25 Mart Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Dün Gece Bir Düş Gördüm

Dün Gece Bir Düş Gördüm

“8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” NDE BU YAZIMI; emeğiyle geçinmeye çalışan tüm emekçi kadınlarımıza adıyorum; “GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN” analar, bacılar…

Toprağa ektiği her tohumu alın teriyle sulayan çalışkan ve üretken, tüm Anadolu köylü kadınlarına, çam sakızı armağanım olsun bu yazım…

Çünkü onlar da tıpkı anam gibi bu dünyaya çalışmak için geldiklerine inanarak ömürlerinin sonuna kadar karınca misali çalışmayı kendilerine görev bildiler hep. Elleriyle, parmaklarıyla kazıdılar toprağı, yetmedi. Tırnaklarıyla tırmaladılar, cırmaladılar. Karasabana koşulu bir çift öküzle çift sürdüler tarlalarda… Ekin biçtiler, ot yoldular, çapa yaptılar… Cepheye mermi taşıdılar kağnılarla…

Zorluklardan yılmadılar hiç bir zaman. Çalıştılar,  hep çalıştılar. Yaşamları boyunca ne “kadınlar gününde” bir demet çiçek veren oldu onlara, ne de “anneler gününde” sarılıp elini öpen oldu…

Doğum tarihlerini bile bilemeden yaşadılar ve öldüler… Doğdukları köyden öte bir dünyanın varlığından bile habersiz yaşadı çoğu Anadolu kadını…

Çoğunun nüfus kâğıdında ne gün, ne de ay adı yazılıydı… Sadece (o da doğruysa) yıl olarak yazılıp geçilmişti, o kadar… Cumhuriyetimizden üç dört yaş, ya büyüktüler, ya da küçük…

Hiç bilmedikleri o doğum günlerini, bir kez olsun kutlayamadan çekip gittiler  bu dünyadan!..         
***

Dün gece uykularım kaçtı, döndüm durdum yatakta. İnsanın uykusu kaçınca da neler düşünüyor, neler kuruyor kafasında. Geçmişten geleceğe her şey bir film şeridi gibi gözler önünde…                                                                                          
Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor hesabı, dön babam dön yatakta. Sabahlar olmak bilmiyor, gözlere de uyku girmiyor. Her şey darmadağın… Kopan ipleri birbirine bağlamaya çalışıyorum. İpler kopuk kopuk geliyor elime.
Yatmadan önce okuduklarımın, tv’de izlediğim vurgunların soygunların ve bunların hazin sonuçlarının, olumsuzlukların etkisinde kaldığımı sanıyorum. Giderek hırçınlaşan politikacılar, iktidarın aydın düşmanlığı, tutuklanan parti liderleri, generaller, yazarlar, aydınlar, gazeteciler… Giderek gerginleşen siyasi ortamda yaşanan bunca olumsuzluklar, yaşama isteğini ve direncini kırıyor insanın!
Bir türlü dinmeyen Haçlı ruhu, kaç asır sonra günümüzde de kin kusmaya devam ediyor hâlâ. Bosna’dan sonra Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da şimdi de Suriye’de, Kırım’da susmak bilmiyor. Silahlar ölüm kusuyor insanlığın üstüne. Yarın kim bilir hangi masum insanların üzerine bombalar yağdırarak; çoluk çocuk-yaşlı genç demeden milyonlarca suçsuz insan, emperyalizmin kanlı pençesi altında can verirken, haydi uyu bakalım, uyuyabilirsen…
Geçim sıkıntısı çeken insanların, altından kalkamadığı kredi kartı borçları yüzünden intihara kalkışması… Yankesiciler, yol kesiciler, vurgunlar, soygunlar, talan etmeler, ırza geçmeler, adam dövmeler, adam öldürmeler, Silivri zindanlarında yaşanan zulüm… Güzel yurdumdaki dikta heveslileri… Kısacası, memleketin pür-ü melâli her şey, ama her şey kafama takılmışken; rahat döşekler bile diken olur adama.



