25 Mart Cumartesi 2017

Denize Doğru

Emine Çimen Onur

Ben her şeyi,  çoğu zaman en çok ve sadece sana anlatmak isterdim… Sözlüye kalkacak çocuklar gibi bir yanım hep senin için, senin iyi çocuğun olmak için uğraştı yıllar boyu. Öteki umursamaz yanım küskündü oysa. Senin çocuğun olmak istemeyen kırgın yüreğim, nereye savrulsa hep düştüğü yerde kaldı. En uzağa düşmek hırçınca bir başarıydı, düştü.
Ben her şeyi sana anlatmak isterdim. Otogarda ağlarken gördüğüm pembe kazaklı kızı mesela… Aklıma iç çekişleri kazınan, tuttuğu eli bir türlü bırakmak istemeyen, bıraksa düşecek kızı… Soğuk Ankara garını anlatmak isterdim. Buz gibi ve boyası dökülmüş demir koltukların üstünde gezinen ince narin parmakları.
Ben sadece sana anlatmak isterdim, penceresinden deniz akan ve pervazından takalar geçen o evi. Puslu sabahlarda balıkçılar üşüşürdü balkonlara ve ben denize merdiven dayayan şehirler gördüm. Sana anlatmak isterdim.
Ben en çok sana anlatmak isterdim. Penceresi beyaza bakan kar kokulu evlerde küskün kadınlar yaşardı bıraksan düşecek… Yollara bakan camları vardı ve o yollardan gelmeyenleri. Bir gölge olurdu hayalinde kadınların; sesi kelimelerden üstün mektuplar okunurdu akşamları. O mektupları anlatmak isterdim sana. Yüzü olmayan adamların gözleri olmayan kadınlara yazdığı mektupları. Gözyaşlarıyla dağılmış mürekkeplere banan dudakları, kalemin kayıp gidişindeki hüzünde boğulanları, birikmeye ve biriktirmeye dair o ilk anıları. Sonra M. Mungan’ın dediği gibi zamanla birikenle biriktirenin birbirine karışmasını, biriktirenin biriktirilenden daha az yaşadığı zamanları anlatmak isterdim.
Ben bir tek sana anlatmak isterdim; hayatın ortasında yeşeriveren o çiçeği, ve söktüğünde kalan kendinden büyük çukuru… O çiçek ki geri eksen de tutmaz asla, ve çukuru mezarıdır onca aşkın, onca yaşanmışlığın, onca tanıklığın… Hiçbir toprak dolduramadı o çukuru ve yasını tutan olmadı çiçeklerin yüzü olmayan adamlar ve gözleri olmayan kadınlar dışında…
Ben her şeyi, çoğu zaman, en çok ve sadece sana anlatmak isterdim. Bir ayrılıkta boğulan adamları, bir şarkıyla vurulan kadınları. Her yerinden çok çok eski sevda sözleriyle vurulmuş delik deşik kalpleri… en çok sana anlatmak isterdim bir ahın alıp götürdüklerini…
Kalbim kendine işkence eden öğretmenine kırgın, sözlüye kalkmış bir çocuk hep. Anlatmak istiyorum en çok aramızda ölü bir yılan gibi yatan zamanı, ama anlatacak kelime bulamıyorum. Sözlerim puslu sabahlarda takalara yüklenmiş gitmiş. Sözlerim kaybolan ağrılı mektuplarda. Sözlerim bir parkta düşürülmüş, bir otogarda sabahlamış… Sözlerim bir ahla vurulmuş ve yatıyor çiçek mezarının dibinde…
Ben her şeyi, sadece sana anlatmak isterdim; göğe bakan denizlere doğru durup, bu kadar kifayetsiz olmasaydım eğer…

 
 
İlgili Aramalar: Emine Çimen Onur, Emine Çimen Onur Denize Doğru, Denize Doğru, Emine Çimen Onur Edebiyat Yuvası, Emine Çimen Onur Yazarlarımız, Emine Çimen Onur Yazıları

İlginizi Çekebilir

Aşk

Bakabilmektir gözlerine… Tutabilmektir ellerini ellerinde… Görebilmektir yüreğini yüreğinin derininde… Hissetmektir kokusunu… Anlayabilmektir duygularını… Utangançlığı yok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir