22 Temmuz Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Tamer Arıcan / Üç Çift Yürek

Üç Çift Yürek

Konduğu zamanda hareket ederken sonsuzluk, kendi sonunu düşünüyordu. Varlık felsefesi bilmezdi. Var olması onda lisede öğrendiği “düşünüyorum o halde varım” cümlesinden ibaretti, düşünmediğini düşünmeden söyleyen öğretmenin ağzından çıkışı. Çok şiirseldi. Şiir hiç okumazdı. Hemen unuttu.
İlk başlarda farklılıklarını anlayamadı gün gün, saat saat ilerledi fark ediş. İlk gülündüğünde ona, taşlar düştü başına. Öyle olmalı ki başı nasıl ağrıdı. Beyaz ıslak tülbent bile dindirmedi acısını. Her canhıraş eylem ani sükûtla son buldu. Bu son buluş tüm son buluşların süreği. Düşünmeyi pek sevmezdi, patavatsızdı yani birde meteliksiz, para olmayınca neyi düşüneceksin ki ? Sonra Onur’un patronu aklına geldi “ param var niye düşüneyim ? “ Paradokslar içinde kayboldu. Söyleyiş kaba, düşünce kaba, yediği kaba sıçmak gibi. Çok ayıp ve edepsizce.
Somut işlemler dönemine döndü sonra beynim soyuttan bakın neler söyledi kendine, kendi kendine…
Kafam karamakarışık, allak bullak, 1 mayısla 3 mayıs arasına sıkışmış 2 mayıs gibi iken senin söylediğin her söz fetiş bir miting yasak alanlarda. Kafama indirilen bilgilerin kaynağı arkadaşlarım çoğu zaman, gazete, kitap okumam ben, ya arkadaşlarımdan öğrenirim ya televizyondan. Çok kolay öğreniyorsun, okullarda keşke böyle olsa. Ya arkadaşlarımdan öğrensem ya televizyondan, sınav stresi gibi “aaa, bilmiyor musunları” olmasa süper. Konu konuyu açsa tenefüsümüz çay molası olsa. Gülerek daha fazla öğrenirim ben. hep gülsem hep “o” şey olsa, öğrensem. Elime aldığım kitap bir çırpıda bitse para dayandıramasam kitaplara, satıp satıp yenilerini alsam. Sonsuzda paramın biteceğini tahta başında dizi, seri formülleri ile değil de hakikatten bitince öğrensem. Bitmemesi için yeni bilgiler peşinde koşsam, yine söylüyorum bilmeden. “ Zorunda mıyım ?” diye haykırsam korkularımdan kurtulsam. Öğrenciyim ben, öğrenci öğrensem.
Elimde daktilomla yazmayalı yıllar oldu sakalım beyaz beyaz doldu. Fazla kitap okumuyorum artık sadece anlatıyorum, durmadan, kelimemi kelimem kesiyor jilet ne… yemek yiyecek zaman bulamıyor, yürürken bastona eşlik ediyorum, yoo yooo şizofren değilim yaşlı taklidi yapıyorum sadece esprili bir dille. Yan komşum bana geçekmiş gelsin, niye haber veriyorsa kapımı kapatmam ben gelen ya dosttur ya tanrı misafiri. Dosttan korkulur mu? Diğeri Tanrı misafiri kefil büyük. Gurbet çok kaldım acısını çok bilirim. Çok canım yandı başkaları yanmasın, öğrendim ki yandıkça karanlıklar aydınlanmıyor sadece ısınmak için daha çok yakıyorlar üstelik pencerelerini insanlar, pardon insancıklar. İnsancıkları Dostoyevski’ den bilirim. Fakir bir memurun kimsesiz bir kıza aşkıyım, ilgisiyim.
Sana dargınım, kızgınım… Çünkü…. İtilip kakılmış, umutsuzca duyguları örselenmiş yekpare, yekpare iğdiş edilmiş. Kelimesiz konuşmaya çalışan veletlerden farkım yok. Oraya buraya vuruyor yüreğim derdimi anlatmak için tek ayağım koparılmış yerine çengelli iğneyle tutturulmuş. Sevgiden korkmuşum, hep sevilmelerim gerçek olup olmadığını… Bir sebepten tanıştık işte, iki değil. Her korkum bir nefes alış dünyanızda. Hor görülmüş oyunlardan atılmışım, oysaki ne güzel oynardım. Annem burada olsa söylerdi, “valla söylerdi …” Duygularım kısıtlı, sözlerim, gideceğim yerler, zamanlar ama koca dünya sırtımda çık sesim çıkmaz. Sana dargınım, kızgınım… Çünkü kadınım.
Dediler, dediler az bile dediler 3 farklı karakter aynı zamanda birbirlerini görmeden birbirlerine dediler. Ben duydum, sessizce dinledim çıt çıkarmadım. Dediler, vallah dediler, neler… hem de ben ancak bu kadarını yazabildim. 


İlgili Aramalar: Üç Çift Yürek, Tamer Arıcan Üç Çift Yürek, Tamer Arıcan Yazıları, Tamer Arıcan Malkara Anadolu Meslek Lisesi, Tamer Arıcan Matematik Öğretmeni, Tamer Arıcan Tüm Yazıları

İlginizi Çekebilir

Dumlupınar Denizaltısı Hikayesi

Vatan Sağolsun (4 Nisan 1953) Bundan tam 61 yıl önce Çanakkale boğazının Nara burnu açıklarında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir