17 Ocak Salı 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Ali Kaya / Ali Kaya’nın Mustafa Kemal’e Şikayet Kitabı: Hal Böyleyken Sarı Saçlım

Ali Kaya’nın Mustafa Kemal’e Şikayet Kitabı: Hal Böyleyken Sarı Saçlım

Oğuz Tümbaş
Sarı
saçlım, mavi gözlüm… Bu adı duyunca, Âşık Mahzuni Şerif’in dizeleri ve
ezgisiyle ölümsüzleştirdiği, Mustafa Kemal özlemini, içtenliğini, sevgisini,
saygısını çağrıştıran dizeleri, ezgisi gelir aklıma. 
       Özge insan Mustafa Kemal bir özlemin adı
olur, bir başvurunun ilk adresi… Başı sıkıştıkça aklı başındaki aydın insanın
sıkıntısını, kaygısını dile getirmek için kapısını çaldığı kişidir aynı zamanda
sarı saçlı, mavi gözlü adam…
       Ali Kaya da “Hâl Böyleyken Sarı Saçlım”
kitabına bu adı seçerken, aynı özlemi, sevgiyi, içtenliği, arayışı duyumsamış
olmalı. Dileğinin, düşüncesinin Mustafa Kemal’e bir dilekçe, bir şikâyet
mektubu gibi olduğunun da ayrımına vardım yazılarını okurken.
       Ali Kaya 1944 Isparta Aksu doğumlu. 30
yıla yakın değişik kentlerde Edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yapmış bir
eğitimci.  Otuz yıldır da çeşitli gazete
ve dergilerde yazıları yayımlanıyor.  “Başında sabahladığım yazılarımın gazete
sayfalarında kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadı nedense… Binlerce yazının
içinden seçerek bir güldeste yaptım.”
     Gazete ve dergilerde yazmak düzeyli,
saygın bir uğraş. Hele yazdıklarını bir kitapta toplamak, derli toplu biçimde
okur katında sonsuz kılmak, paylaşmak daha güzel eylem.
     Gazeteler eskiyor, bir kenara atılıyor,
yazılar unutuluyor. Ancak bu yazılara imza atan, emek veren kişi saklar  onları, biriktirir. Ne  var ki bir gün çok yer kaplayan bu gazeteler
ya uçar, ya kullanılır bir yerlerde, yitip gider. Saklamak her zaman kolay
olmaz.
      Zaman geçtikçe o yazıların gazete ve
dergi sayfalarında kalmasını, yitmesini, atılmasını, unutulmasını içine
sindiremez yazan insan. Ali Kaya da aynı düşünceler içinde olmalı ki,
yazdıklarından bir seçki yapmış, adını da Hâl Böyleyken Sarı Saçlım (*) koyup
okurla buluşturmuş. İyi de etmiş.
       Ben de yazıyla iç içe olan yazarın,
şairin inandığı, sevdiği, okurla yeniden buluşmasını istediği yazılarını bir
kitapta toplamasından yanayım. Dili, anlatımı, seçtiği konuları, güvendiği,
güncelliğini ve sıcaklığını yitirmeyen yazılarını kitap oylumunda yayımlamak
güzel bir gelenek olsun isterim.
       Yıllardır yaşamını İzmir’in şirin ilçesi
Dikili’de sürdüren Ali Kaya, hemen tüm yazılarını bu kentte yazmış, yerel
gazetelerde, dergilerde yayımlamış. Yerel konulara da el atan yazar, Dikili’nin
örnek Belediye Başkanı Osman Özgüven’i de sevgi ve saygı duygularıyla anmış,
anlatmış. ”Düşünelim ki hiçbir şey
yapmadı sayın Özgüven…Anadolu’nun Ege kıyısındaki batıya açılan aydınlık bir
penceresi Dikili’mizde, yoz yobaz şeriat yanlıları istedikleri gibi at
oynatamadılar bugüne değin. Yetmez mi bu… Uygar ve aydın insanların gelip
Dikili’ye yerleşmesi, özlemini duyduğu hasletlerin başında geliyor olması
övünülecek bir durum değil midir sizce de?”
       Ali Kaya çağdaş olmanın, ilericiliğin,
erdemli, uygar ve demokrat duruşun, 
geleceğe sevgi ve umutla yürümenin, sorumluluk bilinciyle davranmanın
gereğine inanarak yazmış yazılarını.
       Güncel olan bir çok konuya dikkat
çekiyor Ali Kaya yazılarında. Lozan antlaşmasının önemini, günümüze değin süren
anlamını anımsatıyor yeniden.  31 mart
gerici ayaklanmasının günümüze yansımasını değerlendiriyor. 68’ler
hareketinin  devrimci, bağımsızlıkçı,
özgürlükçü ruhunu günümüzde de sürdüğünü vurguluyor: “68, bir yürek yangınıdır. Bağımsızlık ve özgürlük sevdasıdır. Tıpkı
Mustafa Kemal gibi, Köy enstitüleri, Halkevleri, Halkodaları gibi, 40 kuşağı,
27 Mayıs gibi, Cumhuriyet’in ve bağımsızlığın simgesidir bu 68 hareketi…”

(s.42)  Köy Enstitüleri, gençlik,
dil,tiyatro, eğitimde yaşanan karmaşa ve sıkıntılar… Bu ve benzeri bir çok
konuyu yazılarına taşımış. Bu arada Nazım Hikmet’i, Necati Cumalı’yı,
Sabahattin Ali’yi, Rıfat Ilgaz’ı,  İlhan
Selçuk’u, Demirtaş Ceyhun’u, Uğur Mumcu’yu, Âşık Mahzûni Şerif’i de anmadan
geçmemiş Ali Kaya. Ülkemizin bu aydınlık insanlarını günümüz koşullarının,
yaşananların duyarlılığı, duygudaşlığı ile anıyor.
       Hâl Böyleyken Sarı Saçlım… (s.98) yazısı
başta da belirttiğim gibi bir özleyişin, şikâyetin, danışmanın, başvurunun
sesi, iletisi:”Senin yokluğunu fırsat
bilenler, yaptıklarını birer birer yıkıyorlar 
Mustafa Kemal’im. Halkına düşman, ordusuna düşman, yargısına düşman,
üniversitesine düşman, bilime, aydınlığa, aydınlanmaya düşman öyle bir nesil
türedi ki… Köylüsünü, çiftçisini, esnafını, memurunu, ve emeklisini sefalete
terk edenler, herkese yalan söyleyip esarete terk etmenin hesabı içindedirler
bilesin…”
     Öyle olaylar yaşanıyor ki ülkemizde, gündem
öyle sık değişiyor ya da değiştiriliyor ki, şaşmamak, üzüntü ve sıkıntı
duymamak olanaksız. Kimisi için dün vardı, geçmişte yaşandı, artık bugün bunlar
yaşanmamalı diyeceğimiz nice düşünce, eylem, 
davranış bugün de katlanarak sürüyorsa, yaşanmamalı, değişmeli derken,
hâlâ  gerici, çağdışı, gerilimi artırıcı,
yaşamı olumsuz kılıcı olayların yaşanması insanın yüreğini burkmuyor mu
dostlar? “50 yıldır benim bu garip ülkemde
-geri düşmenin dışında- değişen pek bir şey olmadı hiç.
Bu gidişle değişeceğe de benzemiyor zaten.”
Ali Kaya da bu gidişten  endişeli,
kaygılı, kederli…
       Hâl böyleyken, gerilimli zamanlar
çoğalırken, acılar, kederler artarken, tamamen umutsuzluğa düşmek de umar
değil, çözüm değil elbet.  Ali Kaya da
duygularını, düşüncelerini, derdini, kederini gene Mustafa Kemal’e duyurmak,
duygusal, düşünsel iletişim kurmak, özlemini gidermek için onunla söyleşmiş.
       Bu kitabı okurken aklıma şair Halim
Yağcıoğlu’nun yıllar önce yazdığı “Mustafa Kemal’den Son Mektup” şiirini
anımsadım. Benim de 1960’lı yıllarda Ankara’da tanıdığım, dost olduğum o saygın
insanının şiiri şöyle başlar:
Siz beni hâlâ anlayamadınız
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19’u” diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.
       Şiir uzun. Şair şiiri yazdığı zamanlarda da değişen
bir şey yok. O da gelecek adına kaygılı, endişeli, üzgün. O yüzden diyor ya; “Siz bana neler yaptınız ondan haber
verin, / Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,” 
Yokluğun, yoksulluğun,
yoksunluğun üstesinden gelebildik mi? Yönetenlere bakılırsa güllük gülistanlık
ortalık. Sevgili Halim Yağcıoğlu da o gün durumun iç açıcı olmadığının ayırdına
varmış olmalı ki bu dizeleri yazma gereği duymuş.   
Arayı
kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter,
Mustafa
Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
        Ali Kaya “Hâl Böyleyken Sarı Saçlım” ı da oluştururken, biliyorum aynı
duygudaşlık, düşündeşlik içinde. Kitabındaki her yazı da bunu duyumsatıyor.
(*)
Hâl Böyleyken Sarı Saçlım, Ali Kaya’nın Yazıları, Etki Yayınları,  İzmir 2013
 oguztumbas@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Bir Mozaiktir Anadolu

24 Etnik kökenli insandan bir tek ulus yaratabil­mek, tüm renkleri bir potada eriterek, Türkiye topra­ğında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir