19 Ekim Perşembe 2017
Ana Sayfa / Trakya Günlüğü / İlerici Sanatın “Kafa Dengi” Olmaz

İlerici Sanatın “Kafa Dengi” Olmaz

Cemal Nadir

Kanal 24’te Kafa Dengi diye bir program, Selahattin Yusuf, Gökdemir İhsan, Tarık Tufan adlı üç kişi…Vah Vah Türkiye…Ya bu nasıl bir kafadır. Sekülerlik, muhafazakarlık, tasavvuf, Lenin, Okan Bayulgen,  Puşkin, ekonomik politik, dindarlık, Angelepoulos, dinsel sosyalizm yarım saatte hallettikleri konular sohbetlerinde geçen konular, az daha izlesem muhtemelen Abd, Kürt sorunu çözmeyecekleri şey kalmayacak…”
Yukarıdaki satırları uzun zaman önce facebookta paylaşmıştım.  Sanat  üzerine söyleşi-yorum programı olan Kafa Dengi, iktidar borazanı bir tv kanalında acaba yapısı itibariyle muhalif olan (ki olmak zorundadır) sanat adına nasıl bir söyleme sahiptir merakıyla izlediğim bir programdı. Ancak bu merak zamanla yerini cumartesi geceleri hangisinin o hafta vikipediden ya da googledan daha çok isim-kavram-ürün ezberlediği üzerine ve “bu hafta acaba kimi “Allah” yoluna daha iyi kanalize edebilirim yarışının komikliğine bıraktı. Üç “afilli filinta (!)” için muhtemelen reklamın iyisi kötüsü olmaz, o yüzden bir cumartesi gecenizi ayırıp izlerseniz neden bu yorumları okuduğunuzu daha iyi anlarsınız. Bir zamanlar haber spikerliğini kıvıramadığından “sen sanat kompetanı ol” denilen ekran güzeli Selahattin Yusuf,  her şeyi ama her şeyi dini ahlaktan ve kültürden yoksunluğa bağlayan senarist-yazar Tarık Tufan ve ne zaman görsem Mahsun Kırmızıgül’ün çektiği her filmden sonra sinema dünyasının onu anlamamasına, yüceltmemesine benzer duyguları hissettiren tavırlarıyla Gökdemir İhsan programlarında ısrarla üzerinde durdukları aydın çıkmazı ve kimliği üzerine kendi deyimleriyle kafa patlatmaya çalışıyorlar. Lakin kendi çıkmazlarının hezeyanlarıyla her hafta baltayı hep aynı taşa vuruyorlar. Zaten bu yazıyı yazmamın sebebi de bu taş…
Sanatın, hele hele edebiyatın “kafa dengi” olmaz. Sanat eseri belli ölçütlere göre ya güzeldir ya da değildir. Bir yazar veya şair sol görüşlü diye iyi bir edebiyatçıdır demek ne kadar büyük yanlışsa bu arkadaşların “kimin ekmeğini yiyorsam onun türküsünü söylerim” tadındaki programlarında savundukları bir edebiyatçının dinle münasebeti ne kadar yoğunsa kabiliyeti ve de büyüklüğü o oranda büyüktür anlayışı da o kadar yanlıştır.
Bugün Sezai Karakoçların, Necip Fazılların ve de Akiflerin ne yazık ki belli bir cepheye koyulmalarının ve eserleriyle değil dini-siyasi kimlikleriyle anılmalarının sebebi de bu arkadaşların tavırlarından dolayıdır. Sanatı, sanatçıyı belli bir çizgiye oturtma anlayışı. Elbette bu tavrı sergileyen sol kesim de az değildir. Ancak amacım bu tavrı sergileyen her iki kesimin de büyük yanılgı içinde oldukları ve edebiyata zarar verdiklerini bir kez daha hatırlatmaktır. Bugün Nazım Hikmet,  sanatını her türlü bedeli ödeme pahasına insana adaması, iktidara (ki bu iktidar sol iktidar da olabilirdi) yaltaklanmaması ve doğru bildiği yoldan yürümesine borçlu olduğu kadar şiirlerinin güzelliğine de borçludur. Tıpkı Kafa Dengi programında siyasi görüşlerinden dolayı değeri küçümsenen diğer sol görüşlü şair-yazarlar gibi. Tersten okursak, Mehmet Akif ya da Necip Fazıl da dini görüşlerinin yanında bugünün din simsarlarında göremeyeceğimiz vicdan sorumluluğuyla kaleme aldıkları güzel şiirleriyle günümüze gelmişlerdir. Salt din ile münasebetleriyle değil.

Tunay Devrim

Biliyorum, bu programı yapanlar için kabullenmek zor ama bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Hiçbir sanatçı ve eseri iktidara yaltaklanarak, ya da sanatını belli bir kalıba sığdırarak (hele ki sizin huşu içinde arzuladığınız gibi dini temellere dayandırarak) ölümsüz olmaz. Ancak ve ancak ilerici (sanat bakımından) ve güzel ise bugünlere gelir.
Kendi mahallenizde sevilebilirsiniz. Kendi mahallenizde sanat simsarlığı da yapabilirsiniz. Ama unutmayın tarih sizi sadece iktidarın yani Somaların, yani Gezi Katliamlarının müsebbibi bir anlayışın eleştirmeni, yorumcusu, savunucusu olarak zaten ölümsüzleştirdi. Sizi en çok dinleyen muhafazakar kesimin kızlarının küçük yaşlarda evlendirilmesi, hayatta söz sahibi olmaması üzerine tek kelime etmemeniz, TarıkTufan’ın ağzından düşürmediği katliamcı Esad ailesinin karşısında kendi iktidarının Işid, El kaide gibi muhafazakar ama insan (!) gruplara verdiği destek hakkında ağzını açmaması, okullarda öğrenciler okumasın diye ellerinden geleni yapan iktidarın çalışmalarını görmeyip “okumuyoruz abi yaaaa” riyakarlığındaki davranışlarınız, Gökdemir İhsan gibi belli görüşlerdeki belediyelerden nemalanmayan ne solu ne de edebiyatı bilen solcular hakkındaki yorumlarını her hafta aymazlıkla tekrarlaması sizleri zaten sanatçı duyarlılığından yoksunluğunuz ile ölümsüzleştirdi.
Siz her hafta dini kimlikten uzaklaşmaya dem vuracağınıza Mehmet Akif’in boynu bükük keseye bakıp hasta komşusuna yardım edememenin verdiği azapla söylediği:
“Ya hamiyetsiz (onursuz) olaydım, ya param olsa idi”
Anlayışı ve büyüklüğünden nasıl da:
“paraları sıfırla” zihniyeti ve çürümüşlüğüne battığımızı irdeleseydiniz en azından kendi “Kafa Dengi”lerinize karşı samimi olurdunuz…



İlgili Aramalar: Tunay Devrim İlerici Sanatın “Kafa Dengi” Olmaz, İlerici Sanatın “Kafa Dengi” Olmaz, Kafa Dengi Programı, Kafa Dengi Programı Üzerine Bir Eleştiri, Tunay Devrim, Tunay Devrim yazıları, Tunay Devrim Adile Mermerci Çok Programlı Lisesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir