20 Ocak Cuma 2017
Ana Sayfa / Yazarlarımız / Naci Aracı / Şakacı Çocuklar

Şakacı Çocuklar

     Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, gökten uzak yere yakın; hayalle gerçek arasında bir diyar. Bu diyarda bereketli topraklar, toprak üzerinde yeşil ağaçlar; ağaçlarda türlü türlü canlılar, böcekler, hayvanlar… Ama bu diyarın en meşhuru; şakacı çocuklar… 
     Bu diyarda çocuklar şakacıdırlar. Mesela Saklambaç oynarlar ama kimse saklanmaz. Gözlerini yuman ebe de otuza kadar sayması gerekirken, sırf şaka olsun diye kırka kadar sayar. Üstelik gözlerini açtığında şaka olsun diye saklanmayan arkadaşlarının; yine şaka olsun diye saklandıkları yerleri bulamaz, durmadan arar…senenin bazı günleri, bu çocuklar şaka olsun diye okula gider gibi yaparlar. Hatta sınıfta öğretmen var da ders anlatıyormuş,  kendileri de cankulağıyla  dinliyorlar… Ne şakacı çocuklardır! Bu diyarın çocuklarını siz bilmezsiniz, bilemezsiniz. Çünkü böyle bir şaka anlayışı daha önce ne duyuldu ne de görüldü. 
      Şakacı çocuklar öyle şakacıdırlar ki;  mesela zatürreyle, kızamıkla, ya da kırk derece ateşle dışarı çıkar, ateşle oynar da yine de hastaneye gidip, doktorları üzmezler!..Uzaktan şakalaşır, doktor amcalarına titrek titrek göz kırparlar… 
     Çocukların bu şakaları zaman zaman büyükleri şaşırtır. Normal her anne ve baba çocukları konuşmaya ilk başladığında “anne” ya da  “baba” demesini bekler. Bekler ama nafile. Çünkü doğarken şakacı doğan bu veletlerin konuşmak için ağızlarını ilk açtıklarında söyledikleri ilk söz; sırf şaka olsun diye “BOM” olur. Bu diyarın anne babaları çoktan alışmışlar çocukların bu şakalarına… Onların hiçbirine kızmazlar. Kömür gibi kara gözler, pırıl pırıl parlarken, ince siyah saçları yel değdikçe savrulurken, incecik bedenleriyle dans eder gibi oyun oynayan bu naif ama şakacı çocuklara kızamaz hiç kimse… 
     Bu şakacı çocuklar çoğu kez bir araya gelmeden hep beraber oyunlarını oynar, hep beraber şakalaşırlar. Şaka hususunda o kadar ustalaşmışlar ki kendi şaka malzemelerini yapar hale gelmişler. Çatal şeklinde bir çubuk veya sopa buluyorlar önce. Her iki ucuna kauçuk ya da lastik takıyorlar, araya da bir hazne yerleştirip şaka sapanı yapıyorlar. Bu sapanlarla şakacı müzikler üretiyorlar. Her ne kadar oyun ve şaka düşkünü olsalar da içlerin de yatan sanatçı kimliklerini bu şekilde dışa vuruyorlar. Bu sapanlarla attıkları taşlar onlar için birer nota özelliği taşıyor. 
-hhhhhıııııışşşşşşş   tik.
-hhhhhıııııışşşşşşşş  tak
-hhhhııııııışşşşşşşş  tink
-hhhhııııııışşşşşşşş   tonk 
      Attıkları her taş metal zırhtan yapılmış araçlara çarpıyor ve sesler müziğe dönüşüyor. Onlar bu yöntemle şakacı türkülerini bestelemiş oluyorlar. Ah aaahhhh bir bilseniz, bir görseniz bir duysanız; bu şakacı çocukları kıtır kıtır yersiniz, şakasına. 
      Bir akşam üstü havayı kara bulutlar kaplar. Gökyüzünde çakan şimşekler misali uğultular gürültüler… fırsat bu fırsat bizimkiler durur mu… pencereden pencereye sessiz sessiz haykırarak birbirlerine haber verirler. Fırlarlar dışarı, oyun alanlarına, Bu defa bomba yakalamaca oynayacakları tutmuş. Hepsi bağırarak haykırarak ama sessiz sessiz katıldılar bu oyuna. 
Aha  düşüyor bir tanesi.
Fffiiiiyyyuuuuvvvvvvvvv   BOOOOMMMM!!!!
Tüh be yakalayamadım.
Ben de yakalayamadım.
Bak bak bir tane daha geliyor. Bu sefer kesin yakalayacağım.
Ffffffffiiiiiiiyyyyyyuuuuuuuuuuuvvvvvvv   BOOOOOOMMMM!!!! 
     O gece hiç biri hiçbir bombayı yakalayamamış. O gece şaka olsun diye yakalamak istemediler belki. Belki doğarken duydukları o sesi, konuşmaya başladıkları vakit ağızlarından çıkan o heceyi duymak istediler: “BOM”… O gece ne ilk oyunlarıydı bombalarla, ne de son şakalarıydı. Hem oyun oynamaya devam ettiler hem de şaka yapmaya. Son şakaları belki birçok kişiyi üzmüştü. Ama şakalarda bunlar da var. 
    Sırf şaka olsun diye büyümediler o gece. Şakadan, dondu kaldı ağızlarında gülüşleri. Yine şaka olsun diye kızıla boyadılar bedenlerini. Gülebilsin diye bu coğrafya, gülmediler hiç kendi yaptıkları şakalara. O denli ciddiye alırlardı şakalarını. Saklambaç oynarken saklanmayan bu çocuklar sırf bereketi kaçmasın, yeni filizler versin diye arkadaşlarının taze bedenlerini toprağın altına sakladılar. O gece yeni tohumlar ektiler  şakalaşa şakalaşa… 
    “Hepsi birer şaka” dedi. İçlerinden biri.
     “Kolumu, bacağımı gövdemden ayıran bu bomba şaka! Ömürleri günlerle sınırlı bebeler, kafatası ,kafası patlatılanlar; hepsi birer şaka…” dedi; içlerinden biri. İçlerinden biri: “ Ve şimdi sizlere son bir şaka yapacağız” dedi. Ardından usulca kapadı gözlerini, sırf şaka olsun diye. 
      Herkes kaldıramazmış şakayı. Ne  Sam Amcaları ne de Siyonist komşuları kaldıramadı çocukların bu şakalarını. Her şakanın içinde bir ciddiyet vardır diyerek, bozdular çocukların oyunlarını. Hile, yalan, riya ve zor sokuşturdular aralarına. Demokrasi ve özgürlük dediler; bu yaptıklarına… Zulüm karası, toz bulutu ekleyip; bomba gürültüsü, kurşun sesleri de katarak postallarıyla çiğnediler, kutsal toprakları…
     “Ne şakası ulan!” dedi, çirkin ve çirkef bir sesle. Siyonist İsrailli. Ardından ona alkış tuttu Beyaz Saray’dan bir ABD’li ve terörist ilan etti bütün şakacı bebeleri… 

      Gökten üç elma düşermiş her masalın sonunda. Biri kahramanın, biri anlatanın biri de dinleyenin başına. Ama bu diyarın adı Filistin’di ve burada, değil gökyüzünden düşecek; yemek için bile elma bulunmazdı. Onun için Filistin’de her masalın, hikayenin, oyunun sonunda çocukların başına sadece bomba düşer; çocuklar sadece bunlarla beslenirdi!.. 
      “Hepsi birer şaka” dedi içlerinden biri. “Babamı alan bu mermi, arkadaşımı ezen palet, doğmayan kardeşim, bu enkaz ve bu fotoğraf hepsi birer şaka!..” diyemedi bu kez. Dökülmedi dilinden sözleri. Yalnızca acı dolu gözleri insanlığa son bir şakayı müjdeledi: FİLİSTİN…

İlgili Aramalar: Naci Aracı yazıları, Naci Aracı Şakacı Çocuklar, Naci Aracı Şakacı Çocuklar yazısı, Naci Aracı tüm yazıları

İlginizi Çekebilir

İki Aşk

Çıkarcı bencildir aşk Denize düşen bir damladır Şimdilerde kayıp Kirlenmiştir kentin atıklarıyla Eskilerden kalmış melankoli …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir