24 Temmuz Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / İlhan Selçuk

İlhan Selçuk

85 yıllık yaşamın ardından koca bir çınar daha sessiz sedasız ayrıldı aramızdan.  Önümüzü aydınlatan İlhan Selçuk yok artık. Yarım yüzyıla yakın yazdığı “PENCERE” sini açık bıraktı giderken…
Cumhuriyetimizle yaşıt Cumhuriyet Gazetesinin bir “aydınlar okulu” olduğunu bilmeyen var mı ki… İlhan Selçuk o okulun başöğretmeniydi. Öyle bir zamanda ayrıldı ki görevinden, tam okulların kapandığı gün, onun da öğretmenliği sona erdi. Kalemini kırdı, ama satmadı.  Tebeşiri tahtanın önüne fırlatıp attı giderken. İlhan Selçuk ölmedi, göz göre göre öldürdüler onu!  Bundan böyle demokrasi ve aydınlanma öğretisi, her biri birer ders notu niteliğindeki o geride bıraktığı kitapları ve yazılarıyla sürecek. Yürümemiz gereken aydınlık yolu göstermeye onlarla devam edecektir.
İlhan Selçuk’un öğrencileri sevgili dostlar! Hepimizin başı sağ olsun!..
İlhan Selçuk, ömrü yettiğince o çok önem verdiği Anadolu aydınlanmasını işledi
yazılarında hep… O yüzden “Pencere”yi açık tuttu giderken. Her şey ona bağlıydı çünkü. Karanlıkları yok etmek için açılan ışıklı bir pencereydi onun köşesi.
“Bilimsel aydınlanma olmadan hiçbir şeyin olamayacağını, karanlıkların ortasında kalmış bir toplumla hiçbir yere varılamayacağını ve demokratikleşmenin olamayacağını, yoksa demokrasinin havada kalacağını” vurguladı hep yazılarında… İnsanımız, birilerine kul olmaktan kurtulmadıkça ve özgür birey olmadıkça, üzerinden bin yıl da geçse, insan olmanın onurunu hiçbir zaman yaşayamayacağına sürekli vurgu yaptı.  
Ölüm tarihine bakıyoruz 21 Haziran… Gündüzlerin en uzun, karanlık gecelerin en kısa olduğu böyle bir günde çekip gitmesi bile anlamlı gelmiyor mu size de?  Hep, daha çok aydınlık, daha fazla ışık…  Öyle sanıyorum ki 21 Haziran’dan sonrası da o pencere, aydınlığa ve aydınlanmaya daha uzun süre açık kalacaktır.           
Yarım yüzyıl o yazdı biz okuduk, o konuştu biz dinledik. Okudukça, dinledikçe aydınlandık, daha da bilinçlendik. Şimdi o sustu; dostları, arkadaşları, öğrencileri onu yazıyor, onu anlatıyor, ekranlarda onu konuşuyorlar. Kaç gün, kaç yıl anlatacaklar İlhan Selçuk’u daha, kim bilir…
Yalnız en yakın dostu sevgili Mustafa Balbay konuşmak istiyor, ama demir parmaklıklar arkasından da duyuramıyor sesini. Oysa bu son yolculuğunda İlhan Abi’sinin yanında olmayı, cenazesine omuz vermeyi, ardından iki çift söz etmeyi ve köşesinde bir güzel yazı döşenmeyi ne çok isterdi sevgili Balbay…
Tuncay Özkan’ın Cumhuriyet’te yayımlanan o şiirsel anlatımını okuduk. Son yolculuğunda görevini yapamamanın ezikliğiyle, sevgili Balbay gibi o da kahroluyordur, bilirim…
İlhan Selçuk ölmedi, onu öldürdüler. Bir şafak sökümünde alıp götürülmek yaraladı onu. Yaşamı boyunca kaçıncı kez alıp götürmüşlerdi. Hiç birisi bu seferki kadar koymamıştı ona. Ömrünün bu son demlerinde, kendisine yapılan bu işkence ölümden de beter geldi bu kez. Ama yine de gülümsemeyi eksik etmedi yüzünden.
Hayatı boyunca onun ışık saçan PENCERE’sinden, olaylara ve dünyaya bi kez olsun bakmamış olanlar, hiç bir zaman aydınlıktan nasibini almamışlardır. O kara gözlüklerinin arkasındaki kara düşünceli adamların karşısında, 85 yaşında saatlerce sorguya çekilip ifade vermesi yıktı İlhan Selçuk’u. Çünkü bu bir sorgulama değil, gerçekten de işkenceydi. Yaşlı bedeninde derin izler bıraktı bu zulüm. Kendisine yüklenilmeye çalışılan haksız suçlamalar, zaten onda var olan kalp rahatsızlığını tetikledi.
Düşünebiliyor musunuz, Cumhuriyet Gazetesinin sahibi de sayılan başyazarı konumundaki İlhan Selçuk; gazetesinin bombalanmasında, Danıştay katliamının gerçekleşmesinde kendisi sorumlu tutuluyordu. Böylesine saçma suçlamalara, öyle sanıyorum ki taa Arjantin’deki kargalar bile kahkahayla gülse de o gülememiş, hep düşünmüştür.
Son yazısını yazdı, öyle gitti hastaneye. Ondan sonra da kalemi bir daha eline almadı, alamadı. O son yazı, yazın hayatının da son noktasıydı. Kendisini, tıpkı Atatürk gibi Türk hekimlerine emanet ederek, gitti by-pass oldu. Ondan sonra da hayretmedi zaten… Bir daha hastaneden çıkamadı ve 86 yıllık ömrünün o kalan bölümünü hastanede geçirdi.
Çağdışı böyle bir işkenceyi hiç de hak etmemişti İlhan Selçuk… Şüphe yok ki ülkemizin en büyük ayıplarından birisiydi bu… Kültürümüze ve Anadolu aydınlanmasına ömrünü adamış bir insana yakışmıyordu yapılanlar!

Kendisini ölümlere götüren bu zorbalık yaşanmamış olsaydı, öyle sanıyorum ki hâlâ yaşıyor olacaktı sevgili İlhan Selçuk. Onun zamansız ölümüne neden olanlar, bir gün olsun oturup şöyle bir vicdan muhasebesine girdiler mi, bilmiyorum… Geceleri yataklarında rahat uyuyabildiler mi o günden beri, onu da bilmiyorum? O sol memelerinin altında birazcık vicdan kalmışsa eğer, o katılaşmış yüreklerinde bir sızlama hissetmedilerse, yazıklar olsun!
Bu ülkenin hapishanelerinde de hastanelerinde de yattı sevgili İlhan Selçuk… Dolu dolu geçen çok verimli bir 85 yıl… Biz hepimiz onun öğrencileriyiz. Vasiyeti gereği Hacıbektaş’ta toprağa verildi. Çileli bir yaşamın ardından, Çilehanede daha çok huzur bulacağına inanmıştı sanıyorum. Umarım, yattığı yerde huzur bulur.
Bugün, O’nu kaybetmenin derin acısı var yüreklerimizde! Günümüzün kurtkapanları ile dolu, çıkar ilişkilerinin hat safhada olduğu şu menfaat dünyasında, bağımsızlık inancını dirençle ve özveriyle savunan gerçek bir Kemalist’ti İlhan Selçuk.
Toplumun değer yargılarının altüst olduğu… Üzerine serpilmiş ölü toprağının altında derin uykuya yatmış şu toplumun içinde bulunduğu yılgınlık, tepkisizlik, tüm aydınlar gibi onu da kahrediyordu. Çıkarcılığın geçer akçe sayıldığı günümüzde laikliğin, demokrasinin ve Atatürkçülüğün ödünsüz savunucusu sevgili İlhan Selçuk’u bundan böyle çok özleyeceğiz!..
Ülkesinin sorunlarını kendisine dert edinmiş, aydın olmanın sorumluluğunu ve bilincini bizlere de öğretmiş “Kalpaksız Bir Kuvvayı Milliyeci”ydi o… Türkiye üzerine oynanan oyunları, emperyalizmin iki yüz yıldır çevirdiği dolapları, bıkmadan, usanmadan, ömrünün sonuna kadar yıllarca okurlarına anlatan İlhan Selçuk aydınlanmanın, çağdaşlaşmanın simgesiydi.
Sözlerimi onun bir vasiyetiyle bitirmek istiyorum:
Türkiye’nin bütün aydınlık insanları, birleşin.
Işıklar içinde yatmasını diliyorum!
Güle güle İlhan Abi, güle güle!..

İlgili Aramalar: Ali Kaya, İlhan Selçuk, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir