26 Eylül Salı 2017
Ana Sayfa / Trakya Günlüğü / Zulümlerden Zulüm Beğen Nam-ı Diğer Veli Toplantıları

Zulümlerden Zulüm Beğen Nam-ı Diğer Veli Toplantıları

Geçen hafta yine bir veli toplantısı vardı. Ben diğer meslektaşlarıma göre daha az veli toplantısı görmeme rağmen ( bu 6.cısıydı) bazı çıkarımlar yapmak için 20.cisine de girmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü bilmem kaç 10. toplantısına giren öğretmen de ilk defa giren de hep benzer sonuçlar çıkarıyor bu toplantılardan. Ben de bu yazıda şimdiye kadar edindiğim veli profilleri ve veli toplantıları hakkındaki izlenimlerimden bahsedeceğim.(Şunu da belirtmek isterim ki bu çıkarımlar tek bir ille sınırlı değil, İstanbul, Ankara, İskenderun ve Muğla’daki öğretmenlik günlerime dayanıyor.)
Öncelikle veli toplantıları diğer tüm angarya görülen etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Genelde Pazar günleri yapıldığı için hem eğitimciler hem de veliler için tatilin heba edildiği anlayışı hakim. Ve  bu yüzden daha en başında amacına ulaşmaktan geri kalıyor. Öğrenci, (şimdikiler daha vurdumduymaz) “acaba ne kirli çamaşırlarım ortaya dökülecek, evde ne azarlar işiteceğim” diye düşünürken, veli “gene ne yaptı bizim çocuk Allah bilir” önyargısıyla geliyor. Okul idareleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın her sene aynı masalı okumasına rağmen(kesinlikle para alınmayacak vs gibi  saf ve masum Yüce Türk velilerinin(!) inandığı açıklamalar) okul aidatını hangi araya sıkıştıralım ki okulun giderlerini karşılayalım telaşında( Haklarını yemeyelim bazı okullarda idare bunu yapmıyor). Öğretmenler ise(burada ne kendime ne de meslektaşlarıma torpil geçemeyeceğim) çoğu zaman hiçbir hazırlık yapmadan, çoğu öğrencinin adını bile bilmeden, sorulursa anlatırız anlayışıyla  katılıyor bu toplantılara.
Toplantı vs yapılıyor, ardından birebir görüşmeler için herkes sınıf rehberi olduğu ya da olmadığı öğrencisinin velileriyle görüşmeye başlıyor. Zaten ne oluyorsa burada oluyor. Genelde velilerle girilen diyalogları şöyle sıralayalım:
Toplantı Ekim’de yapılmış (okul açılalı bir ay olmuş yani) ve daha ilk soru: “Çocuğumuzun durumu nedir? Derslerdeki başarısı nasıl?”
Cevap  olarak “Ablacım ne başarısı, bir dur bakalım çocuk bir okula alışsın, öğretmenlerini tanısın, kitaplarını evde unutmamayı öğrensin, yazın rehavetini bir üstünden atsın” diyemiyoruz haliyle. Cevabımız genelde kısa ve net oluyor: “Gayretli….Şimdilik bir sıkıntı yok…”
Veli:“Bizimki yaramazlık yapıyor mu? Hocam yapıyorsa eti senin kemiği benim, acıma.” diyerek bir bakıma öğretmene duyduğu güveni sonuna kadar sergilediğini düşünürken bizim kasap değil de öğretmen olduğumuz gerçeğini ıskalıyor. Cevap olarak “Abicim biz şarküteri miyiz?” diyemiyoruz. Bunun yerine “Olur mu öyle şey biz şiddete karşıyız. Her şey konuşarak çözümlenir” gibi evelemece oynuyoruz.
Veli: “Aslında bizim çocuk çok zeki, çalışsa yapar.” gibi insana hayatı sorgulatabilecek kuvvette önermelerde bulunabiliyor. İnsan o an elinin altında yatan altın cevherinin farkına varamamış Yahudi kuyumcusu gibi kaldığından “Amcacığım, senin bu düşüncene göre ben de çalışsaydım astronot olurdum, bakma öğretmen olduğuma, ama canım çalışmak istemedi.” diyemiyoruz. Onun yerine “Olabilir, ergenlikten dolayı asi dönemler geçiriyor sanki “ diyoruz.
 Veli: Öğrenci eğer son sınıf ise “Valla hocam bizimkinin aklı başına yeni geldi, nasıl çalışıyor bir görsen, tutturdu ……………………. Olmak istiyorum diye. Biz de elimizden geleni yaptık, dersaneye yolladık, inanır mısın sırf dersaneye yollayalım diye ………………………………. yaptık.” diyor. Tam da bu anda  “ Teyzeciğim, bu saatten sonra değil dersaneye Telli Baba, Tuz Baba, Sakallı Baba, özetle hangi Babaya gönderirsen gönder, okutursan okut nafile… Biliyorum hayat derdi, geçim derdi derken zaten kendini heba etmişsin çocukların için, ama hayatı es geçerken aslında çocuklarının da geleceğini es geçtiğinin farkına varamamışsın.. At-Üsküdar kıssasını anlattırma bana şimdi” diyemiyoruz. Bunun yerine “Hayırlısı, inşallah gider.” diyoruz.

Veli : “Sınıf içinde bilmem hangi öğrenci benim çocuğumla uğraşıyor, çocuğumu rahatsız ediyor… Şu hoca geçenlerde şöyle demiş, kantinde satılan şeyler pahalı” diyor. Biz de “ Aman Veli, Canım Veli biz ne kreş müdürüyüz, ne de muhasebeci. Altı-üstü 657’ye tabi bir garip eğitimci.” diyemiyoruz. “Ben konuşur, hallederim.” diyoruz.

Aman ha sakın yanlış anlaşılmasın, amacım asla ve asla velileri rencide etmek, küçük görmek değil. Çıkardığımız dergide de belirttiğimiz gibi çocuklarının kimi zengin kimi fakir beslenme çantalarına sevgilerini itinayla yerleştiren, uykunun en güzel yerini bölerken bile şefkatini esirgemeyen, akşam eve yorgun dönerken telefon-internet-giyim vs gibi kalemleri hesaplamaktan geri durmayan tüm anne-baba Don Kişot’lara saygım sonsuz. Onların mağduriyeti ne yazık ki kartopu gibi yuvarlandıkça çoğalan eğitim sistemimizden kaynaklanıyor..
Ancak şu da unutulmamalı ki Veli Toplantılarında öğretmenlere insanüstü varlıklar gibi bakılıyor. Oysa bizler birbirimizi kandırmayı bırakmalı, öğretmen yaratıcı-geliştirici çözümler üretmeli, veli ise artık veliliğin gerektirdiği sorumluluklarını yılda bir iki kez değil çocuğunun eğitim hayatı boyunca yerine getirmelidir.
Çuvaldızı kendimize batırırken klişeleşmiş veli toplantılarını geride bırakmamız dileğiyle…



İlgili Aramalar: Tunay Devrim, Zulümlerden Zulüm Beğen Nam-ı Diğer Veli Toplantıları ,Tunay Devrim yazıları, Tunay Devrim Adile Mermerci Çok Programlı Lisesi

İlginizi Çekebilir

Hepimiz Tanrının Çocukları Değil miyiz?

Semir Aslanyürek’in filmi Yedi Avlu’yu izlediniz mi? Aynı avlularda yaşayan Arap, Türk, Ermeni, Kürt, Hristiyan, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort