22 Temmuz Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Tamer Arıcan / Soğuk Bir Ülkeye Gidiyorsun; BİR SOĞUK ÜLKE

Soğuk Bir Ülkeye Gidiyorsun; BİR SOĞUK ÜLKE

Soğuk bir ülkeye gidiyorsun. Kırdığın tüm kalplerden çaldıklarını yanına alarak yaşamaya çalışıyorsun, zor. Hırsızlığın cezası her yerde aynı mı? Bilmeden kaçıyorsun, heyecanı seviyorsun belki, belki yakalanmaktan korkuyorsun. Cehennem azabı var! Kırılır mı hiç kalp? Peki, yüzüne bile bakmadığın birinin kalbini nasıl kırdın? Niçin? Neden soğuk bir ülke? Seni anlamak güç, hatırlaması -anlatılardan bildiğim- zor. Yüzüne baktığımda hissediyorsun, peki sen niye bakmıyorsun? Bize bakanların anlattığı bu benim onlardan dinlediğim. Dinlediğim dediğim; her zaman aynı saat yoldan geçen ismini bilmediğim kendi kendine konuşan o şişman dedikoducu kadın ve Ali abi; sokaktaki lambanın altında hasırları sökük tabureye oturmuş elinde çay, gülerken kim bilir hangi zor zamanında kaybetmiş eksik dişli, belki tam doğrusunu söyleyecek olursam tek dişi kalmış canavar. Şişman kadın mı daha canavar Ali abi mi seçemiyorum. Üstelikte seçemediğimi bilemiyorum. Vallahi bunları virane Halit Ağa konağının cumbasında eskimiş, yok yok tozlanmış, yooo eskitilmiş görünüm verilmiş ahşap camından bakan farklı kahverengilikte, acayip gıcırtılıkta keman viyolonsel arası sese yaşlı astım hastası annesinin hırıltılarının karıştığı sese ve aradaki mesafeye rağmen Allah vergisi kepçe ve büyük kulaklarıyla ufaklık anlattı. Çılgın el hızı hareketleriyle doğuştan konuşamayan, dil özrü marifetiyle müthiş hisleriyle. Dedim ya ben onlardan duydum İstanbul’daki minik Osmanlı mahallesinin tam ortasında kocaman yüz yaşında bir karga tepemde ve bulutla benim aramda. Benimde kalbim kırık – bu çağda çokça olur kalp kırıklıkları, kırarsın ve kaçarsın- ama bu kırıklığın senle hiç alakası yok, doğuştan. Terk edilmeyi bilmediğimde terk edilmişim ben. Kaçan babam, kovalamayan annem. Belki de oyunun farkında değil annem. Nerden bilsin kadın? Beklemiş öylece olduğu yerde. Gözyaşlarıyla çağırmış. Sen bilir misin bunu peki baba? Sevdiğini kanlı gözyaşlarıyla çağırma ayini… Şaman yortularından aynı adet ile kanlı gözyaşları anlaşılmasın diye yüzünü kanatarak yaptığını, cenaze çadırına girmekten kaçarak. Hiç anlatmadı bunu bana annem, göreninin ananemin yalancısıyım. Cenaze, kanlı gözyaşı, şaman ayini şifreyi çözmem zor oldu. Ta ki üniversitedeki garip iktisadi hayatımın içinde, para-kitap kombinasyonunun sihri ile elime geçen Jean-Paul Roux’ un kitabıyla. Yorumladım, bildim. Gözlerimden iki damla yaş yere, yüreğim ise göğe düştü. Aklım, sürmenaj-menenjit kırılmasının ortasında şizofren tutulmasında kaldı. Gittiğin ülke çok soğuk baba ve ben hala senin bıraktığın sıcaklıkta yaşamaktayım, kabullenemediğim kırdığın kalbimi taş yaptım artık kırılmasın diye ama yavaş yavaş, parça parça dökülüyor. Biliyorum ki, bu dökülmeler bir sürecin gereği. Zaman öyle hızlı geçiyor ki; kime, neye kızacağımı bilemiyorum, kızgınlıklarım ve hafif bir gülümsemeyle yavaş yavaş soğuk ülkeye yürüyorum.


İlgili Aramalar: Soğuk Bir Ülkeye Gidiyorsun bir soğuk ülke, Tamer Arıcan bir soğuk ülke, Tamer Arıcan Yazıları, Tamer Arıcan Malkara Anadolu Meslek Lisesi, Tamer Arıcan Matematik Öğretmeni, Tamer Arıcan Tüm Yazıları

İlginizi Çekebilir

Sen Hiç Vatan Sevdin mi?

Öyle düşün ki, yüzlerce yılın yorgunluğu bedeni                    Tüm yaşanmışlıklar, Her yeri çizik, acı dolu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir