24 Temmuz Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

Bu yazı yazarın “Dün Gece Bir Düş Gördüm”  adlı yazısının ikinci bölümüdür. 
Anam, kendini dinlemeye gelen yüz binleri şu sözleriyle coşturuyordu Gündoğdu Meydanı’nda:
“  …Biz kadınız!.. Ülke ve dünya insan sayısının yarıdan fazlasıyız! Çalışkan, üretken, doğurgan anayız. Analar dolu yurdumuzda ana doluyuz, Anadoluluyuz!..
Her çağda, her koşulda ülke ve dünya sorunlarına ilgi duyanlarız. Salonlarda, panellerde, ekranlarda, her konuda duyarlı ve hep en öndeyiz!
Elimizdeki pankartlarla alanlardayız. Haktan, hukuktan yana her eylemin içindeyiz… Bayrağı, flamayı, pankartı en önde biz taşırız. İşçiyiz fabrikalarda. Asgari ücrettir aylıklarımız. Tarlada ırgat olup çalışan da biziz! O yüzden ellerimiz nasırlı, ayaklarımız yorgun, belimiz büküktür bizim!
Diktiğimiz bir fidana, ektiğimiz her tohuma ilk can suyunu alın terimizle biz veririz… Yine de emeğinin karşılığını bir türlü alamayan ve umutları her yıl bir başka bahara kalanlarız!..      
Ömür boyu emek verip de bir türlü emekli olamayan emekçileriz… Doğuran biz, doyuran biz, yetiştirip adam etmeye çalışan yine biziz…
Anketçiler; “çalışmıyor, ev kadını” diye not düşerler doldurdukları formlara. Oysa ürettiğimiz bir çıkın bamyayı, iki topak peyniri, bir helke yoğurdu pazarda satarak ev geçindiren biziz. Bunca ağır yükü çekmişken; hâlâ neden “işsiz- ev kadını” diye düşülür kayıtlardaki hanemize, anlaşılır gibi değil…”       
Bir alkış koptu ki alanda, sanki yer yerinden oynadı. Yüz binleri aşan böylesi bir kalabalığa tanıklık etmemişti bu İzmir kenti! Denizdeki yatlar, kayıklar, balıkçı tekneleri, balkonlardan sarkanlar, alana açılan ara sokaklar hınca hınç insan doluydu.
Anam konuştukça, kalabalık coşuyor! Onlar alkışladıkça anam daha bir coşarak sürdürüyordu konuşmasını. Dedi ki alkışlar susunca:
“ …. Daha doğarken horlanan, büyürken itilip kakılan, sonra da bir mal gibi başlık parasına satılan yine biziz… Kahrolası töre cinayetlerine kurban edilen, ağzı var dili yok  “suskun”  kitlesiyiz bu toplumun…                                           
“Saçı uzun aklı kısa” denilerek aşağılanan!.. Sözüne de özüne de güvenilmeyen; hiç bir konuda fikri bile alınmayan, ne düşündüğü pek sorulmayan… Evin hizmetçisi, aşçısı, çocukların bakıcısı, tarlada iş gücü, hep ezilen kadın milletiyiz biz!
Bunca yükün altında yine de “of” bile demeyen; her çilenin “kader” olduğuna inandırılmış, kimilerinin gözündeki ikinci sınıf insanız biz!..
Üvey ana kahrı, kaynana dırdırı, sarhoş koca dayağı, söz dinlemeyen asi evlat, çıktığı kabuğu beğenmeyen evdeki aklı karışık kızın kaprisi, geçim sıkıntısı, iftiralar ve daha neler neler… Hepsi, hepsi bizim içindir ve bin yıldan beri, olağan bir “yazgı” olarak yazılmıştır alnımıza.
Biz anayız… Şu kahrolası savaşlara asker doğuran, şehitleri arkasından ağıtlar yakan! Sol memenin altındaki şu yaralı yürek bizdedir! Güneydoğu’da yitip giden 30 bin fidanın dayanılmaz acılarına her gün yenileri eklenirken içindeki o dayanılmaz acıyı yüreğine taş basarak dindirmeye çalışan analarız biz! 
Cephelerde mermi taşıyan Kara Fatmalar, Nene Hatunlarız… Elif’in kağnısını çeken de biziz. Hani şu, mermiler ıslanmasın diye sırtındaki bebeğinin örtüsünü alıp kağnının üstüne örten… Vatan aşkını evlât sevgisinden daha da üstün tutan o ana yüreği bizdedir! Romanlara, öykülere, şiirlere destan konusu olmuş cefakâr, kahraman Anadolu kadınıyız. Her şeyden önce, anayız biz, anayız!..”
Bir uyandım ki kan ter içindeyim! Yorganı attım üzerimden, doğrulup bir süre oturdum yatakta. Bir havluya uzanıp terimi kuruladım. Saate baktım, çok geç olmuş. “O vakitte yatar, uykun da kaçarsa… Sabaha kadar yatakta döner durursan elbette geç kalkarsın” diye, kendi kendime söylendim durdum.
Kalktım, giyindim, bayiden gazetemi aldım. Mutfağa girdim. Dolaptan bir bardak süt koydum cezveye, ocakta biraz ılıttım. Oturdum masaya, açtım gazeteyi. Birinci sayfada başlığın hemen altında siyah bir bandın üzerinde şöyle bir uyarı yazısı çarptı gözlerime:

Ali Kaya

“ TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..”
Ortasını açtım gazetenin. İki karikatür… İlkinde bir kucak kirli sakalıyla bir yobaz, aydınlık bir Cumhuriyet kadınını tutmuş saçlarından, koyu karanlığa doğru sürüklüyor!

İkincisinde; aynı tip bir başka yobaz, çağdaş görünümlü bir aydını tutmuş kravatından, karanlığa sürüklüyor. Aydın, ayak diretiyor karanlığa gitmemek için. Yobaz zorluyor.
İçim cız etti! Tarihine baktım gazetenin; 8 Mart… Bugün “Dünya Çalışan Kadınlar Günü”ydü ve kurtarırsa kadınlarımız kurtaracaktı, “babaların” hüküm sürdüğü, analar dolu Anadolu’yu.                                                      
8 Mart 2011 / DİKİLİ             
(Yazarın; “HAL BÖYLEYKEN SARI SAÇLIM” adlı yeni kitabından…)

İlgili Aramalar: Ali Kaya,8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun, Ali Kaya yazar, Ali Kaya yazıları, Ali Kaya Edebiyat Öğretmeni

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir