktaları
Olgucu
eleştiri yapan bir yazar, incelediği yapıtın önceden belirlenmiş birtakım
kurallara uyup uymadığını değil, ne söylediğini, neler getirdiğini ortaya
koymaya yönelecektir. Gümüş’ün kitabında bu düşünce “Romantik Bir Viyana Yazı,
hem tarihin, hem yaşanılan çağın, hem de çatışma içindeki bireye değin
bilgilerin arandığı bir yolculuktur… Ağaoğlu, okurun yazar karşısındaki konumu,
eleştirinin düştüğü durumu, yergici bir yaklaşımla irdeliyor.” biçiminde
karşımıza çıkar. Yine bu yönteme göre değerlendirmelerde bulunacak bir
eleştirmen, evrim ve görelilik anlayışına koşut olarak başka zamanlara ve başka
yerlere özel bir ilgi gösterecek, tarihe, tarihsel açıklamaya önem verecektir.
“Yaşanılan
zaman, anlaşılan öte yanı gölgede bırakmaktadır… Ancak kendi düşlerinde, kendi
belirledikleri bir tarih içinde yaşayacaklarını da… Demek ki tarihçi, sanatçı,
roman kahramanlarımız, yeni bir geçmiş soyutlayarak yaşadıkları anı açıklayacak
ve geleceğe döndürebileceklerdir…” ifadeleri olgucu eleştirinin en belirgin
izleridir. Bu anlayış ayrıca eleştirmenin tarihsel yönteme uygun bir yaklaşımla
incelediği eserin, yer aldığı türün gelişimi açısından da önemini belirtmesi
gerektiğini savunur. Tıpkı Gümüş’ün eleştiri kitabında okura sunduğu “Romantik
Bir Viyana Yazı, sorgulama etkinliğinin yaratıcı biçimiyle, romanın
olanaklarına önemli bir katkı yapmış oluyor… Romanda yer alan temalardan olan
“ölmek”, söz konusu olan roman olduğunda bile kolay değil kuşkusuz… Roman
sanatı, Romantik Bir Viyana Yazı’nın ruhundan, kendi dirimselliğini
sesleniyor.” görüşleri gibi.
Peki
olgucu eleştiriye göre eleştirmen, yazarı nereye koymalıdır? Buna göre
eleştirmen, yazarın kişiliğine özel bir yer vermeli, yapıt gibi yazarı da
toplumsal ortamla bağıntıları açısından ele almalıdır. Gümüş,  öteden beri “tedirgin bir yazar” olarak
nitelediği Adalet Ağaoğlu’nun, çağcıl bir birey olarak, bu tedirginliğini
romanlarının anlatımına yansıtan, düşünce romanları yazan bir edebiyatçı
olduğunu savunur. Ağaoğlu’nun, kendisinin de bir biçimde parçası olduğu çağcıl
sorunları ve gezegenimizin bütününü ilgilendiren toplumsal sarsıntıları dile
getiren, bu yönüyle de romanımızda yeni biçim arayışlarında olan bir yazar
olduğunu da ekler. Gümüş, Ağaoğlu’nun anlatıcı-yazar kimliğiyle, roman
kahramanı Kamil Kaya ile özdeşliğinin ipuçlarını okura sunar. Hatta kimi zaman
Ağaoğlu’nun, roman kişilerini bir kıyıya çekip, düpedüz kendisinin romana girme
gereksinimi üzerinde durur.
Semih
Gümüş’ün Yazının ve Tarihin Bilinci kitabında yer alan olgucu eleştirinin ayak
izleri elbette bu örneklerle sınırlı değil. Hatta kitabın sonunda romanın
kahramanlarını ve romanda adı geçen diğer kişileri tek tek tanıtması, geçmişin
kuralcı eleştiri özelliklerini anımsatsa da kitapta yer alan olgucu eleştirinin
ayak izleri, genel itibariyle daha uzun soluklu bir incelemenin konusu
olabilir.  
Roman
başlı başına bir evrendir. Yazarın öznelliğinden gücünü alan bu yaratımı okura
daha iyi sunacak kişi de eleştirmendir. Eleştirmen ise ancak yeni bir söz
söylediğinde, okurun karşısına yeni bulgularla geldiğinde yazın ufkuna yeni
ufuklar açabilecektir. 


İlgili Aramalar: Tunay Devrim, Tunay Devrim Birgün Kitap Eki, Tunay Devrim Olgucu Eleştirinin İzinde, Olgucu Eleştirinin İzinde, Tunay Devrim Yazıları, Tunay Devrim Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Hepimiz Tanrının Çocukları Değil miyiz?

Semir Aslanyürek’in filmi Yedi Avlu’yu izlediniz mi? Aynı avlularda yaşayan Arap, Türk, Ermeni, Kürt, Hristiyan, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir