29 Mayıs Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Murat Yücelişli / Yılbaşının Mevsimi Yanlış Mı Ne?

Yılbaşının Mevsimi Yanlış Mı Ne?

Yılbaşı neden kışın ortasında? Doğanın uykudan uyanması anlamına gelen bahar mevsimi kadim toplumların esas yeni yıl başlangıcıyken ne oldu da bu iş kışın ortasına mahkum olmuştur? Öteden beri bu sorular kafama takılmıştır.
Sanayi devriminden sonra insanoğlunun doğaya bağımlılığı giderek azalmaya başlamıştır. Özellikle tarımda makineleşme ve şehirlerde sanayinin güçlenmesi beraberinden kırdan kente göçü hızlandırmıştır.
-Hoppala! Bu nasıl bir giriş oldu kardeşim altı üstü bir "yeni yıl" yazısı yazacaksın, yoksa bunda da mı Murat Belge’ye bağlayacaksın!
*Vallahi haklısın ama söz veriyorum fazla uzatmayacağım.
-Tamam o zaman bu kısımları kısa kes.
Şimdi efendim ne demek istediğimi anlamışsınızdır. İnsanların büyük çoğunluğu artık eksisi gibi tarımla, toprakla, mevsimle, hasatla ilgilenmez olunca doğanın döngüsünün de çok bir önemi kalmamıştır. İnsanların takviminde mevsimsel değişmeler değil, çalışma hayatının belirli günleri esas önemli döngüleri olmuştur.  Bu açıdan bakıldığında yılbaşının hangi mevsime denk geldiğinin bir önemi kalmıyor gibi duruyor.
Sanayi öncesi Ortadoğu toplumları yeni yıllarını  21 Mart’ta kutlardı. Bu yüzden o güne Nevroz (yeni gün) derlerdi.  Yeni yılın bugünde başlamasının doğa ile yakından ilgili olduğu malumunuz. Uzun süre içe kapanan doğa, uykusundan uyanır, gerinir, silkelenir ve bu durum doğal olarak insanları da bu yönde etkiler.  Uzun kış gecelerinde evine kapanan insanlar doğayla temaslarını en aza indirmek zorunda kaldığı için bu süre zarfında kendi içine de yönelme fırsatı bulur. Ancak baharla beraber artık dışa dönüklük, sosyalleşme, doğayla tekrar kucaklaşma başlamış olur. Bu açıdan yılbaşının  baharda kutlanması çok daha anlamlı ve etkili olurdu. (Günümüzde yılbaşını 21 Mart’ta kutlayan çok az toplum kaldı ne yazık ki. )
Doğanın herhangi bir yeniliğine denk gelmeyen modern dünyanın yılbaşı günü bu açıdan şanssızdır bence. Oysa yeni yıla yenilenerek girme olanağı baharın başlangıcı ile daha olasıdır. Düşünsenize kara bulutlu, kısa günlü, kasvetli kış mevsimi bitmiş; doğa kanatlarını açmış, çiçekler kelebekleri, böcekleri davet ederken yaptığı renk cümbüşüyle senin gözüne de festival yaşatır. Pikniğe gitmek için hafta sonunu iple çekersin.  (Tamam yılbaşının karlı gecesi de romantiktir ama sadece bekarsan ve aşıksan.)      
Ne yazık ki toplumumuz işin bu yönünü değil de yılbaşı kutlamanın, hindi kesmenin haram olup olmadığını tartışır her sene.  Ve bizim yeni yıla dair bütün umutlarımızı bıçaklarlar. Sen istediğin kadar "şişme Noel Baba’yı sünnet edip bıçaklamak da ne iştir, bunu hangi akıl yapar!" diye tepki göster iş işten geçmiştir artık. Moralin bozulmuş, ruhun sıkılmıştır. Ülkenin daha iyiye gitmesinin pek mümkün olmadığını, bu aşamada durmanın bile yeterli olduğunu düşünürsün.  Bilirsin ki bugün yapay Noel Baba’yı bıçaklayan zihniyet yarın sokaklara çıkıp yılbaşı kutlayan gerçek insanlara da saldıracaktır.
Aslında moral bozukluğunun gerçek sebebi bu da değildir. Yanı başında bir ülkenin yangınlara düşmüş halidir seni halsiz bırakan. Her hafta başka bir vahşet görüntüsüyle bir yılını daha dolduran bir ülke yanı başındayken… Tarihin gördüğü en barbar iç savaşlardan birini yaşayan bir toplumla komşuyken yeni yılın bir önemi kalmaz gözünde. Zira daha korkunç gerçekleri bilmenin acısı ciğerini deler; Suriyeli çocuğun babasının kafasını kesen yaratığa giden silahın parası senin içinde yaşadığın toplumdan çıkmış ve senin vergilerinle o iç savaş bugünlere getirilmiştir. Üstelik bu durum herkesin bildiği bir sır gibi dolanır etrafta.  Kimse üzerine almaz. "Benimle alakası yok." der ve kurtulmuş sayar kendini.              
Lanet etmekten başka mecalin kalmamıştır.
Yılbaşı dediğin ertesi günün tatil olmasıdır. Yeni yıl dediğin resmi evraklara yazılan yıl hanesinin "bir" fazla olmasıdır. Vergilere yeni zamlar, maaşının bir tüp parası kadar artmasını da çağrıştırabilir. Çok istersen umudu da çağrıştırır. Ama çok istersen…

İlgili Aramalar: Yılbaşının Mevsimi Yanlış Mı Ne, Murat Yücelişli, Murat Yücelişli yazıları, Murat Yücelişli Şırnak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir