18 Ekim Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Bir Mektup ve Sonrası

Bir Mektup ve Sonrası

Ali Kaya

Doğumunun 112. yılında bir kez daha
NÂZIM HİKMET 
Mektuplar vardır hani, uzakları yakın eden… Mektuplar vardır sevdiklerimize sevgiler ileten, bize şiirler yazdıran, sevda türküleri belleten!.. Aşkı, sevgiyi bir kilim gibi nakış nakış gönüllere işleyen mektuplar vardır hani…

Günümüzde, oturup iki satır da olsa yazmaya üşendiğimiz. Kim bilir belki de yazmasını bile unuttuğumuz… Cebimizdekiyle bir iki tümcelik bir mesajla geçiştiriverdiğimiz… Yarınlardaysa çocuklarımızın adını bile bilmeyecekleri o sıcacık mektuplar vardır hani…

Bazen sevindiren, yüzümüzü güldüren! Bazen de kahreden, üzen, acılı, yürek dağlayan mektuplar vardır hani bilirsiniz… Ziynet olup koyunlarda, çeyiz olup sandıklarda yıllarca saklanan, katlandığı yerde, neredeyse yırtılıverecekmiş gibi çizgiler oluşmuş mektuplar vardır…
Er mektubudur”diye mühürlenen, ya da “görülmüştür” damgası yiyen… Görülmüştür de görmezden gelinmiştir ya hani!.. Ulaşmamıştır, ulaştırılmamıştır yerine…
Kimilerince umursanmayan, önemsenmeyen, bazen pek ciddiye de alınmayan o saman sarısı birkaç sayfa, bazen bir mahkûmun “arz-u hali”dir de…
Askerdeki yavuklusunu bekleyen Ayşe kız, hapishanedeki kader kurbanı mahkûm için gün sayan Piraye için ne denli önemlidir bu mektup, bir anlaşılabilse ve yıllar sonra bir gün  “TARİHÎ BELGE” olarak  karşımıza çıkacağı bir bilinebilse!..
Böylesi bir mektup işte şu elimizdeki… Çoğumuzun ilk kez duyup gördüğü, bizim de yazımıza konu olmuş o mektubu sunmak istiyorum işte size… 
                                                                        *
CUMHUR REİSİ ATATÜRK’ÜN YÜKSEK KATINA!..
TÜRK ORDUSUNU “İSYANA TEŞVİK” ETTİĞİM İDDİASIYLA 15 YIL AĞIR HAPİS CEZASI GİYDİM. ŞİMDİ DE TÜRK DONANMASINI “İSYANA TEŞVİK ETMEKLE” TÖHMETLENDİRİLİYORUM.
TÜRK İNKILÂBINA VE SENİN ADINA AND İÇERİM Kİ SUÇSUZUM.
ASKERİ İSYANA TEŞVİK ETMEDİM!..
KÖR DEĞİLİM VE SENİN YAPTIĞIN HER İLERİ DEV HAMLELERİ ANLAYABİLEN BİR KAFAM, YURDUNU SEVEN BİR YÜREĞİM VAR!..
ASKERİ İSYANA TEŞVİK ETMEDİM!..

DELİ, SERSERİ, MÜRTECİ, SATILMIŞ, İNKILÂP VE YURT HAİNİ DEĞİLİM Kİ BUNU BİR AN OLSUN DÜŞÜNEBİLEYİM.
ASKERİ İSYANA TEŞVİK ETMEDİM.
SENİN ESERİN VE SANA AZİZ OLAN TÜRK DİLİNİN İNANMIŞ BİR ŞAİRİYİM.
SIRTIMA YÜKLETİLECEK HAPİS YILLARINI TAŞIYABİLECEK KADAR SABIRLI OLABİLİRİM.
BÜYÜK İŞLERİNİN ARASINDA SENİ, BİR TÜRK ŞAİRİNİN FELAKETİYLE ALAKALANDIRMAK İSTEMEZDİM.
BAĞIŞLA BENİ…

SENİ BİR AN KENDİMLE MEŞGUL ETTTİMSE; ALNIMA VURULMAK İSTENEN BU “İNKILÂP ASKERİNİ İSYANA TEŞVİK” DAMGASININ ANCAK SENİN ELLERİNLE SİLİNEBİLECEĞİNE İNANDIĞIMDANDIR!.
BAŞVURABİLECEĞİM BÜYÜK İNKILÂPÇI BAŞ, SENSİN…
KEMALİZM’DEN VE SENDEN ADALET İSTİYORUM.
TÜRK İNKILÂBINA VE SENİN BAŞINA  AND İÇERİM  Kİ  SUÇSUZUM!..
                                                                                                  NÂZIM HİKMET RAN
                                                                           *** 
Bu iki mavi gözlü Dev’den biri ölümcül bir hasta, diğeri 14 yıldır hapiste! Biri Türk Devrimi’nin, öbürü Türk Dili’nin iki büyük ustası… Biri Mustafa Kemal, öbürü Nâzım Usta… İkisi de Selanik doğumlu… Biri 1881, öbürü 1902…                                                            
                                                                             *    

Bir gemide kurulan mahkemede, gözlerden ırak yargılanır Nâzım. Suçlayabildikleri tek şey “Şiirle Komünizm propagandası” yapmaktır.

Şiirleri genç subaylar arasında gizlice elden ele dolaşmakta Nâzım’ın. Beğenilerek okunmakta ve giderek de çoğalmakta okurları… Peki; “ŞİİRLERİM 30-40 DİLDE OKUNUR, TÜRKİYE’MDE, TÜRKÇE’MLE YASAK” diyen  Nâzım’ın bunda suçu ne?.. Genç subayların eline zorla o mu veriyor  “bu şiirleri alın okuyun” diye? Demek ki yeni bir şey var bu şiirlerde! Bir duygu, bir ileti var. Ülkemizin gerçekleri var o şiirlerde. Hal böyleyken, yazanı ve okuyanı suçlamak yerine “yarınları görebilen, böylesi genç subaylarımız var” diye gurur duymak gerekmez miydi? Ama nerdeee!..                                                           

                                                                  * * *      

Karşıt görüşte olduğu halde; TÜRKEŞ bile, son günlerinde meydanlarda ezbere okumaya başladı Nazım’ın şiirlerini. “Dört nala gelip uzak Asya’dan / Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan / Bu memleket bizim!..” dizeleriyle meydanları inletip, kalabalıkları coşturmadı mı ölümüne yakın!.. Öyle sanıyorum ki o da gençlik yıllarında ezberledi Nâzım’ın şiirlerini. Zira 80’inden sonra şiir ezberleyemez insan. 
                                                                ***           

Denizin ortasında bir gemi… Gemide kurulmuş bir mahkeme salonu. Duyulmuş, görülmüş, benzeri yaşanmış şey midir bu!.. Gözlerden uzak yargılanır Nâzım… Yargılayan 5 yargıçtan 4’ü hukuk okumamış kişilerden oluşmaktadır. Böyle bir mahkemeden nasıl bir sonuç çıkacağı elbette bellidir; 28 yıl dört ay…
Yine de insaflı yargıçlarmış. Şimdi olsa ve Silivri’de yargılanmış olsa en azından beş kez müebbede çarptırılırdı.
Peki ne yapmış ki bu adam?.. Vatanı mı satmış? Emperyalizmle işbirliğine girip eşbaşkanlık görevi mi üstlenmiş? Hükümeti devirmek için darbe plânları mı hazırlamış? Servetini yurt dışına kaçırıp orada villalar, çiftlikler mi satın almış yoksa? Devlet kasasını hesabına mı geçirmiş? Örtünün altındaki ödenekleri ona buna peşkeş mi çekmiş yoksa? Çalıp çırptığı o yeşil dolarları ayakkabı kutularına mı istiflemiş,  ne yapmış?..
Devletin her türlü olanaklarından kendisine yakın olanları yararlandırarak onları zengin mi etmiş yoksa ne yapmış? 90 yıllık Cumhuriyetin birikimlerini “babalar gibi” yandaşlara peşkeş mi çekmiş? Oğullarına, yakınlarına her türlü iş olanaklarını sağlayan da Nâzım olmasın sakın? Oğlu Memed’e gemicik falan da satın almamıştı ama… Yine de suçunu bir türlü anlayamadık koca Nâzım’ın!..
                                                                          ***
Oysa biz Anadolu gerçeğini ve Anadolu insanını O’nun; “MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI”NDAN tanımıştık.
Biz “KURTULUŞ SAVAŞI GERÇEĞİNİ” “KUVA-YI MİLLİYE DESTANI”NDAN öğrenmiştik. O, KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN DESTANINI YAZAN TEK OZANIMIZDIR.
Bugün şiirleri 72 dilde okunuyor. Ne acıdır ki daha düne kadar “TÜRKİYEMDE, TÜRKÇEMLE YASAK”TI!..
                                                                           **      
İşte, böylesine saçma bir bahaneyle tutuklanan NÂZIM, kimseyle görüştürülmeden, bir gemide yargılanır. Mahkeme üyelerini de etkileyen bazı yetkililer, amaçlarına ulaşırlar ve suçlanarak 28 yıl dört aya mahkûm olur. 14 yılını çekmiştir bu cezanın. Hasta bedeni daha fazla dayanamaz rutubetli mahpus damlarına.
                                                                          * * 
Şiirlerinde “SARIŞIN BİR KURDA BENZİYORDU…” dediği MUSTAFA KEMAL’e,  işte yukarıdaki bu mektubu yazar. Çünkü kimseciklere anlatamaz derdini…
Kurtuluş Savaşımızın DESTANINI yazan tek ozanımızdır O ve Mustafa Kemal’e hayrandır. Sınırların ötesindeki Varna’dan “Memleketiim… Memleketiiimm” diye Şiiler yazan böyle birisi nasıl vatan haini olabilir ki!?..
Öyle bir Nâzım Hikmet düşmanlığı sarmıştır ki memleketin dört bir yanını… Onu seven yakın dostları dâhil -değil yanına yaklaşmak- adını anmaya bile korkarlar. O nedenle yerine ulaştırmazlar mektubu. Sümenaltı ederler. İyi ki anında yakıp yok etmemişler. Ne yazık ki o zaman böyle bir mektuptan haberimiz bile olmayacaktı biliyor musunuz?..
Hastadır Mustafa Kemal! Ömrünün son günlerini yaşamaktadır. İnanıyorum ki bu mektup eline geçseydi,  Nâzım’ı affederdi…
Mavi gözleri çakmak çakmaktı” dediği Mustafa Kemal’in gözlerinin feri kalmamıştır. Kendi derdine düşmüştür, ölümcül hastadır güven duyup mektup yazdığı adam! Umutla, sabırla bekleyen Koca Nâzım yatıverir tam 14 yıl… Neden?..  Niçin?..
                                                           *
Mektuplar vardır işte böyle… Kırmızı bir mühürle “GÖRÜLMÜŞTÜR”  damgasını yiyen…
Görülmüştür de “GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR” hani! Ulaşamamıştır, bilerek ve isteyerek ulaştırılmamıştır yerine… Gözlerden uzak tutulmuş, saklanmıştır yıllarca…
Hiçbir şey gizli kalmaz elbette. Bir gün, işte böyle çıkıverir karşımıza ve bir belge olarak geçer kayıtlara, yazımıza da konu olur.
MEMLEKET NÂZIM HİKMET
 NÂZIM HİKMET MEMLEKET!
 KAFİYE İÇİN YAZMADIM”
 İSTEDİM Kİ
 DUYSUN BU MEKTUBU
TÜM  MEMLEKET!..”                                                    

 
                                                                                                     13 Ocak / Karşıyaka / İzmir

BESTELENMİŞ NAZIM HİKMET ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ…

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-istanbul escort