“Ağlama güzel çocuk  anan orak biçiyor”
der ya ozan… 
Bu ekin biçem kadın benim rahmetli anacığım…  
  
Bu dünyaya sanki çalışmak 
için gelmiş gibi çalışır, 
çalışır, durmadan hep çalışırdı… 
Onu öyle çok özlüyorum ki!..
Sağıma döndüm olmadı, soluma döndüm uyku tutmadı. Bir ara göz kapaklarım ağırlaştı, dalar gibi olmuşum, derken uyuyakalmışım… Karmakarışık rüyalarla boğuşmaya başladım. Yaşanan olaylar rüyasında bile rahat bırakmıyor ki insanı. Ne biçim şey bu böyle!
Kötürüm olunca, yıllarca yatağına çivilenip kalmış anacığım girdi işte rüyama.  Kollarımın arasından kayıp gitmişti rahmetli! Nedendir bilmem, anamla babam bu aralar çok sık girer oldu düşlerime. Nasıl da özlüyorum onları bir bilsen! Bu kadar sık girişleri de bundan olsa gerek.     
Çocuklarına doyamadan gitti ikisi de… Büyüyen gitti, okuyan gitti. Sonra torunları oldu.  
Uzaktaydılar, çok sık el öptüremedikleri için onlara da hasret gittiler. Çocuk ve torun sahibi olduktan sonra şimdi daha iyi anlıyor insan. Anacığımın; “ahh, gurbetlik aahh! Gözün kör olsun emi?” sözleriyle duyduğu özlemi, çektiği hasretliği, onun yaşına gelince daha iyi anlıyor insan!                                                                   
Şu anlattıklarım, karşımda sürekli akan bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden… “Keşke anamla babam sağ olsalardı da sırtımda taşısaydım onları.” diye hayıflanıp dururken kendimden geçmiş, derin bir uykuya dalmışım. Top atsalar uyanmam. Öyle de oldu. Onca gürültü, şamata…Hoparlörden gelen yüksek frekanstaki sesler bile uyandıramadı beni.
Tüm bu gürültü ve karmaşık şeyler, gördüğüm rüyanın içindeydiler elbette…
İşte o anacığım girdi dün gece rüyalarıma. Her şey iç içe girmiş gibi karmakarışıktı. Bir büyük kalabalık, yüksek sesle bağırıp çağırmalar… Kararlı, keskin söz ve yazılı sloganlarla sanki bir haksızlığa isyan ediyor gibiydiler.
Olacak şey değil, anamı gördüm o kalabalığın arasında! Fırladı çıktı orta yere. Şaşırmıştım! Kürsüye benzer yüksekçe bir yere çıkardılar. Eline bir de mikrofon tutuşturdular. Oysa anacığım ömründe mikrofon nedir bilmez, tanımazdı böyle bir âleti. Başladı annem nutuk çekmeğe! Yüzündeki keskin ifade, onun ne denli bir kararlılık içinde olduğunu gösteriyor. El kol hareketleriyle de sözlerine daha bir anlam kazandırıyordu.
Ali Kaya
Sayılamayacak kadar çok, yüz binin üzerindeki insan seli, alana sığmamış, ara sokaklara taşmıştı. Denizde ne kadar tekne, irili ufaklı balıkçı kayığı varsa hepsi de kıyıya yanaşmış, bu görkemli kalabalığa alkış tutuyordu.
Ellerinde bayrakları, flamaları, yazılı pankartları dalga dalga sağa sola sallarken, marşlar, türküler söyleyip halaylar çekiyorlardı. Gündoğdu Meydanına benzeyen denize paralel geniş bir alanda, ne mahşeri bir kalabalıktı bu böyle! Bu meydan, meydan olalı böylesi bir insan selini ağırlamamıştı daha…    
Anam, kendini dinlemeye gelen yüz binleri şu sözleriyle coşturuyordu:                                                 

Not: (Anamın Gündoğdu Meydanında düzenlenen “CUMHURİYET MİTİNGİNDE” ki söylemi 8 Mart günü yayınlanacaktır…)

İlgili Aramalar: Ali Kaya, Ali Kaya Dün Gece Bir Düş Gördüm, Dün Gece Bir Düş Gördüm, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir