18 Ekim Çarşamba 2017

Melek

Onu düşünürken kendinden geçiyordu. Soramıyor, arayamıyordu. Düşünüyor hep düşünüyordu. Kocaman çocuk kirpikleriyle, güneşe bakamayan bakmalarıyla minicik elleriyle kapatmadan koca yüreği ile koca koca sorgulamalar yapıyordu azıcık matematiği ile. Duygularını içine soruyor, içten cevap yok. Anlamını bilmediği sesler duyuyordu gülümsüyordu sadece kundaktaki bebek gibi, çok bilmediği kelimeler içten yazıyordu onun beynine nokta vuruşlu yazgaç ile yazıyı bilmesi gerekiyordu ve biraz da büyümesi. Anladı ve anlatılan meleği bildi ilkin minicik yaşında, sonra kötü şeytanı, sonra sordu içine… kara cevaplar geldi şeytandan, kara kara yazdı…
Suyun buharlaştığını bilmiyordu şişedeki kayb’olan su için “şeytanlar yıkanıyor” diyordu. Ya da dediği doğruydu buharlaşmayı biz bir yerlerimizden uydurmuştuk. Şeytan melek değil miydi ? Biraz kızgındı belki, sinirli, kıskançtı, haksızlığa uğradığını düşünürdü ne var bende çok kere düşündüm ama kötü olamazdı. Melekler kötü olamaz. Onu da biz uydurduk aynı yerimizden. İftiradan kaçtım. Sakindir melek, sabrı bildim.
Acımasız olduk, her şeyi istedik sonrada yaradılışımız dedik, utanmadık, korkmadık. Tanrı tanımazlığımız oluştu sonra işin içine bilim filan kattık, birazda efsunlu felsefe. Aslında iyi öğrenemediğimizden çözmediğimiz bir problem bu çok büyük bir aydınlanma bir ağaç altında kafama düşen bir elma olmadı ama onu bildim. Sonrada acımasızlığıma, yaradılışıma yani nefsimle konuşmayı öğrendim şizofren zamanlarda. Deliliğe övgüye sövdüm. Titredim ve kendime döndüm. Nasıl kızarım kendime. Tanrıyı arayan kara kıza döndüm. Masumdur melek, masumiyeti bildim.
Yoruldum, rüzgar yüzümü kesti kırış kırış her yerim. Saçlarımı eskitti, bembeyazım. Saldırdıkça büyüdü yüreğim olgunlaştım, rüzgar işte. Ne yapabilir ki başka ? Sesizliğin içindeki uğultusuna kaptırdım kendimi, çıt yok. Huzur verir melek, huzuru bildim.
Çalınan yıllarımı şeytandan niye arıyayım? “şeytan aldı götürdü satamadı getirdi “… Hem çalıyor “hırsız”, satamıyor “beceriksiz” sonrada getiriyor “iyi kalpli” çelişkilerle büyüdüm, affedişin güzelliğine büyülendim. Kimi zaman affettim kimi zamansa yaptıklarımdan dolayı kendimi affettim Kral Tanrılar gibi Komagene kralı hiyerotesyonu ile yapıştırdım fotolarımı odama güneşi kesti gündüz, geceyi sakladı geceleyin koca geceyi. Aydınlandım sonra kibri gördüm, korktum. İyi kalpli beceriksiz şeytan geldi aklıma. Sonra affediliş. Affeder mi ki acaba melek var mıdır öyle bir izni Tanrıdan, Affedişi bildim.
Siyahmış rengi, değil! Kara diyor bazıları daha korkunç yapmak için siyahtan daha siyah nasıl bir şeyse? Diğerleri pamuk gibi bu niye kara. Sonradan mı olmuş ? Yalan mı söylemişte olmuş ? Hırsızlık mı yapmış ? O zaman büssürü beya görüntülü bunları yapan var, yapmayan siyah insan. İnsan renginin güzelliğine vuruldum. Paradoksunu sevdim. Irkı öğrendim. Gülümsedim, babam  gibi. Sessizleştim parladım aniden annem gibi, ispat yapmış oldum, soyu öğrendim. Ayrım yapılmaz meleklere, ayrım yapmaz melekler, Adaleti bildim.
Ayrılığı bildi sonra, çok fena! Aşk, müthiş. Sevilmeyi bildi, sevmeyi de. Bembeyaz oldu her yer sonra kapadı gözünü her yer simsiyah. Tükenişi bildi, tükenerek, bildikçe biterek. İlk kez dokundu, hissi bildi. Acıyı kalp ağrısı olarak bildi ilkin hâlbuki yüz bin çeşitti acı, üff! Öğrene öğrene büyüdü, gerçekleri bildi. Sordu, sordu, sordu…
Sonra tekrar sordu içine, “ Yoksa, yoksa şeytan ben miyim ? “


İlgili Aramalar: Melek,Tamer Arıcan Melek, Tamer Arıcan Yazıları, Tamer Arıcan Malkara Anadolu Meslek Lisesi, Tamer Arıcan Matematik Öğretmeni, Tamer Arıcan Tüm Yazıları

İlginizi Çekebilir

Dumlupınar Denizaltısı Hikayesi

Vatan Sağolsun (4 Nisan 1953) Bundan tam 61 yıl önce Çanakkale boğazının Nara burnu açıklarında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort