25 Mayıs Perşembe 2017
Ana Sayfa / Güncel Konular / Somayı Unutmadık, Unutturmayacağız…

Somayı Unutmadık, Unutturmayacağız…

Soma Faciası

“Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası…”

“Çizmelerimi çıkarayım mı sedye kirlenmesin…”

“Bunlar sürekli olan şeyler, bu işin fıtratında bu var.” 
Soma’da 301 madencimizi 301 canımızı yitirdik bundan tam bundan tam 1 ay önce. 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’dan gelen haberle yüreğimize adeta ateş düştü, boğazımız düğümlendi, söylenecek söz bulamadık… 
Evet sadece 1 ay gibi kısa bir süre geçti. “Soma Faciası” üzerine yapılan haberler bitti, söylenen sözler, paylaşılan fotoğraflar. Balık hafızalı bir millet olduğumuz söylenir ya işte biz bunu kabul etmiyoruz. Biz Somayı unutmadık, unutmak istemiyoruz, unutulmasını hazmedemiyoruz. Her seferinde hatırlamak, hatırlatmak gerektiğini düşündüğümüz için biz de bir şeyler yapmalıyız, tepkimizi ortaya koymalıyız düşüncesiyle bir “şiir dinleti” si hazırladık. Öğrencilerimize “Soma Faciasında ölen madencilerimizin sesi olmalıyız, ocaklarına ateş düşen ailelerin sesi olmalıyız,  isyanın sesi olmalıyız… ” dediğimiz zaman öğrencilerimizin tereddüt etmeden düşünmeden kabul etmeleri ve böyle bir sunumu ortaya koymaları onlara sonuna kadar güvenmemiz gerektiğini, umutların hala var olduğunu, geleceğimizin aydınlık olduğunu bizlere bir kere daha gösterdi. 
Hüsniye Hanım Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde yaptığımız sunumun videolarını, fotoğraflarını ve bazı şiirlerini sizinle paylaşmak istedik. Özellikle hazırladığımız videoyu izlemenizi istiyoruz. 
Keşke 301 madencimiz ölmeseydi, keşke biz böyle bir sunum, dinleti hazırlamasaydık, keşke biz bu satırları yazıyor olmasaydık…































 ŞİİRLER
 
MADEN İŞÇİLERİ 
Bizler maden işçisiyiz
Çalışırız yerin altında
Üç vardiya yirmi dört saat
Karadır kömür
Ellerimiz gibi
Hayatımız gibi 
Ölüm bizim kardeşimiz
Göçüklerde kalırız
Birer birer değil
Onar onar, yüzer yüzer 
Kara elmas çıkartırız
Ama donarız soğuktan
Çocuklarımızı
Vücutlarıyla ısıtır
Kadınlarımız 
Ölüm yakamızda
Açlık da öyle
Patron tepemizde
Dipçik de öyle
Gün gele, gün gele
Bineceğiz tepelerine
Elbet madenlere de
Doğacak güneş 
Mehmet Akif Han 

MADENCİDEN 
indim maden ocağına kara elmas diyarına 
yeryüzü sıcak olsun diye dost 
yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda 
çocuklarım gülsün diye dost 
oysa bizim evde gülen yok 

yürü derler yürü derler açlığa yürü derler 
kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler 
günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler 
yalanlara artık sabrım yok 

bugün maden ocağına kara elmas diyarına 
inmedik selam olsun sana dost 
ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere 
grev grev güneş doğmuş dost 
artık kaybedecek bir şey yok 

yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler 
madenler bizim derler gerekirse ölüm derler 
günü geldi grev derler dost 
artık kaybedecek bir şey yok 

yerin derinliklerinden geldiler 
ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle 
ne kadar diplere bastırılsa 
o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin 
ağır ağır geldiler… 
sonra her gün geldiler artarak geldiler 
kadınları çocukları ve alkışlarıyla 
yoğurt mayalar gibi geldiler 
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi 
su gibi ateş gibi 
her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına 
yeni yollarla tanıştı ayakları 
her gün yeni kabuklar çatladı 
yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini 
bir kent oldular sonunda 
ve adını değiştirdiler ülkenin 

Kemal Özer 
 
IŞIĞIM SÖNDÜ
Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın…
Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,
Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.
Işığım söndü, işte gidiyorum..,
Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
Işığım söndü… hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
Artık ben de gidiyorum…
Şerif  Erginbay
 

SOMALI EVLATTAN ANNESİNE

Kimseye muhtaç olmamaktı tek derdim
Çocuklarımın rızkı için madene girdim
Beklemediğim bir anda azraili gördüm
Benim ülkemde ekmek çok pahalı anne
Ama hayat çok ama çok ucuz be anne

Bari cenazemi bulup çocuklarıma verseler
Bazıları senede birkaç kere madene inseler
Ölümle yaşam arasındaki o çizgiyi görseler
Benim ülkemde ekmek çok pahalı anne
Ama insan hayatı sudan da ucuz be anne

İhmali olanlar mutlaka cezasını çekmeli
Devlet babalık edip şefkat tohumları ekmeli
Kul sadece hakkın huzurunda boyun bükmeli
Benim ülkemde ekmek çok çok pahalı anne
Ama insan hayatı sudan da ucuz be anne

Dışa yansıyan sadece lanet kömür karası
Temiz kalple helalinden olur ekmek parası
İçimizde nişanlılar vardı oda gönül yarası
Benim ülkemde ekmek çok pahalı anne
Ama i hayatı sudan da ucuz be anne

Anne hakkınızı helal edin babama da söyle 
Eşim çocuklarım boynu bükük kaldılar öyle
Ne yapalım kadermi yoksa alın yazısı böyle
Benim ülkemde ekmek çok çok pahalı anne
Ama insan hayatı sudan da ucuz be anne

Selahattin Çoban 

İlgili Aramalar: soma faciası, soma faciası unutulmamalı, soma faciası ne zaman oldu, soma faciasıyla ilgili fotoğraflar, soma faciası belgesel, soma faciasıyla ilgili şiir dinletisi, soma faciası şiir dinletisi, soma ile ilgili şiirler, soma unutulmamalı

İlginizi Çekebilir

Yeni Dönem Dergisi

Uzun süredir her alanda başlayan geriye doğru gidişin acısını, sancısını duyanların başında hiç kuşkusuz sanatçılar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir