Yakın Anlamlı Cümleler

Cümlede Anlatılmak İstenen Düşünce

Bu konuyla ilgili sorularda, bir cümlede anlatılmak istenenin veya cümleyi anlamca en yakın biçimde dile getiren yargının bulunması istenir. Bu tür sorularda dikkat edilecek nokta, verilen cümlede anlatılmak isteneni doğru bir biçimde tespit etmektir. Bunu yapmak için de cümledeki anahtar sözcüklerden yararlanmalıyız.

“İnsan, bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil; onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için ‘yazar’dır.”

Bu cümlede, “bazı şeyleri söyleme” sözüyle, konu; “belli bir biçimde söyleme” sözüyle, üslup kastedilmiştir. Bu sözlerden hareketle cümlede, bir insanı yazar yapan şeyin işlediği konunun değil, üslubunun olduğu anlatılmak istenmiştir. Dolayısıyla bu cümlenin yakın anlamlısını şöyle söyleyebiliriz:

“Bir yazarın neyi söylediğinden çok, nasıl söylediği önemlidir.”
“Kimi şairler; zaman geçtikçe şiirlerinde, hep aynı düşüncelere ve hayallere yer verirler.”

Bu cümlede, kimi şairlerin zamanla, şiirlerinde aynı düşünce ve hayalleri kullanarak özgünlüklerini yitirdikleri anlatılmaktadır. Dolayısıyla bu cümlenin yakın anlamlısını şöyle söyleyebiliriz:

“Bir süre sonra özgünlüklerini yitirerek kalıplaşan şairler de vardır.”
“Çocuklara, güçlerini aşmayacak sorumluluklar yükleyerek onların kendilerine güvenmelerini sağlamak gerekir.”

Bu cümlede, çocuklara, yapabilecekleri görevler verilerek onların özgüven sahibi olmalarını sağlamak gerektiği anlatılıyor. Bu cümle farklı biçimde şöyle söylenebilir:

“Yanlış yapacağı korkusuyla kendisine sürekli yardım edilen çocuklarda, çekingen, kendini kanıtlayamayan bir kişilik yapısı oluşur.”

Örnek 1:
Bir yazar şöyle diyor: “Düşüncenin canı kısa sözde, onun yoğun anlatımındadır.”
Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)  Derinliği olmayan düşünceler daha kolay anlaşılabilir.
B)  Güçlü anlatım, sağlam bir düşünce yapısı gerektirir.
C)  Bir düşünceyi özetlerken ana noktalar üzerinde durmak gerekir.
D)  Sözü uzatmak, anlatımı gereksiz sözlerle doldurmak düşünceyi gölgeler.
E)  Kısaltılarak anlatılan bir düşünceyi, hemen herkes anlayabilir.
(2005 – ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümlede, düşüncenin canının kısa sözde ve yoğun anlatımda olduğundan; yani düşüncenin yeteri kadar sözcükle, uzatılmadan dile getirilmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Cevap D
 
Örnek 2:
O, unutulmuş yazarları hatırlatmayı, onların yapıtlarını yeniden gün ışığına çıkarmayı değil, günümüz yapıtlarını, birer birer, okurlara tanıtmayı amaçlamıştı.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A) Yapıtları değerlendirirken, geçmişin ürünlerini bugüne taşıma yerine, yeni yazılmış olanları ele almayı isterdi.
B) Geçmişte ortaya konan yapıtların öneminden değil, bugün nitelikli yapıtların nasıl oluşturulacağından söz ederdi.
C) Yıllar sonra yapıtların değil, ancak yazarların anımsana- bileceğini düşünürdü.
D) Yıllar önce ortaya konmuş ürünlerin, bugün için büyük bir değer taşımadığına inanırdı.
E) Bugün ortaya konan yapıtların da bir süre sonra eskiyeceğinin unutulmaması gerektiğini belirtirdi.
Çözüm:
Verilen cümlede, unutulmuş yazarların değil de günümüz yazarlarının yapıtlarını tanıtmayı amaçlayan birinden söz edilmektedir.
Cevap A
 
Örnek 3:
Halk şiiri doğal ve içtenlikli bir anlatım üzerine temellenir.
Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?
A) Halk şairi, sözünü şiire dönüştürürken içinden geldiği gibi söyler.
B) Aşk, halk şiirinde en çok işlenen konulardan biridir.
C) Halk şiirinin sazla, sözle, daha doğrusu müzikle sıkı bir kan bağı vardır.
D) Halk şiiri, halkın içinde bulunduğu somut koşulların ürünüdür.
E) Halk şairi, şiirlerinde, halkın acılarını, çilelerini yansıtır.
(2001 – ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümlede, Halk şiirinin doğal bir biçimde ve samimi olarak oluşturulduğu anlatılmak istenmiştir. Bu cümleye anlamca en yakın düşünce, A seçeneğinde verilmiştir.
Cevap A
 
Örnek 4:
(I) Öykülerimdeki biçimsel ve içeriksel yenilikler salt kendi çabalarımın ürünü değildir. (II) Onları oluştururken öyküyü öykü yapan bütün geleneklerden ve yeniliklerden yararlanmaya çalışıyorum. (III) Olay, konu, karakter, tip, durum, kesit, diyalog… (IV) Öyküyü oluşturan bütün öğeler eşit ölçülerde girmeli öyküye diye düşünüyorum. (V) Öykünün ağırlık merkezini yaymaya çalışarak bunlardan birinin, ötekinin önüne çıkmasını engellemek istiyorum.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.   B) I. ve IV.   C) II. ve III.   D) II. ve IV.   E) IV. ve V.
(2000 – ÖSS)
Çözüm:
Parçanın IV. cümlesinde yazar, “bütün öğeler eşit ölçülerde girmeli öyküye” sözü ve V. cümlesinde “birinin, ötekinin önüne çıkmasını engellemek istiyorum” sözüyle öyküyü oluşturan öğelere, öyküde aynı ağırlıkta yer verdiğini dile getirmiştir.
Cevap E
 
Örnek 5:
Yahya Kemal: “Şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır.” der.
Ozanın, bu sözüyle anlatmak istediği düşünceyi içeren cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiirde düşüncenin payı duygudan daha fazladır.
B) Duygular, şiirle etkili bir biçimde anlatılır.
C) Şiir, düşüncenin duyguların özsuyunda eritilmesiyle oluşur.
D) Şiir, duyguların toprağını besleyip zenginleştirir.
E) Şiirin etki gücü, içerdiği düşünceye bağlıdır.
(2003 – ÖSS)
Çözüm:       
Verilen cümlede, şiirde, düşüncenin duyguya dönüştürülünceye kadar uğraş verilmesi gerektiği anlatılmaktadır. Bu da C seçeneğindeki “düşüncenin duyguların özsuyunda eritilmesi” sözüyle dile getirilmiştir.
Cevap C
 
Örnek 6:
Yazınsal yapıtlar, yaşama ayna tutmakla kalmaz, aynı zamanda ona istediği biçimi de verir.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
A) Her yazar, hangi türde yazarsa yazsın, yapıtlarının konularını yaşamdan alır.
B) Yazma, yazarları yaşama bağlayan, düşsel ve düşünsel boyutlu yaratıcılık isteyen bir eylemdir.
C) Roman, öykü, oyun gibi yazınsal ürünlerde, okurlara, değişik yaşamlar sunulur.
D) Günlük yaşamla beslenmeyen, dil değeri taşımayan yapıtlar kalıcı ve etkili olamaz.
E) Roman, öykü, oyun gibi türlerde yazılmış yapıtlar, yazıldıkları dönemi yansıtır ve onu yönlendirir.
(1998-ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümlede, yazınsal yapıtların, yaşamı aktarmanın yanında, onu istediği gibi şekillendirdiği anlatılmaktadır. E seçeneğinde “yapıtlar, yazıldıkları dönemi yansıtır ve onu yönlendirir” sözüyle anlatılmak istenenin, verilen cümledeki düşünceye çok yakın olduğu görülmektedir.
Cevap E
 
Örnek 7:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
A) Aynı kavram alanıyla ilgili söz değerlerinin oluşturduğu sözcük salkımları, Türkçemizin zenginliğini göstermektedir.
B) Anlamca ilişkili söz değerlerini içeren sözcük grupları oluşturmaya yönelik çalışmalara, ders kitaplarında gereğince yer verilmemektedir.
C) Öğrencilere, Türkçe düşünme alışkanlığı kazandırmak için, işlenen parçalarda geçen ve aralarında anlamsal bağıntılar olan sözcük kümeleri buldurulmalıdır.
D) Sözcükler arasında bağlantı kurma, karşıtlık ya da benzerlikleri ortaya çıkarma, Türkçe öğretimindeki temel etkinliklerden biri olmalıdır.
E) Türkçe ve yazın derslerinde sözcük çalışmaları, çeşitli sözcüklerin temel ve yan anlamlarını içerecek biçimde yapılmalıdır.
(2004 – ÖSS)
Çözüm:
Seçenekleri incelediğimizde B, C, D ve E’de Türkçenin eğitim ve öğretimde nasıl kullanılması gerektiği konusu üzerinde durulmaktadır. A seçeneğinde ise Türkçenin, sözcük yönüyle zengin bir dil olduğundan söz edilmektedir.
Cevap A
 
Örnek 8:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
A) Üslup, insanın konuştuklarını ve yazdıklarını biçimlendiren kişisel bir öğedir.
B) Bir sanatçının üslubu, o sanatçının kendisidir.
C) Sanatçı, sözcükleri seçip yan yana getirirken onlara kendi damgasını vurur.
D) Üslup, sanatçının kişiliğini yansıtan bir aynadır.
E) Bir sanatçı, yarattığı yapıtın türüne göre üslup kullanır.
(2003 – ÖSS)
Çözüm:
Seçenekleri incelediğimizde A, B, C ve D’de sanatçının üslubunun, kişisel özellikler taşıdığından; E’de ise sanatçının, üslubunu yapıtının türüne göre belirlediğinden söz edilmektedir.
Cevap E

Karşıt Anlamlı Cümleler

Anlam bakımından birbiriyle çelişen cümlelerdir. Bu tür sorularda, örnek cümlede anlatılmak istenene ters düşen cümlenin bulunması istenir.

“Bir yapıt değerlendirilirken, onun anlatımındaki başarı ölçü alınmalıdır.”

Bu cümlede, sanat yapıtının başarısı, anlatımının başarılı olmasına bağlanmıştır. Dolayısıyla bu cümlenin karşıtını şu şekilde söyleyebiliriz:

“Sanat yapıtı, sözcüklerin seçimine ve kullanılışına göre değil, verilmek istenen mesaja göre değerlendirilmelidir.”
“Sanatçının işi, yaşamda gördüklerini kopya etmek değil, onları kendince yeniden şekillendirmektir.”

Bu cümlede, sanatçının, gözlemlerini yapıtına değiştirerek aktarması gerektiği anlatılıyor. O halde bu cümleyle anlamca çelişen cümleyi şöyle dile getirebiliriz:

“Sanatçı, düş gücünü kullanmamalı, yaşananları yapıtlarına olduğu gibi aktarmalıdır.”

Örnek 9:
(I) Konu “kitap” oldu mu herkes bir şeyler söylüyor. (II) Bana ters gelen bir görüş ise bugünlerde oldukça yaygın. (III) O da şu: Kitap konusunda yetişkin ve çocuk ayrımı yapılamaz. (IV) Çünkü iyi bir çocuk kitabı mutlaka yetişkinlere de seslenir. (V) Bu düşüncenin doğruluğuna inanmıyorum. (VI) Nedeni de şu: Çocukların severek okuyacakları nitelikli bir kitap, yetişkinlere pek bir şey söylemeyebilir ya da yetişkinlerin severek okuyacağı bir kitap, çocukları hiç de heyecanlandırmayabilir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri, “çocuklarla yetişkinlerin aynı kitaplardan hoşlanmayacağı” düşüncesine ters düşmektedir?
A) I. ve III.   B) I. ve IV.   C) I. ve VI.   D) III. ve IV.  E) IV. ve VI.
(1997 – ÖSS)
Çözüm:
Soruda, “çocuklarla yetişkinlerin aynı kitaplardan hoşlanmayacağı” düşüncesine ters düşen cümleler istenmektedir. III. cümledeki “Kitap konusunda yetişkin ve çocuk ayrımı yapılamaz.” yargısı ve IV. cümledeki “İyi bir çocuk kitabı mutlaka yetişkinlere de seslenir.” yargısı, soruda belirtilen düşünceye ters düşmektedir.
Cevap D

Cümle Tamamlama

Bitirilmemiş bir cümlenin, düşüncenin akışına göre anlamca uygun bir biçimde tamamlanmasıdır.

“Benim için sanat yapıtının en önemli özelliği, nasıl anlattığı değil, —-.

Bitirilmemiş bu cümleden, yapıtta anlatımın önemli olmadığı anlaşılmaktadır. Boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre, yapıtta önemli olan düşüncenin getirileceği, bunun da yapıtın konusu olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, düşüncenin akışına göre bu cümle şu şekilde tamamlanabilir:

“Benim için sanat yapıtının en önemli özelliği, nasıl anlattığı değil, ne anlattığıdır.”
“Her sanat yapıtında, daha önce ortaya konan yapıtlardan izler vardır, bu nedenle —-.”

Yarım bırakılmış bu cümleden, her sanat yapıtında, başka yapıtların, sanatçıların etkilerinin olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu cümle şu şekilde tamamlanabilir:

“Her sanat yapıtında, daha önce ortaya konan yapıtlardan izler vardır; bu nedenle hiçbir sanatçı, başkalarından etkilenmeden yapıt oluşturduğunu söyleyemez.”

Örnek 10:
Her ressam, aynı doğa parçasını tuvaline farklı biçimlerde yansıtır.
Bu cümlenin sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun olmaz?
A) Doğa, her sanatçı için değişmez bir konu alanıdır.
B) Çünkü olaylara, durumlara bakış açısı sanatçıdan sanatçıya değişir.
C) Bu, aynı zamanda biçemle ilgili bir durumdur.
D) Bunda sanatçının doğayı algılama biçiminin etkisi vardır.
E) Bunu, yaratıcılığın bir gereği sayabiliriz.
(2005 – ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümlede, ressamların, aynı varlığı, yapıtlarına değişik biçimlerde yansıttığı dile getirilmektedir. Bu cümleden sanatta farklılığı sağlayan özelliğin konu değil, üslup olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla B, C, D ve E seçenekleri sanatta farklılığın üslupla sağlanabileceğini desteklediğinden bu cümlenin sonuna getirilebilir. A seçeneğinde ise konu ön plana çıktığından bu seçeneğin, cümlenin sonuna getirilmesi uygun değildir.
Cevap A
 
Örnek 11:
Ailede tüm yükümlülükleri üzerlerine alan, çocuklarını her türlü sorumluluktan uzak tutan anne babalar —- bireyler yetiştirirler.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) her bakımdan kendilerine benzeyen
B) işini seven, görevlerinin bilincinde olan
C) bulundukları her ortama kolayca uyum sağlayan
D) karşılaştıkları güçlükleri yenmek için her türlü yola başvuran
E) yaşamını biçimlendiremeyen, başkaları tarafından yönetilmeyi bekleyen
(2001 – ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümlede, çocuklarına sorumluluk yüklemekten kaçınan anne babaların, hangi özelliklere sahip bireyler yetiştirdiklerinin tespit edilmesi istenmektedir. Dolayısıyla boş bırakılan yere, bu bireylerin özelliklerini ifade eden sözlerin getirilmesi gerekmektedir. Düşüncenin akışına göre bu özelliklerin; kendi yaşamını yönlendirememek, başkalarınca yönlendirilmek olduğu anlaşılmaktadır.
Cevap E
 
Örnek 12:
Birçok sanatçının sanat dünyasından silinip gitmesinin nedeni —-.
Bu cümle, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
A) gelişme ve değişmelere uyum sağlayamamasıdır
B) her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkmasıdır
C) kendisini sanatına bütünüyle vermemiş olmasıdır
D) yeni ve özgün yapıtlar ortaya koyamamasıdır
E) çağın gereklerine ayak uyduramamasıdır
(2001 – ÖSS)
Çözüm:
Verilen cümle, sanatçının unutulmasının nedeninden söz ettiğinden; bu nedenler doğrultusunda düşüncelerle sürdürülebilir. Ancak B seçeneğinde verilen “her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkması” düşüncesi bir sanatçının unutulmasının nedenleri arasında gösterilemez.
Cevap B

 
Top