29 Mayıs Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Murat Yücelişli / Ortadoğu’nun Ölüm Sonrası Tesellisine Olan İhtiyacı Hakkındadır

Ortadoğu’nun Ölüm Sonrası Tesellisine Olan İhtiyacı Hakkındadır

Beynim soyut işlemler dönemine girdiğinden beri ölüm konusuna takmışımdır. Ölmeden önce ölümün sırrını çözmeyeceğimi kabullendiğimden beri de sadece hobi olarak ilgilenmeye devam ediyorum.
Hakkında sayısız fikir ortaya atılan ölümün kendisiyle de ilgilenilmiştir ama insanın en merak ettiği kısım "ölümün sonrası"dır.
Oluş şekilleri itibariyle her ölüm birbirinden çok farklı ise de sonuç olarak birçoğumuz için ölüm kötüdür, karanlıktır, istenmeyendir. Kötüdür çünkü bizi sevdiklerimizden koparır. Karanlıktır çünkü sevdiklerimize tekrar kavuşacak mıyız sorusuna cevap vermez. Ölümün insanı bu kadar etkilemesinin sebebi mutlak bir karanlığa sahip olmasındandır.
İnsanoğlu binlerce yıllık çabası sonucu kendisi ve yaşadığı çevre hakkında birçok bilinmeyeni keşfetti. Ölüm ve sonrası hakkında bilgilerinde pek bir değişiklik olmadı. Bu yüzden ölümle ilgili şimdiye kadar edilen bütün laflar sadece spekülasyondan ibarettir, bu yazı dahil. (Evet, ne yazık ki farklı bir şey söylemeyeceğim bu yüzden bundan sonrasını okumasan da olur.)
Ölüm sonrası için bütün söylenenler:
1-Ölüm sonrasında hiçbir şey yoktur; nasıl ki doğmadan önce bir hiçtin, öldükten sonra da hiç olacaksın.
2-Öldükten sonra yaşadığın hayatta yaptıklarına göre başka bir bedende tekrar dünyaya döneceksin.
3-Öldükten sonra da yaşam var ve dünya hayatındaki davranışlarına göre ya işkence çekeceksin ya da lüks içinde yaşayacaksın.
Bu üç iddia da benim için eşit derecede spekülasyondur. Burada ilgilendiğim nokta bunlardan hangisinin doğru olduğundan çok hangisinin işe yarar olduğudur.  Bence üçü de işe yarar. Tabi iyiye, güzele, doğruya yönlendirmesi şartıyla.
Ancak ne yazık ki bu iddiaların her seferinde iyiye, güzele, doğruya yönlendirmediği açık. Çünkü ölüm sonrasının karanlık olması çoğu kişiyi korkuya ve dolayısıyla paniğe sevk etmektedir. Söz konusu panik olma durumu geri kalmış toplumlarda yaşandığında ortaya yobazlık, terör ve dolayısıyla vahşet çıkıyor. Temel sorunlarını çözmüş, gelişmiş toplumlarda yaşandığında ise bireysel bunalımla atlatılabilir.
Ne demek istediğimi daha açık anlatayım. (Aslında bu yazının ana konusu bundan sonraki bölümlerdir.) Ortalama ömrü kısa, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, adaletten-eşitlikten yoksun, eğitim düzeyi çok düşük, insan olma onuruna erişemeyen, geri kalmış toplumlardaki bireylerde ölüm sonrası korkusu daha şiddetli olacaktır çünkü mevcut yaşamından zerre zevk almamış, sürekli sıkıntılar ve korkular içinde yaşamış kişiler "yaşamından doyum almış olmak" aşamasından çok uzak oluklarından  ölüm onlar için bir "teselliye" çevrilmek zorundadır. Bu teselli de elbette "cehennem ateşinden sakınma ve cennet lüksüne sahip olma; sonsuza kadar rahat, huzurlu yaşama" şeklinde olursa ancak bir işe yarayabilir. Bu teselli bu haliyle kaldığında çok sorun olmaz ama gel gör ki "vaat edilen sonsuz huzurlu yaşama" kavuşmanın bedeli  vardır. Bu bedelin tarifeleri kişinin mensubu olduğu dine göre değişiklik gösterir. Ancak hepsinin ortak noktası kişinin cehennemî hayatını daha katlanılmaz hale getirmesidir. 
Bugün Ortadoğu’da yaşanan kanlı sahnelerin arkasında bu "ölüm sonrası korkusu"nun etkili olduğunu düşünüyorum. Berbat bir hayat yaşamış olan kitleler ölümden sonra huzura kavuşmak adına ruhbanlarının vereceği cennet biletine kavuşmak için akla hayale sığmayacak vahşetler yapar.
Herhangi bir ekonomik, psikolojik sorunu olmayan, hayatının dilimleri güvenli bir şekilde planlanmış, mesaisinden arta kalan zamanlarında merak saldığı hobilerle uğraşan, tatillerinde görmek istediği yerleri gezen, yaşadığı toplumun-devletin adaletine güvenen biri 85 yaşına geldiğinde dünyada merak edip de gezmediği yer kalmamışsa, yaşamında "keşke"leri çok azsa, bütün sevdikleri güvende ve mutluysa gözü açık gider mi? Yaşamında doyum almış bir yaşlının ölüm sonrası korkusu ile çocuklarının geleceğiyle ilgili umudu olmayan, etrafında sıkıntıların eksik olmadığı bir hayatı olan orta yaşlı birinin ölüm sonrası korkusu aynı şiddette olamaz. Dolayısıyla bu iki örnekteki kişilerin ölüm sonrası teselli ihtiyaçları aynı düzeyde olmayacaktır.
İşte bu ölüm sonrası tesellisi için devreye giren Ortadoğu ruhban sınıfı bireyleri sakinleştireceğine onları cennetin biletinin çok pahalı olduğu konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. (Cennet biletinin pahalı olması ile onların kazanacağı paralar arasında doğru orantı olması ruhban sınıfını daha da azgınlaştırmaktadır.)
"E zaten kitleleri, ölüm sonrasının dehşeti konusunda kandıranlar aynı ruhban sınıfı olduğuna göre bunların bireyleri sakinleştireceğini ummak safdillik olmaz mı?" diye soranlar, itiraz edenler elbette haklıdır. Bu durum bir kısır döngü olarak kalmaya mahkum gibi görünüyor: Gelişme için aydınlanma gerek; aydınlanma için gelişme gerek!
O halde çaresiz miyiz? Muadillerimizin Orta Çağ boyunca çektikleri sıkıntıları düşünecek olursak çok da umutlu olamıyoruz. Zira ölüm ve sonrasının korkusu az buz bir korku değildir. Bu profesyonel ruhban sınıfının elinde çok etkili bir hiptnotizma aracı olarak daha birkaç yüzyıl  kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
Yunus Emre bir şiirinde  "Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm /Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi." der. Buna paralel olarak "Allah sıralı ölüm versin." diye harika bir duası da vardır bu toplumun. Bunlar toplumun kaliteli yaşam arzusunun işaretidir. Zaten İnsana yakışan da en az 95 yaşında, hayatında bütün arzularını gerçekleştirmiş, dönemin ulaşım olanaklarına göre her istediği yeri gezmiş, başkalarına zulmetmeden yaşamış, bütün sevdiklerinin güven içinde, mutlu  olduklarını bilmenin rahatlığıyla sıcak yatağında osura osura ölmektir. 
Not: Din adamlarından çok azı dini, gerçeği bulma-sevgiyi yayma aracı olarak kullanmaktadır. Onlar bu yazıdaki eleştirilerden uzaktır.

İlgili Aramalar: Ortadoğu’nun Ölüm Sonrası Tesellisine Olan İhtiyacı Hakkındadır, Murat Yücelişli, Murat Yücelişli yazıları, Murat Yücelişli Şırnak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir