24 Eylül Pazar 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Körler Görmese de Yıldızlar Hep Parlayacaktır

Körler Görmese de Yıldızlar Hep Parlayacaktır

44 YIL ÖNCE  68’LİLERE  HADDİNİ BİLDİRENLER(!),
44 YILDIR DA EKRANLARDAN GÖRÜŞLERİNİ BİLDİRİYORLAR!..
Tam 44 yıldır, içinde “deniz” geçen nice destansı şiirler yazıldı.
nice ağıtlar yakıldı, türküler söylendi!..
68 HAREKETİ NEDİR VE 68’LİLER KİMLERDİR…                                                                                            

Deniz Gezmiş

Türk siyasal tarihine “68’ liler “ olarak geçti bizim kuşak. Çoğu ikinci Dünya Savaşı yıllarında ya da sonrasında doğmuş; savaşın getirdiği yokluklar, kıtlıklar ve sıkıntılar nedeniyle, çocukluğunu bile yaşayamamış, gereği gibi beslenememiş. O nedenle biraz ezik duran bir kuşaktı 68’liler…   
Tüm bu olumsuzluklara karşın sürekli okuyan, araştıran, sesli olarak düşünen, düşündüğünü açık yüreklilikle söyleyen, her zaman öğrenmeye istekli, bilgilenmeye aç ve açık, bilinçli bir kuşaktı bizim kuşak…
“Kimsesizlerin kimsesi” olmayı amaçlayan Cumhuriyet önderlerinin gerçek bir yurt haline getirdiği Türkiye’de “yurttaş olma” bilincinin kuşaktan kuşağa geçtiğinin en büyük kanıtı olmuştu.
“Biz o günlerin macerasından geldik “ diyen ozanın sözünü ettiği eylemlerden gelen 68’lileriz biz. O kavgalı günlerin macerasından çıkıp geldik ve her birimiz TÖS eylemlerinin canlı tanıklarıyız.
Ne mutlu bu ülkeye ki Şükran Kurdakul’un; 
Biz ki acılar döneminden / Ellerimizi kirletmeden geçtik” dizerindeki gibi haykıran kuşaklar yetiştirmiş! Bugün o kuşakların genlerini taşıyan bağımsızlık meşalelerini, antiemperyalist savaşımı sürdürecek birikime sahip olmanın, kıvancını taşıyoruz.
Bu birikim, ülkemizin dört bir yanında çoban ateşlerini yakıyor. Tıpkı Nazım Hikmet’in dediği gibi “dağlarda tek tek ateşler yakıyordu gönlünü devrimden yana koyanlar.  
İdeallerle yüklü 68 Kuşağı, geleceğe güvenle bakabilen insanımızın, daha güzel günlerde ve ortamda yaşamaya hakkı olduğuna inanıyordu.
Kimseye boyun eğmeyecek kadar kişilikli, 20 yaşında idam sehpasına yürüyecek kadar korkusuz ve onurluydular!.. Gün onların günü ve bugün 6 Mayıs…     
61 Anayasası’nın çalışan emekçi kesimlere tanıdığı sendikal hakları ( tüm engellemelere karşın), kullanmaya çalışarak geldik bugünlere. Bir hayli de yol alınmıştı o yıllarda. ”Bir bilen” in dediği gibi o Anayasa bu topluma bol gelmişti ve mutlak değişmesi gerekirdi. O nedenle 60’lı yıllardaki sendikalar, 70 ve sonrası yıllarda birer derneğe dönüştürüldü. “Haklar” dan ve “özgürlükler” den yana kazanılmış ne varsa bir çırpıda silip süpürdüler.
“Bu elbise, bu bedene bol geldi” diyenler, tüm siyasal ve sosyal haklarımızı elimizden aldılar. Öncülük edenler ya asıldı, ya kurşunlandı, ya da yıllarca mahpus damlarında çürütüldü.
Peki, neydi bu 68 hareketi?  Kimdi bu 68’ liler ?
68, bir hareketin adıydı. Özellikle 1968’lerdeki üniversite gençliğinin başlattığı bir haklı hareketin adı… Dünyayı sarsan her olay gibi bu da Avrupa’da –özellikle de Fransa‘da – başlamıştı ve dalga dalga yayılarak gelmişti ülkemize.
Gençliğin, dünyayı değiştirme ruhuyla yeniden yapılandırma girişimindeki bir uzun yürüyüşün adıdır 68 hareketi. Bir gün mutlaka özgürlüğe ulaşılacağı düşünün devam etmesidir.
68, bir yürek yangınıdır. Bağımsızlık ve özgürlük sevdasıdır. Tıpkı Mustafa Kemal gibi, Köy Enstitüleri, Halkevleri, halk odaları gibi, 40 Kuşağı, 27 Mayıs gibi, Cumhuriyet’in ve bağımsızlığın simgesidir 68 Hareketi…
Türkiye’ yi de sarsan bu hareketin öncüleri ne istiyorlardı peki?
“Eşitlik, özgürlük, bağımsızlık…” Bundan daha doğal ne olabilirdi ki?..
Mustafa Kemal’den sonra, hep emperyalizmden yana politikalar izleyen iktidarlara karşı ve onların olanca baskısına karşın, Cumhuriyeti korumak uğruna yine de Batılı sömürgenlere sürekli bağımlı kalmış iktidarların bir türlü yapmadığı Atatürk Devrimlerini tamamlamaktı tüm amaçları.
“Gerçekçi olun, imkânsızı isteyin” bu kuşağın en belirgin parolasıydı. Hareketli ve dinamiktiler! Çok okuyorlar, araştırıyorlar ve oturup düşünüyorlardı. “ Kolayı değil, zoru başarmaktı amaçları”   Çünkü ülkede işler – bugünkü ve her zamanki gibi – kötüye gidiyordu hep… “Zoru başarmak, ülkeyi düzlüğe çıkarmak”  durumundaydılar… Bunda da kararlı görünüyorlardı!..
“68 olayları”; gençlerin öncülük ettiği toplumsal bir başkaldırıydı ve yaşamın her alanını sorguluyordu. “Gençliğin tüm istemlerini; kurumların oluruna bırakmaktan vazgeçip, kendilerinin yapmaya karar vermesidir” düşüncesindeydiler.
1968’de, tıpkı Mustafa Kemal gibi Samsun’dan Ankara’ya yürümüştü üniversite gençliği. Zaten adı da “ Mustafa Kemal, bağımsızlık yürüyüşü” ydü. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere yurdun her yerinde çeşitli eylemler yapıyorlardı. “Gençliğin ülke sorunlarıyla ilgilenmemesi suçtur” diyorlar ve karasularımızda o günlerde dolaşıp duran Amerikan 6. filosuna “defol!”,  “6. filoya hayır!”  “Nato’ya hayır!”           “Amerikan üslerine hayır!” “Tam bağımsız Türkiye!”  “Kahrolsun emperyalizm ve yerli işbirlikçileri!”  “Kahrolsun amerikan emperyalizmi!” diye haykırıyorlardı alanlarda, salonlarda…
 

 (44 yıl sonra bugün de sokaklara dökülen on binler ve yüz binler, Cumhuriyet mitinglerinde hâlâ aynı sloganlarla yürümüyorlar mı alanlarda? Amerikan işgal güçlerine karşı, Irak halkının direnişinde aynı tepkileri yaşıyor olmamız bir rastlantı mıdır? diye de düşünmeden edemiyor insan!..) 

68 Kuşağı; “Tam bağımsız demokratik Türkiye!..” diye bağırıyorlar ve demokratik üniversiteler istiyorlardı. “Bu nasıl eğitim, bu nasıl adalet?” Pankartlarıyla yürüyorlardı sokaklarda. Yürüsünler,  “Yollar yürümekle aşınmazdı ya!..”
( Bu istekler, 40 yıl sonra bugün de üniversite gençliğinin değişmez istekleri arasındadır.)
 68’lilerin,  ne köşe dönme hesapları, ne de bir kariyer kaygıları vardı. Onların böyle hastalıkları da yoktu zaten. Zapt ettikleri alanlarda, Atatürk’ün “Bursa Nutku”nu okuyorlardı.
Kimisi hapse atıldı, tutuklananlar en olmaz işkencelere uğradılar!.. Kimisi kurşunlandı, onulmaz yaralar aldılar. Kimisi, henüz yirmi yaşındayken idam sehpasına yürüdü korkusuzca!.. Kimseye boyun eğmediler, bel bükmediler… El etek öpmediler, aman dilemediler!.. Yiğitliğin, cesaretin, yurtseverliğin simgesiydiler!..
Uzun ve yorucu bir yürüyüşün bu kuşağı; ayıplarla, kayıplarla yüklü 12 Mart baskılarının zulmüne uğramış ve 30 – 40 bin kayıpla kurtulabilmişti.
78 Kuşağı; 12 Eylül öncesini ve sonrasını çok keskin yaşadı. 12 Eylül; 78’ lileri hain ilan edip; kiminin beynini boşalttı, kiminin beynini dağıttı. 78 kuşağı, 5 bin kayıp verdi düzene!..
80 Kuşağı, “Toplumsallık” açısından karanlıktı. “Özal kuşağı“da diyebileceğimiz bu kuşak; bencilliğin, köşe dönme hesaplarının, toplumsal sorunlara sırt çevirmenin ön planda olduğu yılları yaşadı. Birlikte yaşadık o günleri ve en yakın tanıklarıyız. 90’ların kuşağı, bana biraz daha umut veriyor. Bunda, darbesiz geçen günlerin rolü olsa gerek. Bu kuşak, 78’ lilerin aşklarının ürünüdür!..
Bugüne dek çok söz edildi, yıllar yılı harcanan bu kuşaklardan. Özellikle 68 kuşağı için çok şeyler söylendi. Köşe yazıları, makaleler, sayfalar dolusu kitaplar yazıldı. Radyo -televizyon programlarında bu kuşağın temsilcileri konuşturuldu. Bugüne dek pek çok paneller, açık oturumlar düzenlendi bu konuda…

Ali Kaya

68’lilere haddini bildirenler(!),  buralarda da görüşlerini bildirdiler… 
15 yıldır hep saygı ve özlemle andığımız sevgili Uğur Mumcu’nun payına da, 68 Kuşağına yapılanlardan çok daha fazlası düşmüştü ve o yıllarda o, “Sakıncalı Piyade” olmuştu!..
Sözü burada Sakıncalı Piyadenin 68 Kuşağı için söylediklerine getirmek istiyorum. Kesip saklamışım bir kenarda…
Dağ gibi kara yağız birer delikanlıydık / Ecelsiz öldürüldük / Dövüldük, vurulduk, asıldık… / İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. / Öldürüldük ey halkım, unutma bizi/ Vicdan sustu insanlık sustu! / Göz göre göre öldürüldük ey halkım, / Unutma bizi!.. / Doğudaki topraksız köylüler, sizin için öldük / Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin / Bağımsızlığı için kan döktük sokaklarda / Amerikan üstleri kaldırılsın dedik, / Sokak ortasında sorgusuz, sualsiz vurdular!.. / Yabancı petrol şirketlerine karşı, devletimizi savunduk / “Komünist “ dediler… / “Ülkemiz bağımsız değil” dedik / Kelepçeyle geldiler üstümüze / Asıldık ey halkım, unutma bizi! / Bizi öldürenler, bizi asanlar, / Bizi sokak ortasında vuranlar; / Ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar… / Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı , / Ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere!

Sevgili Uğur Mumcu; Ya sen kimler için öldün? Bu söylediklerin 68 kuşağı için miydi? Yoksa bir gün öldürüleceğini biliyordun da kendin için mi yazdın? Kim bilir! Belki de geç öldürülmüş bir 68’ li olarak , kim bilir!..
Tam  bağımsızlık sevdası yüreklerde var oldukça, 6 mayıslarda 68’liler hep anılacak ve yazılacaktır!..     

Çünkü  biz 68’ liler biliyoruz ki ; Körler görmese de, yıldızlar hep parlayacaktır!..   
                                                                                                                   
6 Mayıs 2014                                                    
Karşıyaka /İzmir

İlgili Aramalar: Ali Kaya, Körler Görmese de Yıldızlar Hep Parlayacaktır, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort